8.Bölüm

1736 Words
Cavidan atından iner inmez evlerinin önünde bekleyen Ali'nin üstüne yürüdü gözlerinden ateş saçarak. Saçlarını geriye itti ve kendisine saldıracağını anlayarak kaçan Ali'nin peşinden koştu. Ali bahçeye girerek masanın başında oturan babaannesinin ardına saklandı. "Kurtar babaanne beni. Yendim diye bana saldırıyor." "Yalancı pislik seni! Hile yaptın bir kere. Yenmedin beni! Buraya gel, senin o siyah saçlarını tek tek yolmazsam bana da Cavidan demesinler!" "Sen de hile yaptın akıllım bir kere. Daha başlama emrini vermeden fırlayıp gittin. Ben sadece durumları eşitledim. Mızıkçılık yapma da paranı hazırla. Öyle acıyıp da ucuz bir yere götürmem seni valla, benden söylemesi." Cavidan derin bir nefes alıp vererek eve doğru yürüdü. Sinirden köpürmüştü, koşarak evin içine girdi. Babası ile annesinin sesleri geliyordu içeriden. Fısır fısır bir şeyler konuşuyorlardı. Ilk başta takmadan kendi odasına geçecekken birden konuşmanın içinde kendi isminin geçtiğini duyunca olduğu yerde durdu. Sonra oturma odasının kapısına gelerek sırtını duvara verdi konuşmayı duyabilmek için. "Gülbeyaz sen anlamıyorsun herhalde. Kızımız aynı evde büyüdüğü adama aşık olmuş diyorum ve sen olabilir mi diyorsun? Kafayı mı yedin sen? Olmaz, izin veremem böyle bir şeye. Ablanı ara konuş, oraya gönderelim Cavidan'ı. Uzak kalsın evden. O sırada da abimle konuştum, Ali'yi birisi ile baş göz ederiz. Cavidan da unutur gider böylelikle." Cavidan babasının sözleriyle donup kaldı. Anlamıştı demek, o yüzden böyle kendisini evlendirme derdine düşmüştü. Kalbi sıkıştı, elleriyle elbisesinin eteklerini tutup sıktı sıkı sıkı. "Ali? Ya o? O da seviyorsa olmaz mı bu iş Kemal? Ne kadar da yakışırlar birbirlerine." Babasının derin bir nefes alıp verdiğini duydu Cavidan. Kalbi hızlı hızlı atıyordu. Kendisini anladılarsa Ali'yi de anlamış olabilirlerdi. Ali de kendisini seviyor muydu, var mıydı gönlü yoksa? "Yok Gülbeyaz. Ali sevmiyor bizim kızımızı. Benim en büyük korkum Cavidan'ın Ali'ye iyice gönlünü kaptırıp üzülmesidir. Baştan önlemimizi alalım ki kızımız olmayacak bir şeyin ardına takılıp da kendini perişan etmesin. Hem abim de istemiyor böyle bir şeyi... Abimle aramız açılacak, aynı sofraya oturuyoruz, aynı dükkandan ekmek yiyoruz. Sonra nasıl birbirimizin yüzüne bakarız?" "Ah, Cavidan ah! Benim talihsiz kızım. Olmayacak bir aşka düştü demek. Yüreğim sızlıyor Kemal. Tamam, ben ablamı arayayım da Cavidan'ı onun yanına gönderelim. Kışı orada geçirsin. Abine de söyle o arada Ali'yi birisiyle sözleyecekse sözlesin, yeter ki kızım üzülmesin daha fazla." Cavidan derin bir nefes alıp vererek hızla kendi odasına geçti. Kapıyı kapatıp yatağına oturdu bir hüzünle. Ya Ali ya da o evlenecekti ki imkansız olanın imkana yakın olması engellensin, bu işten kaçar yoktu. Ali sevseydi kendisini böyle mi olurdu hiç? Üzülmezdi, acı çekmezdi.      Akşam yemekten sonra Cavidan odasına çekildi yine son zamanlarda hep yaptığı gibi. Canı sıkkındı. Elbisesini çıkartıp bir köşeye attı, geceliğini giyinip yatağına uzandığı sırada kapısı çaldı. İçeriye Asude girdi. "Cavidan erkenden uyuyacak mısın? Ben de seni çağırmaya gelmiştim." diyen Asude'ye doğrulup baktı Cavidan merakla. "Niye? Bir şey mi oldu? Neden beni çağırıyorsun?" "Film izleyelim diyecektim. Canım sıkılıyor da. Mısır da patlattım. Oh! Şimdi ne güzel olur. Hadi, kalk! Ben gidiyorum, benim odama gel." diyerek daha bir şey demesine fırsat vermeden çıkıp gitti Asude. Cavidan derin bir nefes alıp vererek geriye yattı. Şimdi gidecekti, daha iki dakika önce gördüğü Ali'yi görecekti ve morali bozulacaktı. Hem Asude de vıcık vıcık olan aşk filmlerinin hastasıydı. Hiç şimdi saçma sapan gerçekte olmayacak, insanları boş boş hayallere sürükleyen o romantizm batağı filmleri izleyecek hali yoktu. Kimse kimseyi o kadar sevmezdi... Yalandı. Yatağında bir iki kere döndü uyumak için. Sonra dayanamayıp kalktı, üstüne ince bir hırka geçirip odasından koridora ardından dışarıya çıktı. Niye herkes sürekli bahçedeki masada oturup çay içiyordu, anlamıyordu. Başka işleri güçleri yok diye içinden geçirirken Cavidan dudaklarını büzdü. Başka işleri olmaz mıydi hiç? Vardı... Ya kendisini ya da Ali'yi evlendirme derdine düşmüşlerdi. "Nereye Cavidan?" "Kocaya kaçıyorum baba, nereye olacak başka?" diyerek umursamaz bir tavırla yanlarından geçip amcasının evine doğru yavaş yavaş adımladı. "Ay, valla bu kız bana bir gün kalp krizi geçirttirecek! Edepsiz!" diye bağıran babasını takmayarak amcasının evine girdi. Ali neredeydi acaba? Uyuyor muydu yoksa? "Aman, sıkıcı! Ne yapacak başka, horul horul uyuyordur şimdi. Gıcık!" diyerek Asude'nin odasına girdi. İçerisi karanlıktı, bilgisayarın ışığı açıktı ve Asude yatağında oturuyordu. Kapıyı kapatıp ışığı yaktı. Yakar yakmaz Asude'nin yatağında oturan ve Asude sandığı kişinin Ali olduğunu görünce korkarak yerinde sıçradı.  Kalbini tuttu... "Ödümü kopardın Alinazik. Yanlış mı geldim? Odaları mı değiştiniz Cavidan ile yoksa?" "Yok doğru geldin de hayırdır akşam akşam, ne işin var Asude ile?" "Film izlemek için çağırdı ama herhalde sizin işiniz var, ben gideyim." Ali oturduğu yerden fırladı Cavidan kapı kulpunu tutarken. Dizlerinin üstünde yatakta öylece genç kadına baktı. "Beni de film izlemek için çağırdı. Yani gitmene gerek yok. Gel otur şöyle. Mısır almaya gitti kendisi." Cavidan derin bir nefes alıp verirken kapı açıldı. Cavidan biraz geriye çekildi Asude içeriye girebilsin diye. Ne saf kızdı bu Asude? Acaba ailelerinin Ali ve kendisi ile ilgili düşündüklerini bilse hiç böyle abisi ile Cavidan'ı aynı anda film izlemeye davet eder miydi, etmezdi. Cavidan uzanıp genç kadının elindekileri alarak ona yardım etti ve geçip Ali'nin yanına, Asude de ışığı kapatarak geçip ikisinin arasına oturdu. Bilgisayarı kucağına aldı ve izleyecekleri filmin ismini yazdı arama motoruna. Cavidan filmin ismini görünce gözlerini devirip başını duvara yasladı. "Kızım bu ne? Açsana şöyle güzel bir aksiyon filmi de gözümüz gönlümüz açılsın." dedi Cavidan. Genç adam onun sözlerinin üzerine güldü. "Kalsın Cavidan. Ne güzel işte." diyen Ali'ye baktı genç kadın. Neydi yani? Abi kardeş ikisi de romantizm filmi izlemeyi mi seviyorlardı? "Aman be! Tamam açın izleyelim madem! Allah'ım film zevkleri beni benden alıyor cidden bu ikisinin. Sevgilinizle veya eşinizle filan izleseniz gelecekte daha güzel olmaz mı? Benimle niye izliyorsunuz böyle şeyleri?" Asude kıkırdadı onun sözlerine ve filmin reklamını geçip filmi başlattı. Kasımda Aşk Başkadır...    Cavidan filmin ilk beş dakikasını sessiz sedasız izledi. Dayanabilirdi... Evet, yapabilirdi bunu ama sonra uyuklamaya, kafası sürekli önüne düşmeye başladı genç kadının. Asude arada onu dürtünce uyanıp bir iki dakika filme bakıp tekrar uyuyordu. Bir yerden sonra Asude o kadar dürttü ki genç kadını, Cavidan'ın uykusu kaçtı. "Ayy! Allah'ım! Bu ne? Iyyy! Öptü! Kusucam! Öğğ!" "Cavidan, şşt!" "Bu hep böyle mi?" diye sordu Ali. Tabiki hep böyle değildi Cavidan. Bazen sıkılmasına rağmen izliyordu Asude'nin istediği filmleri ama şimdi Ali vardı ya bilerek yapıyordu. Yoksa öpüşme sahnesi onu rahatsız etmezdi. Boş boş bakardı yani ekrana.  "Hayır!" "Hayır mı? Yalan söyleme Asude!" "Yalan mı?" "Ayyy! Atla atla! Bu işin sonu pek hayra alâmet gitmiyor benden söylemesi..." diyerek eliyle bilgisayarın kaydırma düğmesine bastı iki kere. Film dururken abi kardeş dönüp Cavidan'a baktılar. Ali gülmemek için kendini zor tutuyordu, Cavidan kendisinden dolayı utanmış mıydı yoksa? "Sen izlemedin mi bu filmi hem Asude?" "Abim izlememişti." "Afferin! Abinin yanında nasıl böyle şeyler izleyebiliyorsun, aklım almıyor valla!" "Abartma Cavidan. Kaç yaşında insanlarız, şu sahneyi her gün televizyon dizilerinde izliyoruz." "Saçmalama da ver şu bilgisayarı! Aksiyon açacağım!" "Olmaz, bitmedi daha film. Tamam, atlayacağım burayı. Bırak!" diyerek bilgisayarı Cavidan'ın elinden çekti Asude. Onu buraya aksiyon filmi izlemeye çağırmamıştı ki... Ambiyans oluşturmaya, abisiyle Cavidan'ı birbirine yapmaya çalışıyordu. Aksiyon açarsa ne anlamı kalacaktı onca yaptığı organizasyonun? Cavidan'ın izlemek istemediği sahneyi atladı genç kadın ve filmi tekrar başlattı. Cavidan karnına çektiği dizlerine yanağını yaslarak filmi izlerken Ali filmi bırakmış Cavidan'ı izliyordu. Ne kadar saf bir güzelliğe sahipti Cavidan. İnsanın baktıkça bakası geliyordu o güzel yüzüne.      Film biterken ben bunu izlemem diyen Cavidan filmi ikinci defa izlemesine rağmen ağlamaya başladı. Hırkasıyla gözyaşlarını silerek kızgınlıkla iki kardeşe döndü. "Alın işte! Sizin yüzünüzden gözümde yaş kalmadı. Bu, ne bu? Niye mutsuz sonla bitti ki? Aksiyon izleyeseydik daha iyi değil miydi? Söyleyin bana! Ahh! Gözlerim acıyor..." abi kardeşi Cavidan'ın sızlanmalarına gülerken birden odanın kapısı ve ardından ışık açıldı. Kerem kucağına Selim'i almış kendilerine bakıyordu kırgın bir şekilde. "Film gecesi düzenliyorsunuz ve bizi çağırmıyorsunuz! Selim, abicim biz dış kapının dış mandalıyız galiba." "Ben mandal değilim..." diyen Selim'in ardından Cavidan kollarını Selim'e doğru uzattı. Morali pek bozulmuştu akşam akşam. Biraz Selim'i mıncırsa keyfi yerine gelirdi, biliyordu. Selim olayı fark eder etmez kollarını Kerem'in boynuna sardı. "Verme beni ona! Verme beni ona! Anneee!" "Aman be! Sana kaldım sanki ben? Bücür! Nasıl da belli abinle ablanın kardeşi olduğun? Hele şu tipe bak! Mızmızlanıp durma, zaten üzgünüm." diyerek ayağa kalktı Cavidan. İyice hırkasına sarıldı. Ali onun leopar desenli, üstünde pembe bir kedi olan geceliklerine baktı istemsizce. Gülümsedi... Bu komik gecelikleri de nereden bulup giyinmişti genç kadın? Cavidan ile yaşayan insan yaşlanmazdı herhalde. Her gün gülecek bir şeyi olurdu insanın onunlayken.  "Beş yaşındaki çocukla çocuk olman da Cavidan..." "O mu çocuk? Ha! Güldürme beni Alinazik! O çocuksa ben daha doğmadım demektir." "Ben de onu diyorum ya zaten. Çocuk gibisin." Cavidan kaşlarını çatıp Selim'e baktı. Şimdi Ali ona hakaret mi etmişti? Onu beş yaşındaki çocuk ile eş değer mi tutuyordu? Kızarmış gözleriyle tekrar Ali'ye döndü. Zaten sabah da hile yaparak kendisini yenmişti yarışta. Hala sinirini atabilmiş değildi. Birden kimse ne olduğunu anlamadan Ali'nin üzerine saldırdı, sürekli yolmak istediği genç adamın saçlarından tuttup çekiştirdi. "Oha!" diyerek bir anda çıkan karmaşayı izleyen Kerem güldü kahkaha atarak. "Bırak Cavidan! Ahh! Napıyorsun?" "Hile yaptın sabah!" Ali saçlarını kurtarıp araya giren Asude'nin arkasına saklandı. "Ne yapıyorsun Cavidan? Ne oldu birden bire?" diye sordu hayretle Asude. Halbuki sabahtan beri romantik bir hava yaratmaya çalışmıştı ama Cavidan ne güzel bir ambiyansın olmasına izin vermişti ne de geceyi güzel bir sonla kapatmalarına müsaade etmişti. "Sevmiyorum ben Alinazik'i hiç! Hem de hiç sevmiyorum!" "Ben de sana bayılıyorum sanki deli Cavidan! Yoldun saçlarımı. Kız olmasaydın ben sana yapacağımı biliyordum ama dua et sana kaba kuvvet kullanacak kadar kaba bir erkek değilim..." "Sen kız gibisin be! Hala kendine nasıl erkek diyebiliyorsun, anlamıyorum." Ali öfkeyle yerinden fırlayıp ayağa kalktı genç kadının sözleriyle. Derin bir nefes alıp verdi Cavidan'a bakarak. Sürekli şu sözleri söylemesinden o kadar sıkılmıştı ki... "O doktor erkek gibi erkek değil mi? Öyle! Sırf hastaneye gidip gelebilmek için bahane üretmekten geri durmayıp Hamiyet'i bana yamamaya çalıştın!" "Ne? Oha! Sen bana iftira mı atıyorsun? Evet, evet! Sen bana resmen iftira ediyorsun! Geçen gün de Asude'nin ağzından duydum bu sözleri. Asude nereden bilecek doktoru? Sen söyledin dimi ona? Bir de saygımızdan abi demeye çalışıyoruz beyefendiye!" "Deme bana abi! Deme! İstemiyorum zaten bana abi demeni! Ben senin abin değilim!" diyerek bağırdı Ali ve öfkeyle Kerem'in yanından geçip çıktı odadan. Cavidan'ın gözleri dolu dolu arkasından bakakaldı genç adamın. Niye sürekli doktor ile ilgili bir şey duyuyordu Ali'den kaynaklı olaylarda? Görmüyordu ki doktoru! Görmüyordu! Derin bir nefes alıp vererek sessizce kendisine bakan Asude, Kerem ve Selim'i umursamadan o da çıktı odadan. Hızlı hızlı amcasının evinden çıkıp bahçeyi geçerek kendi evlerine girdi. Odasına geçip kendisini yatağa attı. "Neresini seviyorsun sen bu adamın Cavidan? Neresini seviyorsun? Onun yüzünden seni evlendirmek istiyorlar, sen hala Ali de Ali! Ameliyatla çıkartamıyor muyuz bu kalbimizi yerinden? Yerine başkasının kalbini takarlar, olmaz mı? Olsa ne güzel olurdu." 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD