A: İyi misin?
Gökalp: Seni ne kadar ırgalar
A: Bilmem ırgalamaz mı?
Gökalp: Hayır
A: Peki, konuşacak birisini ararsan burdayım
Gökalp: Bak canım senin aksine tonlarca gerçek arkadaşım var
Gökalp: Ve senin gibi birisine derdimi anlatacak değilim
A: Tonlarca gerçek arkadaşım olmadığını nerden biliyorsun?
Gökalp: Kim olduğunu biliyorum çünkü
A: Her gün tekrarladığın ama asla kim olduğumu söylemediğin kısma geldik sanırım
Gökalp: Evet çocuk eğlendiriyorum
A: Eğlenmek istesem sana gelmezdim
Gökalp: O zaman benden uzak dur
A: İyi hadi biraz senden konuşalım
Gökalp: Lan uzak dur benden diyorum
A: Yoo
Gökalp: İyi konuş
A: Onu çok seviyorsun değil mi?
Gökalp: Kimi?
A: İkimiz de biliyoruz
Gökalp: Senin neyine güvenip cevap vereyim deli misin sen?
A: Ben cevabımı aldım
A: Peki onu unutmayı deneyip başkasını sevsen
Gökalp: Kimseyi sevmiyorum
Gökalp: Sevmeye de ihtiyacım yok
A: Gökalp ben seni seviyorum
A: İlk gördüğüm andan beri diyemem belki ama
A: Seni görmek seninle konuşmak bana o kadar iyi geliyor ki
A: Kim olduğumu bildiğini söylüyorsun
A: Bildiğine eminim, yalan söylemeyeceğini düşünüyorum
A: Ki biraz etrafına baktığında da hemen anlaşılıyor
A: O kadar kıskanıyorum ki sana ruhen bu kadar yakınken bedenen yanında olamamayı
A: Seni gerçekten seviyorum
A: Onu ne kadardır seviyorsun bilmiyorum ama
A: Bilmiyorum başkasını unutturmak için hayatına da girmek istemiyorum
A: Yara bandı görevi görevi görmek istemiyorum
A: Bilmiyorum işte neyse ben burdayım gelmek istersen
A: Bana bir adım atarsan sana on adım atacağımı bil yeter
Gökalp: Pazar günü buluşalım mı sabahtan?
A: Tabii ama niye?
Gökalp: Son bir kez görüşmek için istediğin gibi
Gökalp: Bir daha görüşemezsek içinde kalmasın diye
A: Derken?
Gökalp: Kanada'ya gitmeye karar verdim babamla
A: Babanla mı?
Gökalp: Evet, yani şu anlık aklımda gitmek var
A: Teşekkür ederim
A: Beni ilk ve son defa düşündüğün için
Telefonumu kapatıp kendimi yatağa bıraktım ve dolan gözlerimi ellerimle sildim. Ne demek gidiyordu? Keşke daha önce yazsaydım. Daha çok konuşacak zamanımız olurdu.
Hem belki Akşın yerine beni severdi...
Aşkolar Wp Grubu:
Gökalp: Nerdesiniz lan
Yarkın: On dakikaya her yerdeyim canım sen
Gökalp: İki gün sonra Kanada bebeğim
Sedat: Aynen kanka beni de Pierre Loti Paris'e çağırdı, parfüm yapıcakmış benim kokumu çok sevmiş
Miray: Sedat bi kafa açma annesinin kuzusu
Miray: Ne demek Kanada lan Götalp
Gökalp: Bize gelsenize müsaitseniz
Sedat: Kapıyı aç rüzgar çok var
Gökalp: Lan onun bunun çocuğu ne ara geldin
Sedat: Gidiyim mi??????!?!?!?!?!?!?!
Miray: Sedat kaşarı beni alsana ben bilmiyorum yolu
Akşın: Yuh Miray yüz defa gittik nasıl bilmiyosun yön özürlüsü
Sedat: Yok Akşın ablası o benle baş başa kalmak istiyor
Miray: Gökalpcim konum sallasana bebeğim
Gökalp: *Konum
Sedat: Dur lan dur
Sedat: Tek başına gelme
Miray: Kes gelirim ben
Sedat: Başına bela açarsın akşamın bu saatinde bekle beni
Miray: Hayırdır sen mi koruyacaksın beni
Sedat: Yok be kızım beraber kaçarız aksiyon olur
Sedat: Maksat çocuklarımıza anlatacak anılarımız biriksin ;))))
Akşın: YUH
Miray: Sen aşıksın arkadaş
Sedat: Beş dakikaya kapındayım inmen için dört dakikan var
Miray: ok bbbbbb
Yarkın: Akşın güzelim sen de in yavaştan istersen, alayım geçerken seni
Akşın: Ben annemle kavga ettim :((((
Akşın: İzin vermez :((((
Akşın: Beni görüntülü arasanız :((((
Yarkın: Aç kapıyı ben konuşayım
Akşın: Yuh hayır git sen
Yarkın: Peki
Akşın'ın Ağzından,
Telefonumu bırakıp annemi yoklamak için ayağa kalktım. Odamın kapısını açmamla zilin çalması bir olmuştu. Korkuyla gözlerimi açarak annemin sağır olmasını diledim.
Annemin terlik sesini duymamla yerin dibine girip bir daha çıkmamak için Allah'a dua etmeye başlamıştım, pek başarılı olduğum söylenemez. Hatlar meşgul galiba.
"Anne dur. Ben açarım." diye çığıra çığıra koridorda koşmaya başlamıştım. Hızımı alamayınca halının kaymasıyla birlikte annemin açmış olduğu kapının önüne kapaklanmıştım.
Açık kapıya gözlerimi kaydırmamla gözlerini pörtleterek bana bakan Yarkın'a gülümsedim. Düştüğüm yere yayılarak: "Naber?" dememle annem sabır dileyip Yarkın'a döndü.
"Buyur Yarkın oğlum gir içeri." Yarkın omurgasızı dünden razı olduğu için teşekkür edip hemen içeri girdi. Annem önden mutfağa gidip: "Geçin içeri ben içecek bir şeyler koyayım." dediğinde Yarkın'ın kolunu cimcikleyerek kısık bir sesle: "Ne işin var burda." dediğimde bana cevap vermeden babasının evindeymiş gibi bir rahatlıkla salona doğru ilerleyip koltuğa oturdu.
"Annem elinde tepsiyle salona girdiğinde Yarkın'ın montunu çıkarmamış olduğunu görünce kaşlarını çatarak bana döndü.
"Kızım çocuğun montunu alsana, ne bakıyorsun öyle bön bön suratıma?" dediğinde hemen itiraz ettim.
"Yok anne o hemen gidicekmiş zaten ben sordum." dememle kaşlarını çatarak Yarkın'a baktı.
"Aa niye oğlum, otursaydın biraz." diyen anneme dönerek onu yanıtladı.
"Aslında Nurgül Teyze ben Akşın'ı almak için gelmiştim."
Annem şaşırarak bana dönmüştü ben ise sadece gülümsemekle yetinmiştim. Kafasını benden Yarkın'a çevirirken: "Niyeymiş oğlum o gecenin bu saatinde?"
"Nurgül Teyzecim biliyorsun bizim Gökalp'i..." Yarkın konuşurken annem kafasıyla onu onaylamıştı.
"Heeh, işte onun babişkosu yıllardır gelmiyordu. Bugün gelip onu okuldan aldı, eve götürdü ve bir şeyler olmuş. Yurtdışına gidiyorum diye mesaj attı, çok kötüymüş hatta ben aradım ağlıyordu. Sedatla Miray da şimdi onlara gitti, benim de yolumun üstü eviniz biliyorsun." Annem lafını keserek,
"Evet ne hikmetse her gün bu taraflarda bir işi oluyor." dediğinde içimden gülmeye başlamıştım. Yarkın da öksürerek konuşmasına devam etti.
"Akşın'a sordum, sizinle arasının kötü olduğunu ve yüzsüz gibi sormak istemediğini çünkü kendisinin hatalı olduğunu söyledi. Ben de ondan habersiz gelip sizden izin almak istemiştim."
Annem şaşkınlıkla gözlerini ardına kadar açtı. "Asla böyle bir şey söylemediğini biliyorum ama bu çocuk ortamı yumuşatmayı biliyor."
"E ben hazırlanayım o zaman?" anneme yönelttiğim soruyla annem seslice nefes verip: "Çok geçe kalmayın, kalacak gibi olursanız bana haber veriyorsun Akşın, ben sizi gelip alır evlerinize dağıtırım." diyen annemi öpüp odama doğru koştum.
Aşk adam yine halletmişti her şeyi.
2 saat sonra...
"İşte böyle aşkolar, gidiyorum." Gökalp'in tamamladığı konuşmasıyla hepimiz birbirimize bakmıştık.
Sedat itiraz ederek: "Oğlum annen gitmek istemiyorsan gitme demiş, niye gidiyorsun?"
"Eğitim için orası daha iyi olur diye düşündüm kanka ya, hem yeni bir hayat hoş güzel olur."
Yarkın derin bir nefes alarak konuşmaya başladı: "En iyisini sen bilirsin canım benim ama iyice düşündüğüne emin misin? Burada kurulu bir düzenin, annen var. Sıfırdan başlamak şu an için iyi bir fikir mi?"
"Bilmiyorum şu an için benim için doğru olan buymuş gibi geliyor."
İçimin burukluğuyla konuşmaya başladım: "Sen Nihal değilsin, ben de Behlül değilim; bizim için gitme diyemem ama biz ne olacağız lan?"
Gülerek: "Saçmalamayın oğlum siz her şeyimsiniz benim, her gün yakanızdayım." demesiyle bir nebze rahatlamıştım.
Biraz daha boş yaparak vakit öldürdükten sonra annemi arayarak bizi almasını istedim.
Hepimiz pazar günü havaalanında buluşmak için sözleşmiştik.
Götalpim gidiyordu. Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir lan?