10. BÖLÜM

1255 Words
BÖLÜM ŞARKISI : MOR VE ÖTESİ - OYUNBOZAN ☄☄☄ BÖLÜM 10 Karşımda duvara yaslanmış , kollarını birbirine dolamış ve garip bir şekilde kapıya bakan Mehmet Han karşısın da adeta nutkum tutuldu . Ne ileri gidebiliyorum ne geri girebiliyorum . Eğer arkamı dönüp içeriye girersem demin havalı havalı döndürdüğüm oyun elimde patlayacak . Eğer yoluma hiç bir şey yokmuş gibi devam edersem ki ki bu olası ihtimal Mehmet Han ' la burun buruna geleceğiz . Çünkü koridor çok dar . Üstelik Mehmet Han beni gördü . Allah ' tan insanlık için küçük , benim içinse büyük şeytanlık sayılan oyuna kendimi fazla kaptırıp gözlüğü gözümden çıkarmadım . Yani o iltifatlar döşenilen gözlerim görünmüyor . Hoş görse de hatırlayacak mıydı bakalım ? Mehmet Han kapının açılması ve benim yeniden kapatmamla bakışlarını bana dikip , yaslandığı yerden doğruldu . Allah ' ım kalbimin ritmi değişti , elim ayağıma da bir şeyler oluyor . Mehmet Han gelme ! Ben arkamı dönüp hiçbir şey olmamış gibi yolumda ilerleyecekken Mehmet Han ' ın sesi mıhladı olduğum yere. " Pardon ? " bana yazdığın ilk mesajı da mı bu tonla söyledin Mehmet Han . Yoluna kurban olurum eğer öyleyse . O zaman çok kızmıştım ama sen bana hep pardon de . Mehmet Han ' a yürümeyi bırak da , ne cevap vereceğini düşün . İki dakika da love womena bağladın gene . Arkamı dönüp bana yüzünde anlamlandıramadığım bir bakışla bakan Mehmet Han ' ı gördüğümde " Evet ? " dedim . Allah ' ım bu kelimeyi çok daha hayırlı yerlerde kullanmayı da nasip et sen bana . Mesela nikah masası ? Mehmet Han allah aşkına seni bir yerden gözüm ısırıyor ama bakışlarını çek üzerimden . Yemin ederim diken üstünde durmaktan 36 numara ayaklarım ağrıdı . " İçeri de biri var mı diye soracaktım . " dedi o manalı bakışlarına devam ederken " Arkadaşım içeri de olmalıydı . " hay senin arkadaşına yani ! İçeri de olmalıysa içeridedir o zaman . Tabi böyle terslenme çocuğa . Kelebek ' i arıyor belli ki . "Bilmiyorum," dedim gözümdeki gözlüğü gözüme daha da sabitleyip " İçeri de kimse yoktu . " Off ilk konuşmamızı ben hiç böyle hayal etmemiştim ama ya ! Hayret bir şey ! Kaç kişinin hoşlandığı çocukla ilk konuşması tuvalet kapısında onun sana ' içeride biri var mı ' olmuştur ki ? Kara bahtım allah için rahat bırak beni artık ya . Zaten hiç bir işim rast gitmiyor , sen bari yapma ! Mehmet Han o bakışlarına devam ederken başını anladığını belli edercesine salladı . Pırpırdan hala ses seda yok farkında mısınız ? Aynada ki yazıdan sonra hıçkıra hıçkıra ağlamıyorsa bende bir şey bilmiyorum . Tuvalet camından çıkmaya çalışmıyordur inşallah . Ben yeniden arkamı dönüp , bu kez kesin burayı terk etmek için ileryecekken aynı ses yeniden durdurdu beni . Mehmet Han sal beni artık ya ! " Bir şey daha sorabilir miyim ? " evet evet evet . Evlilik teklifine evet diyorum. Abartma . Olduğum yerde arkamı dönmeden durdum . Bir daha göz temasına girersek bu kez kimse toparlayamaz beni . Benim duraksadığımı anlayan Mehmet Han sordu sorusunu. "Acaba sizinle başka bir yerde karşılaşmış olabilir miyiz ? " alın işte. Umarım beni yattığın herhangi bir kıza benzetmemişsindir Mehmet Han. Mekanı da merak ediyor bakın bakın bakın . Omuzlarımı dikleştirip yüzümü hınçla ona doğru döndüm ne olacaksa olsun be. " Beni biriyle karıştırma ihtimaliniz daha yüksek bence . " Niye atarlandıysam ben şimdi durduğum yerde . Mehmet Han yüzüne sahici bir alaylı ifade kondurdu. " Yok yok , " dedi kendinden emin bir sesle . " Sizinle kesin bir yerde karşılaştık biz . Aslında gözlüğünüzü çıkartsanız -... " Mehmet Han ' ın cümlesi ortamızda kalan tuvaletin açılan kapısıyla yarıda kaldı . Kapının ardından Pırpır ' ın afallamış ve beti benzi atmış dokunmayım çok fenayım yüz ifadesi belirdiğinde ben kahkahamı yutmak için bin çaba sarf etmeye başladım . Mesajımı almış o sayın okurlar . Mehmet Han Kelebek ' i görür görmez kaşlarını çatarak onun yanına doğru ilerledi . Başka zaman olsa beni bırakıp o pırpırın yanına gitmene içerlerdim ama şimdi çarşafa dolanmadan şuradan çıkmam gerek . Kelebek yemin ederim o yüz sana çok yakışmış valla bak . Arada kullanırsın bence artık , sayemde . Hiç bir şey yokmuş gibi yoluma ilerlediğim sıra " Kelebek noldu sana ? " diye sorduğunu duydum Mehmet Han ' ın . Sen bence onun üzerine fazla gitme , o aldığı darbeden sonra bir hafta hafıza silici bir serumla dolanır evin içinde. Yani , nacizane bir tavsiye. *** Eve geldiğimiz de Serdar çoktan sızıp kalan Mehtap ' ı yatağına yatırmış ardından bana iyi geceler dileyerek gitmişti . Bense Serdar ' ı yolcu ettikten sonra en önce kendime bir kahve yapmış , ardından bütün gece benimle bütünleşen kıyafetleri üzerimde sıyırmış atmış, güzel bir duşa girmiştim. Tabi duşta dizilerdeki gibi buğulu duşa kabinin içinde üzerime düşen sular eşliğinde gecenin kritiğini yapmıştım kendimce. Ama benimki çok az sürdü, çünkü belli bir dakika sonra üşümeye başladım . E haliyle içkinin de tesiri geçiyordu ve ben de başrol kızların kaldığı süreden daha az kalarak banyodan çıkmıştım. Şimdi ise yatağımın üzerinde oturuyorum. Kulaklığımda ki kulaklıktan Ebru Gündeş o muazzam ve bana yazdığını düşündüğüm şarkının nakaratı büyük bir ustalıkla yankılanıyor. Yoksa ben deli miyim, deli mi divane miyim. Uyuyabileceğimi düşünmüyorsunuz sanırım. Resmen aylardır beklediğim kargoya kavuşmuş gibi hissediyorum kendimi. Sinan Çetin paravanı açmış da dumanlar eşliğinde kalbimin diğer yarısını kavuşmuş gibi hissediyorum. Bunlar ne kadar normal ? Yok ! Senden romantik olarak bize aksettirilmeye çalışılan, klişe dizilerin baş rolü bile olmaz. O kadar normal değilsin ki Zeyno . Biliyorum biliyorum . Çok şükür ki yine zor günleri kendi başıma atlatıyorum . Elimdeki kahve fincanın dibindekini kafama dikip , boğazımdan aşağısına akmasına izin verdim. Çok geçmedi ki telefonumun sensörü mesaj geldiğini duyurmak istercesine yanıp söndü . Gelir gelmez çantamdan çıkartıp komodinime koyduğum telefona eriştim . Son zamanlarda biraz kendini belli edip bana zorluk çıkartan benimse etrafıma göbek değil canım o doğal air bag diyerek adlandırdığım karnım guruldamaya başladı tam da o anda. İnadına yapıyorsunuz değil mi ? Aldırmadım . Telefonun kararmış ekranını aydınlatıp mesajı ana menüden okudum. Alın işte belliydi zaten. Mesaj benim bu yıl mezun olan ve birlikte yemediğimiz ciddi anlamda hiç bir bok kalmayan kuzenimden . Belalım: seni inanılmaz özledim . Yarın yanına geliyorum . Vallahi bela geliyorum diyor. Zeynep : ben de seni ama bu evime sızabileceğin anlamına gelmiyor . Bakmayın böyle dediğime , inanılmaz sever ve anlaşırım kendisiyle . Belalım : Yaaa Zeyno , sana inanılmaz haberlerim var Zeynep : inanmayacağım şeyler yaptığını bildiğim için , çokta yadırgamam bence :) Belalım : salak :D Belalım : bu kez meslek hayatıma damga vuracak bir şey oldu . Bak şimdi meraklanmaya başladım. Belalım : İstanbul ' da bir kanala gazetecilik için internetten başvuru yapmıştım . Oradan bir dönüş geldi. Aferin kız sana. İşte Sude ' nin en sevdiğim huylarından biri de buydu. Asla hayatında başarısızlığa yer yok. Nerede ne yapmak istiyorsa, bu her ne kadar zor olursa olsun, söke söke alan biri. Konya'da kıytırık olarak adlandırdığı bir üniversitede Gazetecilik Ve Haberleşme okudu. Gerçi hoş Sude ' nin haberleşme konusunda üniversiteye bizzat kendisi ders verecek derya deniz bir bilgisi var ama. Belalım : üstelik olumlu bir dönüş . Belalım : gönüllere taht kurmaya geliyorum anlayacağın :D Sude ' nin mesajıyla gür bir kahkaha patlattım. Çok sevindiğimi ama İstanbul'un henüz buna hazır olmadığını söyleyeceğim sıra ekranın yukarısından bir mesaj daha düştü gözlerimin önüne. Bu mesajın benim beyin fonksiyonlarımı şu an şu saniye durdurabileceğine yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Çünkü mesaj Mehmet Han ' dan ve şöyle yazıyor . Mehmet Han : O sendin biliyorum . Bölümlerden memnun musunuz?  yarın görüşürüz 
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD