TEKME

1623 Words
Günler hızla geçmeye başladı. Ev artık iki düğün hazırlığıyla doluydu. Bir yanda Dicle ve Emre’nin nişan planları konuşuluyor, diğer yanda Derin ve Demir küçük Ela için hazırlık yapıyordu. Bir akşam Demir eve biraz geç geldi. Kapıyı sessizce açtı. Salonda ışık yanıyordu. Derin koltukta oturuyordu. Karnı artık iyice büyümüştü. Elinde küçük pembe bir bebek battaniyesi vardı. Demir gülümseyerek yanına geldi. “Ne yapıyorsun?” Derin battaniyeyi gösterdi. “Ela için aldığımız battaniyeyi katlıyorum.” Demir yanına oturdu ve battaniyeye baktı. “Çok küçük…” Derin gülümseyerek karnını okşadı. “Bizim küçük kızımız için.” Demir yavaşça elini Derin’in karnına koydu. Tam o anda küçük bir tekme hissetti. Demir şaşırdı. “Yine tekme attı.” Derin güldü. “Bugün çok hareketli.” Demir eğilip Derin’in karnına konuştu. “Babana mı gösteri yapıyorsun?” Derin gülüyordu. Tam o sırada kapı çaldı. Demir kapıyı açtı. Kapıda Dicle ve Emre vardı. Dicle içeri girer girmez heyecanla konuştu. “Yarın nişanımız var!” Derin gülümsedi. “Biliyorum.” Dicle Derin’in yanına oturdu. “Sen de geliyorsun değil mi?” Derin biraz düşündü. “Karnım büyüdü ama gelirim.” Demir hemen konuştu. “Çok yorulmayacak.” Dicle gülümsedi. “Merak etme.” Emre de Demir’e bakarak şaka yaptı. “Artık iki damat olacağız.” Demir güldü. “Evet.” Nişan günü Ev süslenmişti. Her yerde çiçekler vardı. Misafirler gelmeye başlamıştı. Dicle çok güzel bir elbise giymişti. Emre de oldukça şık görünüyordu. Derin ise rahat bir elbise giymişti. Demir sürekli yanında duruyordu. Bir ara Derin biraz yorulunca Demir onu oturttu. “Dinlen.” Derin gülümsedi. “İyiyim.” Tam o sırada Dicle yanlarına geldi. “Abi.” Demir ona baktı. “Ne oldu?” Dicle duygulanmıştı. “Bugün burada olduğunuz için çok mutluyum.” Demir kardeşine sarıldı. “Her zaman yanında olacağım.” Sonra Emre’ye baktı. “Onu üzersen…” Emre gülerek araya girdi. “Biliyorum.” Herkes güldü. Bir süre sonra yüzükler takıldı. Alkışlar yükseldi. Dicle ve Emre artık nişanlanmıştı. Derin bunu izlerken duygulandı. Demir ona baktı. “Ne oldu?” Derin gülümsedi. “Çok güzel bir gün.” Demir elini onun karnına koydu. “Ela da burada.” Derin başını onun omzuna yasladı. “Evet.” O anda herkes mutluydu... Nişan gecesinden sonra günler hızla geçti. Artık Derin hamileliğinde yedinci ay başlamıştı. Karnı iyice belirginleşmişti. Evde herkes ona çok dikkat ediyordu ama en çok da Demir. Bir akşam Derin salonda yürüyordu. Birden durdu ve elini beline koydu. “Ah…” Demir hemen yanına geldi. “Ne oldu?” Derin hafifçe gülümsedi. “Belim biraz ağrıdı.” Demir hemen koluna girdi. “Gel otur.” Derin koltuğa oturdu. Demir dizlerinin önüne çöktü ve onun karnına baktı. “Prenses annesini yoruyor galiba.” Derin gülerek karnını okşadı. “Bazen çok hareketli oluyor.” Demir elini karnına koydu. Tam o anda Ela tekme attı. Demir şaşkınlıkla gözlerini büyüttü. “Bir tane daha attı!” Derin kahkaha attı. “Babasıyla konuşuyor.” Demir eğilip Derin’in karnını öptü. “Ela… ben babanım.” Derin onu izleyip gülümsüyordu. Demir devam etti. “Anneni çok yorma tamam mı?” Derin güldü. “Şimdiden söz dinlemiyor.” Tam o sırada kapı açıldı. İçeri Dicle ve Emre girdi. Dicle Derin’i görünce hemen yanına geldi. “Nasılsın?” Derin gülümsedi. “İyiyim.” Emre de doktor refleksiyle sordu. “Baş dönmesi var mı?” Derin başını salladı. “Hayır.” Emre gülümsedi. “Güzel.” Dicle bir anda Derin’in karnına baktı. “Ela çok büyümüş.” Derin karnını okşadı. “Evet.” Dicle heyecanla konuştu. “Birazdan sana bir şey göstereceğim.” Derin meraklandı. “Ne?” Dicle Demir’e baktı. Demir gülümseyerek Derin’in elini tuttu. “Gel benimle.” Derin yavaşça ayağa kalktı. Demir onu evin bir odasına götürdü. Kapıyı açtı. Derin içeri baktı. Ve bir an donup kaldı. Oda tamamen bebek odası olmuştu. Duvarlar açık pembe boyanmıştı. Küçük bir bebek yatağı vardı. Oyuncak ayılar, küçük kıyafetler, minik ayakkabılar… Derin’in gözleri doldu. “Demir…” Demir biraz utangaç bir şekilde konuştu. “Beğenmedin mi?” Derin gözyaşlarını silerek ona sarıldı. “Çok güzel.” Demir de onu sıkıca sardı. “Ela için.” Derin odanın ortasında durup etrafa baktı. Küçük yatağa yaklaştı. Elini yatağın üzerine koydu. “Yakında burada uyuyacak.” Demir arkasından gelip ona sarıldı. “Evet.” Derin başını onun omzuna yasladı. “Hayatımız değişecek.” Demir gülümsedi. “En güzel şekilde.” Tam o anda Derin’in karnı yine hareket etti. Derin gülmeye başladı. “Yine tekme attı.” Demir karnına bakarak konuştu. “Sabırsızlanıyorsun galiba küçük hanım.” Ev yine sevgi ve umutla doluydu. Ama kimse bilmiyordu ki… çok yakında Ela dünyaya gelmek için acele edecekti.Günler hızla geçmeye devam etti. Artık Derin Hanoğlu hamileliğinin sekizinci ayına girmişti. Karnı oldukça büyümüştü. Yürürken Demir hemen yanında oluyordu. Bir akşam ev oldukça sakindi. Demir salonda oturmuş bazı dosyalara bakıyordu. Derin ise mutfaktan yavaş yavaş yürüyerek geldi. Demir hemen ayağa kalktı. “Tek başına yürüme.” Derin gülerek söyledi: “Demir ben hastaymış gibi davranmayı bırak.” Demir omuz silkti. “Sen ve kızımız önemli.” Derin koltuğa oturdu ve karnını okşadı. “Ela bugün çok hareketli.” Demir yanına oturdu ve elini Derin’in karnına koydu. Tam o anda küçük bir tekme daha hissetti. Demir gülümsedi. “Baba kız konuşuyoruz galiba.” Derin de gülüyordu. Tam o sırada Derin’in yüzü bir anda değişti. “Demir…” Demir hemen endişelendi. “Ne oldu?” Derin elini karnına koydu. “Bir ağrı oldu.” Demir hemen ayağa kalktı. “Ağrı mı?” Derin birkaç saniye durdu. Sonra yavaşça başını salladı. “Geçti sanırım.” Demir yine de endişeliydi. “Yarın doktora gidelim.” Derin başını salladı. “Tamam.” Gece Saat oldukça ilerlemişti. Ev sessizdi. Derin birden uykudan uyandı. Yüzü gergindi. Bir ağrı daha olmuştu. Derin yatağın kenarına oturdu. “Ah…” Yanında uyuyan Demir hemen uyandı. “Derin?” Derin karnını tutuyordu. “Demir… sanırım sancım var.” Demir bir anda tamamen uyandı. “Sancı mı?” Derin nefes alarak konuştu. “Evet… yine başladı.” Demir hemen ayağa kalktı. “Bekle.” Derin tekrar nefes aldı. “Demir…” Demir endişeyle ona baktı. “Ne oldu?” Derin yavaşça söyledi: “Sanırım… doğum başlıyor.” Demir’in gözleri büyüdü. “Ne?!” Derin başını salladı. “Ağrı tekrar geliyor…” Demir hemen panikledi. “Tamam… tamam… hastaneye gidiyoruz.” Hızla kıyafetlerini aldı. Derin yavaşça ayağa kalktı. Tam o sırada kapı açıldı. Salondan Dicle’nin sesi geldi. “Ne oluyor?” Demir bağırdı: “Derin’in sancısı başladı!” Dicle hemen koşarak odaya geldi. “Ne?!” Emre de arkasından geldi. Emre hemen sakin bir şekilde konuştu. “Panik yapmayın.” Derin nefes alıyordu. “Çok ağrıyor…” Emre saate baktı. “Ne kadar aralıkla geliyor?” Derin cevap verdi. “Bilmiyorum…” Emre başını salladı. “Yine de hastaneye gidelim.” Demir hemen Derin’in koluna girdi. “Gel.” Arabada Gece sokaklar boştu. Demir arabayı hızlı sürüyordu. Derin arka koltukta oturuyordu. Dicle onun elini tutmuştu. Dicle onu sakinleştirmeye çalışıyordu. “Her şey iyi olacak.” Derin nefes alıp veriyordu. “Demir…” Demir aynadan ona baktı. “Buradayım.” Derin gözlerini kapadı. “Ela geliyor galiba…” Demir direksiyonu daha sıkı tuttu. Kalbi çok hızlı atıyordu. “Dayan prenses…” Hastane Arabayı durdurduklarında hemşireler hemen sedye getirdi. Derin sedyeye alındı. Demir yanında koşuyordu. “Ben de geliyorum!” Doktorlar Derin’i doğum odasına götürdü. Demir kapının önünde durdu. Kapı kapandı. Demir derin bir nefes aldı. Dicle onun yanına geldi. “Abi…” Demir’in sesi titriyordu. “Çok korkuyorum.” Dicle onun elini tuttu. “Her şey iyi olacak.” Hastanenin koridoru sessizdi ama Demir’in kalbi sanki göğsünden çıkacak gibi atıyordu. Kapının arkasında Derin doğum odasındaydı. İçeriden Derin’in ara ara acıyla çıkan sesleri geliyordu. Demir ellerini saçlarının arasına götürdü. “Keşke ben çekebilseydim bu acıyı…” Yanında Dicle vardı. Onun omzuna dokundu. “Abi… doğum böyle olur.” Ama Demir yine de çok gergindi. Bir süre sonra Emre doğum odasından çıktı. Demir hemen ayağa fırladı. “Nasıl?” Emre sakin bir sesle konuştu. “Doğum ilerliyor.” Demir hemen sordu. “Derin iyi mi?” Emre başını salladı. “İyi. Ama biraz zaman alacak.” Demir derin bir nefes aldı. “Ben içeri girebilir miyim?” Emre birkaç saniye düşündü. Sonra başını salladı. “Gel.” Doğum Odası Demir içeri girdiğinde Derin yatağa uzanmıştı. Çok yorgun görünüyordu. Demir hemen yanına koştu ve elini tuttu. “Ben buradayım.” Derin gözlerini açtı. “Demir…” Demir onun alnını öptü. “Çok iyi gidiyorsun.” Derin nefes alıp veriyordu. “Çok acıyor…” Demir onun elini daha sıkı tuttu. “Biliyorum.” Doktor konuştu. “Biraz daha…” Derin gözlerini kapattı. Sonra tekrar güçlü bir şekilde itti. Birkaç saniye sonra odada bir ses duyuldu. İnce bir bebek ağlaması… Doktor gülümsedi. “Bebek doğdu!” Derin gözlerini açtı. “Ela…” Hemşire küçük bebeği temizledi. Sonra Demir’e döndü. “Baba… görmek ister misiniz?” Demir’in gözleri dolmuştu. Başını salladı. Hemşire küçük bebeği ona gösterdi. Küçük, pembe yanaklı bir kız bebek… Demir gözyaşlarını tutamadı. “Bu… benim kızım mı?” Hemşire gülümsedi. “Evet.” Demir yavaşça bebeğin minik eline dokundu. Ela parmağını tuttu. Demir’in sesi titredi. “Merhaba küçük prenses…” Sonra bebeği Derin’in yanına getirdiler. Derin bebeğini gördüğü anda ağlamaya başladı. “Ela…” Demir eğildi ve Derin’i öptü. “Başardın.” Derin bebeğini kucağına aldı. Ela küçük küçük ağlıyordu. Derin yavaşça konuştu. “Ben senin annenim…” Demir de kızına bakıyordu. Gözleri doluydu. “Ben de babanım.” Bir süre sonra Kapı açıldı. Dicle içeri girdi. Dicle bebeği görünce şaşkınlıkla bağırdı. “Çok küçük!” Emre gülüyordu. “Hoş geldin Ela.” Dicle gözleri dolarak konuştu. “Ben teyzenim.” Derin yorgun ama mutlu gülümsüyordu. Demir kızına bakarak fısıldadı. “Artık ailemiz tamamlandı.” Ela küçük ellerini oynatıyordu. Ve o anda herkesin kalbi aynı mutlulukla dolmuştu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD