Deponun paslı kapısı, geceyi ortadan ikiye bölen bir gıcırtıyla sonuna kadar açıldı. Bekir ve koruma, baygın haldeki Kadir’i kollarından sürükleyerek içeri soktular. Kadir’in kafası öne düşmüş, ağzından sızan alkol kokusu deponun rutubetli havasına karışmıştı. Bekir, "Ağam, paket geldi," diyerek Kadir’i deponun ortasındaki eski tahta sandalyeye adeta bir çuval gibi fırlattı. Halil, sandalyede yığılı duran adamı görünce kaşlarını çattı. Bakışları Kadir’den Asil’e döndü. "Asil... Bu o değil mi? Hazan’ın abisi olacak o namert?" dedi sesi kısık bir öfkeyle. Asil cevap vermedi. Sadece ceketini yavaşça çıkarıp Bekir’e uzattı. Gömleğinin kollarını dirseklerine kadar katladı. Her bir katlayışında, içindeki o merhametli adamın biraz daha derine gömüldüğünü hissediyordu. Asil, Bekir’e hafif bir b

