Tarlada Pazarlık

567 Words
Güneş, Diyarbakır'ın engiz topraklarını acımasızca kavuruyordu. Ufuk, ısıdan titreşiyor, sanki dünyanın sonuymuşçasına puslu ve ağır bir görüntüye bürünüyordu. Mehmet, sırtına yapışmış terden nemlenmiş gömleğiyle, başkasına ait bir pamuk tarlasında, belini doğrultmaya korkarcasına çalışıyordu. Her hamle, sırtında bir iğne, ciğerlerinde yanık bir acı bırakıyordu. Parası için değil, iki kızının, Nare ve Neslişah'ın bir sonraki öğünü için çalışıyordu. Ama yüreğindeki asıl ağırlık, onları asla doyuramayacağı korkusuydu. Akşamın ilk serinlikleri çökermiş gibi yaparken, tarlanın kenarından gelen gür bir motor sesi onu irkitti. Doğruldu, elinin tersiyle alnındaki teri sildi. Toz bulutunun içinden, pırıl pırıl bir cip ve onun gücünü ve servetini her haliyle belli eden şoförü, Mahmut Ağa belirdi. Mahmut Ağa, kırk altısında, otoritesi bakışlarına işlemiş, Barzani aşiretinin bu bölgedeki en saygın (ve belki de en korkulan) isimlerinden biriydi. Üzerindeki keten takım elbise, Mehmet'in yırtık pantolonu ve esmiş lastik ayakkabılarıyla alay eder gibiydi. Mehmet'in içi bir an için umutla doldu. Belki bir iş, belki bir avuç fazla para... Ama sonra, Mahmut Ağa'nın yüzündeki ifadeyi gördü. Bu, hayırseverlik ifadesi değildi. Bu, bir avcının, avını incelediği o soğuk, hesaplayıcı bakıştı. Ağa, aracından indi, ağır adımlarla yanaştı. "Selamünaleyküm, Mehmet Efendi." "Aleykümselam, Ağa. Hoş geldiniz," diye mırıldandı Mehmet, sesi yorgunluk ve biraz da eziklikle titreyerek. "Hoş bulduk. İşler nasıl? Toprak verimli mi bu sene?" diye sordu Mahmut Ağa, formaliteyi yerine getirircesine. "Allah devlete zeval vermesin, Ağa. İş, iştir. Ekmeğimizi çıkarıyoruz işte." Mehmet, gözlerini yere dikmişti. Bir süre suskunluk oldu. Mahmut Ağa, etrafa, uzaklardaki dağlara bakındı. Sonra, birden, asıl konuya girdi. "Mehmet, duydum ki... büyük kızın, Nare, artık bir hanım kız olmuş. Doğru mudur?" Mehmet'in yüreği yerinden oynadı. Nereden duymuştu? Neden soruyordu? İçine bir korku düştü. "Evet, Ağa. On altısına bastı. Evin direği oldu, hamdolsun." "On altı mı?" dedi Mahmut Ağa, hafifçe gülümseyerek. "Güzel bir yaş. Benim gözümde daha çocuk, ama bizim geleneklerimizde, aşiretlerde, kızlar bu yaşta yuva kurmaya hazırdır." Mehmet bir şey söyleyemedi, sadece yutkundu. Mahmut Ağa, onun suskunluğunu onay işareti olarak aldı ve devam etti, sesi artık daha resmi ve pazarlığa hazır bir tondaydı: "Mehmet, ben seni tanırım. Çalışkansın, namuslusun. Ama şu haline bak. Gece gündüz çalışıyorsun, ama yine de dişe dokunur bir şeyin yok. Karın Hatice Hanım, çocukların... Hepsi perişan. Bu böyle gitmez." Mehmet'in yüzü kızardı. Utancından yere bakakaldı. Ağa'nın sözleri, bir bıçak gibi ciğerlerine saplanmıştı. Mahmut Ağa, bir adım daha yaklaştı. Sesini alçalttı, ama her kelimesi Mehmet'in kafasında bir çekiç darbesi gibi yankılandı: "Ben sana bir çözüm getireyim. Sen bana o kızını ver, Nare'yi. Kendime alayım, aşiretimin içine alayım onu. O, bir ağanın gelini olur, hiçbir şeye muhtaç olmaz. Senin de sırtından koca bir yük kalkmış olur. Üstüne, sana istediğin kadar başlık parası veririm. Artık başkasının tarlasında değil, kendi tarlanda çalışırsın. Ailen rahata kavuşur. Bu, reddedemeyeceğin bir teklif." Mehmet, öylece kalakaldı. Ağzı kurumuş, dizlerinin bağı çözülmüştü. Gözlerinin önüne, Nare'nin oyun oynarkenki kahkahası, yeşil gözlerindeki ışıltı geldi. Sonra, Hatice'nin, "Daha çocuk!" diyen çığlığı... Ama ardından, cebindeki birkaç bozukluğun sesi, karnındaki açlık ağrısı ve Mahmut Ağa'nın vaat ettiği altın para... Parıltı, Nare'nin gözlerindeki ışıltıyı bastırdı. "Ağa... O... O daha..." diye kekeledi. Mahmut Ağa, sözünü kesti. "Düşün, Mehmet. Ama çok da uzatma. Bu fırsat her ele geçmez. Yarın yine uğrarım, cevabını alırım." Dönmeden önce son bir kez, Mehmet'in perişan haline baktı. "Akıllı ol. Hem senin, hem de kızın için en hayırlısı bu." Cipine binip, toz bulutu içinde uzaklaşırken, Mehmet olduğu yerde, taş kesilmiş halde öylece kaldı. Avuçlarında, geleceğini ve kızının kaderini temsil eden sıcak, kavruk toprağı sıkıyordu. Gözlerinde, para ve vicdan arasında parçalanmışlığın ifadesi vardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD