Zümrüt, aynadaki aksine bakarken üzerindeki dantel işlemeli gelinliğin bir elbise değil, bir kefen olduğunu hissetti. Bugün hayatının en mutlu günü olması gerekirken, babasının yaptığı hataların bedelini ödemek için bir kurban gibi sunuluyordu. Kapı aniden açıldı. Demir Karahan, siyah takımı ve o her zamanki sert ifadesiyle içeri girdi.
"Hazır mısın?" dedi Demir. Sesi duygudan tamamen yoksundu, sanki bir cenazeye hazırlanıyor gibiydi.
Zümrüt, elindeki buketi o kadar sıkı tutuyordu ki parmak boğumları beyazlamıştı. "Hazır olmak mı? Bir köle pazarına çıkarılmaya hazır olunur mu Demir?"
Demir adımlarını ona yaklaştırdı. Aralarındaki mesafe kapandığında Zümrüt onun pahalı parfümünün ve o baskın erkeksi kokusunun etkisini hissetti. Demir, kadının çenesini sertçe kavrayıp yüzünü kendine doğru kaldırdı.
"Bana bak Zümrüt. Bu evlilik bir oyun değil. Dışarıdaki insanlar bizim birbirimize aşık olduğumuzu, bu evliliğin büyük bir tutkuyla başladığını düşünecek. Rolünü iyi oyna. Eğer bir tek hata yaparsan, babanın şirketini bir gecede yerle bir ederim."
Zümrüt, adamın elini sertçe itti. "Beni tehdit etme! Paramparça ettiğin bir hayattan daha ne alabilirsin ki? Ben senin sadece kağıt üzerindeki karın olacağım. Bu odanın kapısı kapandığında, sen benim için sadece bir yabancısın."
Demir alaycı bir şekilde güldü. "Bir yabancı mı? Göreceğiz Zümrüt Karahan. Göreceğiz."
Düğün bittiğinde, Karahan malikanesinin devasa kapıları arkalarından kapandı. Burası bir evden çok, altın bir kafesi andırıyordu. Demir, ceketini fırlatıp çalışma odasına yöneldi.
"Odalarımız ayrı olacak, merak etme," dedi arkasına bile bakmadan. "Sen üst kattaki sağ koridordaki odayı kullanacaksın. Benim odama girmek, çalışma masama dokunmak yasak. Bu evde benim kurallarım geçerli."
Zümrüt, merdivenlerin başında durdu. "Zaten seninle aynı havayı solumak bile bana yetiyor Demir. Kuralların senin olsun, ben sadece özgürlüğümün geri verileceği günü bekliyorum."
Demir duraksadı. Merdivenlere doğru dönüp ağır adımlarla yukarı çıktı. Zümrüt’ün tam önünde durdu. "Özgürlük mü? Sen bu eve girdiğin an özgürlüğünü sattın Zümrüt. Şimdi git ve o gelinlikten kurtul. Gözlerin o kadar çok nefret kusuyor ki, bakmaya bile değmezsin."
Zümrüt odasına koşup kapıyı kilitlediğinde, hıçkırıklarını daha fazla tutamadı. Bu devasa evde, bu soğuk adamla nasıl yaşayacaktı? Ama bir şeyi biliyordu: Demir Karahan onun gururunu asla kıramayacaktı.