​📖 4. BÖLÜM: SOĞUK SABAHIN İLK SAVAŞI

479 Words
Malikanenin devasa pencerelerinden sızan sabah güneşi, Zümrüt için yeni bir hayatın değil, hapis hayatının ilk günüydü. Gece boyu ağlamaktan şişmiş gözlerini aynada gizlemeye çalıştı. Üzerine sade ama asil bir elbise giyip aşağı indiğinde, kahvaltı masasında Demir’i elinde tabletiyle, sanki dün gece hiç yaşanmamış gibi işleriyle ilgilenirken buldu. ​Demir, Zümrüt’ün geldiğini hissettiği halde başını bile kaldırmadı. "Geç kaldın," dedi buz gibi bir sesle. "Bu evde kahvaltı saati sekizdir. Yarın bu kurala uyulmasını istiyorum." ​Zümrüt, masanın en uzak ucuna oturdu ve tabağına dokunmadı bile. "Ben senin askerin değilim Demir. Emirlerini çalışanlarına sakla. Benim üzerimde hiçbir otoriten yok." ​Demir yavaşça tabletini masaya bıraktı. Gri gözlerini Zümrüt’e diktiğinde, havada adeta elektrik akımı oluştu. "Senin üzerindeki otoritemi dün imzaladığın o kağıtlarla aldım. Bu evde benim soyadımı taşıyorsan, benim düzenime uyacaksın. Eğer uymazsan, babanın o çok sevdiği antikacı dükkanının yerinde yarın bir enkaz yığını görebilirsin." ​Zümrüt’ün boğazı düğümlendi. "Sen gerçekten bir canavarsın. İnsanların zaaflarını kullanmak seni ne kadar güçlü hissettiriyor?" ​Demir hafifçe gülümsedi ama bu gülümseme dudaklarında donmuş bir alaydan ibaretti. "Canavar değil, sadece gerçekçiyim. Şimdi o kahvaltını yap ve hazırlan. Akşam bir davetimiz var. İlk kez 'Karahan' çifti olarak toplum içine çıkacağız. Rolüne hazırlansan iyi olur, zira o masum genç kız imajın bu gece işimize yarayacak." ​Zümrüt masadan hızla kalktı. "Benden rol yapmamı isteyebilirsin ama benden sana gerçekten bakmamı bekleme. O gece herkes senin ne kadar şanslı olduğunu düşünecek, ama ben sadece oradan kaçmak isteyeceğim."Akşam olduğunda malikane önünde son model siyah araçlar bekliyordu. Zümrüt, zümrüt yeşili, sırt dekolteli ve vücudunu saran bir elbise giymişti. Saçlarını ensesinde topuz yapmış, sadece birkaç tutamı serbest bırakmıştı. Merdivenlerden inerken Demir’in bakışlarının bir anlığına üzerinde donup kaldığını fark etti. ​Demir, hızla kendini toparlayıp yanına yaklaştı ve elini beline yerleştirdi. Eli, elbisenin açık bıraktığı tenine değdiğinde Zümrüt istemsizce ürperdi. ​"Güzel olmuşsun," dedi Demir kulağına eğilerek. Sesi bu sefer biraz daha boğuktu. "Ama unutma, bu sadece vitrin. Yanımdan bir saniye bile ayrılmayacaksın." ​Davetin yapıldığı otele girdiklerinde tüm gözler üzerlerine çevrildi. Kameralar parlıyor, fısıltılar yükseliyordu. Tam o sırada, kırmızı elbiseli, oldukça iddialı bir kadın onlara doğru yürümeye başladı. Bu, Demir’in eski sevgilisi ve şu anki iş ortağı olan Selin’di. ​Selin, Demir’in yanına gelip yanağına samimi bir öpücük kondurdu. "Demir, canım! Sonunda evlendiğine inanamıyorum. Ve bu da... küçük gelinin mi?" ​Zümrüt, kadının kendisini küçümseyen bakışlarını fark edince Demir’in koluna daha sıkı sarıldı. Bu bir refleksti, belki de Demir’e olan nefretine rağmen o anki yalnızlığını bastırma çabasıydı. ​"Zümrüt benim karım Selin," dedi Demir, sesinde tuhaf bir sahiplenme vardı. "Ve onunla tanışman için bir sebep göremiyorum." ​Selin, Zümrüt’e dönüp yapay bir gülümsemeyle ekledi: "Dikkatli ol tatlım, Demir zordur. Hele ki kalbinde başkaları varken onunla aynı yastığa baş koymak... Gerçekten cesaret ister." ​Zümrüt, Demir’in elinin belinde nasıl kasıldığını hissetti. Kalbi hızla çarpmaya başladı. Demir’in hayatında bilmediği bir kadın mı vardı? Yoksa bu evlilik sadece borçlar için değil, birilerini unutmak için mi yapılmıştı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD