TANITIM
"Ben çok seviyorum."
"Abla kurban olayım yapma adamın telefonunda bir sürü kız var."
"Yav sanane arkadaşıdır herkesin telefonunda var."
"Abla arkadaşı kız madem sen buna birşey demiyorsun neden ismi farklı kayıtlı."
"Ya kızım boşver erkek adam yapar evine barkına geliyor banane dışarda ne yapıyorsa yapsın...."
Keşke onu dinleseydim dediğim çok gün oldu ama ne fayda... Ben Gülsüm, hazırsanız size hayatımı anlatacağım, hatırladığım kadarıyla...
1995 yılında kalabalık bir aileye doğmuşum. 6 erkek 2 kız babamın tarafı 5 kız 4 erkek annemin tarafı. Annem, evin en küçük oğluyla evli. Babaannem dünyanın en iyi kayınvalidesi en iyi annesi herşeyin en iyisiydi... Annem 17 yaşında severek evlenmiş babamla zaten uzaktan akraba oldukları için birbirlerini tanıyorlarmış. Lise okuduğu için ve evde de ablaları olduğu için ona pek iş kalmazmış, o yüzden yemek yapmayı bilmezmiş...
Babaannem herşeyi öğretmiş, zamanla annemde alışmış. Dedem de varmış annem ilk evlendiğinde ama sonra çok hastalanıp vefat etmiş, ben kendisini sadece fotoğraflardan gördüm. Ama babaannem ahhh canım benim.... Evimiz her daim kalabalıktı, ailemiz kalabalıktı bayılırdım büyük sofralara. Bayılırdım kuzen ilişkimize, hep böyle devam edecek sanırdım, olmadı...
Annem, her şey gibi tabi ki annelikte de acemiymiş hepimizde oluyor illa ki ama babaannem hep yardım etmiş. Çok hastalıklı ve çok yaramaz bir kız çocuğuymuşum. Çok ateşlenirmişim küçükken, benim anımsadığım sadece güzel anılarımdı. Onlar da babaannemle olanlar.
Aslında hiç unutmamak için yazdım, yaşadıklarımızı ve ölmeden önce bana dediklerini. Çünkü insanız herşeyi çok çabuk unutuyoruz. Bence saf sevgi her zaman var içimizde ama onu çıkarabilecek bir hareket, bir davranış gerekli... Nerede kalmıştık? Ha evet çocukluğum, canım çocukluğum. Mahalle kültürüyle büyüdüm, hala da aynı mahallede oturuyorum. 30 koca yıl, bu kadar sene kimler geldi, kimler geçti bu hayattan.
Ben 40 günlük bebekken şuan yaşadığımız eve taşınmışız. Babaannem bu evden kalıcı mekanına gitmiş. Baba evi, büyüdüğün ev çok güzel ama benimsemek önemli. Kendi adıma söyleyeyim ben ev kavramı benimseyemiyorum ama sebebini bilmiyorum...
Dedim ya mahalle kültürüyle büyüdüm, aynı zamanda baskısıyla da. Bizim buralarda erkekler askere gider, işini bulur evlenir. Kızlar lise biter, yirmi beş yaşını görmeden evlenir. Yirmi beşini geçmiş kız evde kalmış sayılır. Biz iki kız bir erkek kardeşiz, en büyükleri benim, babaannemle dolu dolu 4 yıl geçiren de benim.
Diğer kardeşlerim sadece büyüklerimizin hatıralarıyla büyüdü. Hatta erkek kardeşim şuan öz be öz amcamı yolda görse tanımaz onları da erkek kardeşimi tanıyacağını pek sanmıyorum. Görüşmeyeli 15 yıl olmuştur... Merak etmeyin hepsini anlatacağım, zaten benim de biraz çenem düşüktür. Konuşmayı dertleşmeyi çok severim.
Baba tarafı kapatılsın, falan diyorlar ya yeni nesil. Aslında gerçekten baba tarafımı çok severim, zaten dediğim gibi onlarda bir beni tanırlar. Ama görüşemiyoruz çünkü atalarımızın dediği gibi milletin ağzı torba değil ki büzesin... Benim annem takıntılı bir insan gizli bir iş yapmaya kalktığımızda mutlaka anneme ya his gelir ya haberi gelir. O yüzden canımı üzmeye gerek yok.
Anneannem hastalanıncaya kadar hep babaannemi sevdiğimi sanırdım ama birini kaybedince anlıyorsun onu ne kadar sevdiğini... Annemin babası biz ona kendi aramızda Küçük Dedem diyorduk, çünkü babamın babası ondan büyüktü. Küçük dedemi 2007 yılında anneannemi ise 2020 yılında kaybettik. Ben size hem geçmişte yaşadıklarımı, hemde şuan da yaşadığımız 2025 yılını hemde geçmişi elimden geldiğince notlarıma bakarak yazacağım.
Size bu okuduğunuz kitapta anlatacağım karakterlerin veya olayların hiç biri kurgu değildir. Hepsi gerçek hayat hikayesinin size aktarılmış halidir. Sadece bazı isimler değiştirilmiştir.