BÖLÜM ŞARKISI : MODEL / GÖLGE DE BÜYÜYEN ÇİÇEK
☄☄☄
BÖLÜM 21
" Ya sen çocuk musun Mehtap , nasıl bu kadar çok içiyorsun ya üstelik kafanda kurduğun saçma sapan şeyler yüzünden, manyak mısın sen ya ! Delirtmek mi amacın senin beni !? " Benim ki de soruydu gerçekten ! Hem de bütün sinirlerimi hoplatan bu yer yüzünde ki tek varlığa soruyordum .
ki elbet bu gece yaşanılanların bir açıklaması olmalıydı. Serdar da tam olarak eve gelir gelmez Mehtap ' ı aydıktan sonra onu yapıyordu. Daha önce bu kadar sinirli gördüğümü hatırlamıyordum onu. Sanırım Mehtap bu defa abartmıştı. O kadar ikazıma rağmen cidden abartmıştı. O yüzden koltukta çıtını çıkartmadan oturuyordu. Kafası ayılmıştı Allah ' tan. Değilse ben bile toparlayamazdım onu.
" Bağırmaya devam edecek misin Serdar , başım inanılmaz ağrıyor. " dedi Mehtap fısır fısır. Hem korkuyor hem konuşuyordu. Hem suçlu hem güçlüydü. Bazen beyninin olup olmadığını merak ediyordum. Aslında bu hal ve hareketleri bu sorumun cevabını veriyordu gerçi ama..
" Dalga mı geçiyorsun Mehtap ? " diye sordu Serdar şaşkın bir ifadeyle. Hem şaşkın hem sinirine sinir katılmış bir halde. Ömrünü kısaltırdı bu kız insanın ya ! Benim kini kısaltıyordu bari şu gencecik adama dokunmasaydı yani ! Yazık olacaktı gül gibi çocuğa !
" Hayır , " dedi Mehtap daha uysal bir sesle. Sanırım az sonra bir kedi olup Serdar 'ın ayaklarına dolanmaya gidecekti. Bundan sonrası sanırım beni aşacaktı o yüzden sessizce yanlarından ayrıldım. Zaten o kadar birbirlerine odaklılardı ki benim hareketlendiğimin farkında bile değillerdi. Serdar için gerçekten üzülüyordum. Allah sana peygamber sabrı versin kardeşim diye geçirdim içimden. Tabi bu Mehtap ' la ne kadar mümkün olabilirse ?1
*
Odama geçer geçmez hemen üzerimdekilerden kurtuldum. Mehmet Han cevap vermemişti hala. Üstelik mesajlarımı da görmüştü. Bir diğer kaçak Sude ise şirkete gitmek zorunda kalmıştı. Yolda yazdığı mesajla beynime darbe inmişti sanki. Bizi resmen orada öylece bırakıp işine koşturmuştu. O yüzden o aptal Ender ' le muhattap olmak zorunda kalmıştım. Mehmet Han ' ın o arkadaşları bizi öyle görmüştü. Ona haber vermişlerdi de Mehmet Han yanlış anlamıştı filan, ne gerek vardı bunlara ? Üstelik bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirdim ki bu gece benim zerre suçum yoktu ! Ne yaptıysa o yarım akıllı Mehtap yapmıştı. Ya madem kendini yakacaksın, neden cehennem de sıkılırım siz de gelin diyerek bizi de yaktın ki ! Ben evim de oturup iş ilanlarına filan bakmaktan gayet mutluydum halbuki !
Güzel ve kısa bir duşun ardından bornozumla yatağımın üzerine oturdum . Elime telefonumu da aldığımda sırtımı başlığa yaslamıştım . w******p uygulamasına girip Mehmet Han ' ın profiline girdim ve fotoğrafına baktım . Çok güzel gülümsediği bir fotoğraf vardı ekranda. Öyle ki bu fotoğraf i********: hesabında da vardı. Saate baktığımda üstten , gecenin üçü olduğunu gördüm. Bu saatte kesin uyumuştur diye geçirdim içimden ama hiç de öyle değilmiş. Çünkü ben tam çıkacağım sıra beyefendi çevrim içi oldu. Bu saatte bana cevap vermiyorsa , benimle konuşmuyorsa kiminle konuşuyordu da çevrim içiydi acaba ? Bir saniye bile düşünmeden uygulamadan çıktım ve normal rehbere girdim . Sinirlenmiştim ve bu birazdan bana kötü bir şeye sürükleyecekti biliyordum .
Telefon çaldı çaldı çaldı ve en sonunda açıldı.
" Alo ? "
" Neden hâlâ uyumadın ? " pat diye sorduğum soruyla bir an pişman olur gibi oldum ama sonra toparladım . Hiç de değildim vallahi ! Her zaman ölümüne açık sözlülüğü savunacaktım.
" Yurt dışından bir mail bekliyorum. Malûm saat farkı. " sesi soğuk mu geliyordu onun , ben mi öyle anlamıştım ? Söylediği şey ise o kadar mantıklı gelmişti ki bana. Bir an pişmanlığım arttı ve dudaklarımı dişledim.
" Sen niye uyumadın ? " diye sordu o da bana. Ama sonra beni pişman edecek daha başka şeyler söyledi. " Gerçi daha eve yeni gelmişsindir, malûm barlarda hayat yeni başlıyordu değil mi ? "
Bir insan ancak bu kadar kendi kendini bitirebilirdi ya. Zeynep sıfır , Mehmet Han birdi gerçekten . Bir insan kendi topuğuna nasıl füze atabilir oynat bakalım !
" Laf mı sokuyorsun sen bana ? " diye sordum kaşlarımı çatarak.
" Yoo, " dedi hızla, saniye beklememişti. " Direkt söylüyorum aslında. "
Devam ediyor şaka gibi..
" Mehmet Han şu an bana çıkıştığının farkında mısın ? "
" Hayır Zeynep ben böyle çıkışmam. Eğer çıkışsaydım bunu çok net hissederdin. "
Kaşlarımı çattım.
" Beni aradığıma cidden pişman ettin. Gece gece senin de huzurunu bozdum kusura bakma. İyi geceler. " deyip kapatmak vardı aklımda ama o buna engel oldu.
" Ne huzurundan bahsediyorsun sen Zeynep ? " dedi sinirle " Ben sana ulaşamadığım her saniye zaten çok huzursuzdum, şimdi neden kapatmaya çalışıyorsun telefonu ? "
Ya bak sana tam sinirleneceğim sıra bana böyle cümleler kurma. Dikkatim dağılıyor.
" Ben.."
" sen bugün beni çileden çıkardın Zeynep ! " ne ! " Ben bugün yapmayacağım şeyler yaptım ! "
" evet bana göz kulak olacak adamlara gerek yoktu ! " dedim şükür konusu açıldığında.
" O da var evet. " dedi hızla. Kaşlarım çatıldı. Ne demek o da ? " O adam neden dokundu sana Zeynep !? Kimdi o adam ? "
Ender ' i mi soruyordu allah ' ım nereden gelmiştik bu konuya ! Zaten karşımdaki adamın da soru soruyormuş gibi bir hali yoktu. daha çok kendisiyle konuşuyor , kendine soruyor , kendisini gaza getiriyor gibiydi .
" Belli ki tanıdığın biri o adam , neden sana bağırıyordu Zeynep ? Üstelik.. " dediğinde duraksadı.
Merakla bekliyordum. Bu adama naklen her şeyi izletmişler miydi acaba ya ! Bu kadar detay bilmesinin başka mümkünatı yoktu çünkü !
" Üstelik O korumalar o adamın sana aşığım diye bağırdığını duymuşlar." yememiş içmemişler sana mı yetiştirmişlerdi bunu da . Hay allah ' ım ya ! " O kim de sana aşığım diyebiliyor Zeynep ? Bana bunların cevabını ver. "
Bir dakika bir dakika.
E resmen bu adam beni şu an kıskanıyordu. Ondan celalliydi bu kadar. Ondan ağzından çıkanı kulağı duymuyordu. Ayy sebepsizce mutlu olmuştum.
Mal mısın Zeynep ?
İki dakika rahat bırakır mısın beni acaba !?
Ok !
" Mehmet Han sakin olur musun lütfen ? " dediğimde sesim gülümsemeli çıkmıştı. Allah ' tan anlamamıştı da bir de sen neden gülüyorsun triplerine girmemişti. Bir de bunu çekebileceğimi gerçekten sanmıyordum.
" Ben şu an o kadar sakinim ki Zeynep , " dedi ama sesi sinir soluyordu adeta. " Tahmin bile edemezsin ." koltukların kenarlarını bile kemiriyor olabilirsin şu an Mehmet Han.
Neden bu kadar sinirli olduğunu cidden anlamıyordum.
" Tamam Mehmet Han tamam. " dedikten sonra ikimiz de bir kaç dakika susmuştuk. Üzerimde ki bornozun kuşağını oynadığım sıra derin bir nefes alma sesi duydum. Şu an kendini sakinleştiriyor olmalıydı.
" O adam sana dokunmuş Zeynep, " dedi küfreder gibi. " Neden dokunuyor ? Üstelik izin de vermemişsin izinsiz dokunmuş sana. " evet kıracağım onun kafasını sen hiç merak etme. Ayrıca neden bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrar edip duruyordu ki ?
" Ender ' i tanıyorum evet, " diyerek bir giriş yaptım. Bu konuya bir açıklık getirmeliydik artık. " Çalıştığım marketin şube müdürüydü. Aramızda bazı sorunlar yaşandı ve oradan ayrıldım . " ayet makul bir açıklamaydı . bence ...
" Ne gibi sorunlar ? " İşte korktuğum başıma geliyordu. Ne yapacaktı ki bunu ?!
" Mehmet Han o adam kim diye sordun açıkladım. Daha fazla sorgulamasan mı artık ? "
" Asılıyordu sana değil mi ? O yüzden çıktın işten. " bu bariz belliydi işte.
" Evet desem bugün rahat uyuyacak mısın ? " sorduğum soruyla garip bir homurtu duyuldu.
" Aksine , " dedi biraz sonra. " Daha da huzursuz olacağım ama öğrenmek de istiyorum. Eğer elimden bir şey gelirse yapmak da istiyorum. "
Mesela adamı dövmek ya da dövdürmek gibi mi ?
Tabi böyle soramadım da şöyle sordum.
" Mesela bana avukat bulmak gibi mi ? "
" Elbette, " diyerek cevapladı beni. " Bak aranızda ne geçti detaylı bilmiyorum ama istersen çok yakın arkadaşlarımdan biri avukat seni onunla görüştürebilirim . "
Önce biz mi görüşseydik acaba Mehmet Han ?
Gülümsedim. "Teşekkür ederim ama babamın avukatıyla görüşeceğim yarın. Eğer sıkıntı çıkarsa yeniden konuşuruz olur mu ? " diye sorduğumda içimden babamın kulağına gitmeden bu olayın tez vakitte çözülmesi için de dualar ediyordum.
" Emin misin ? " tereddütle sorulan soruya gülümseyerek karşılık verdikten sonra " Evet, " der demez Mehmet Han ' ın seslice oflamasına şahit oldum. Çok güzel oflamıyor muydu..
" Sahi noldu Ender ' e ? En son o sarışın olan koruma kolundan tuttuğu gibi götürmüştü yanımızdan. Ne yaptı ? "
" Bir şey olmadı Zeynep, " dedi sertçe. " O sarışın koruma, " dedi üstüne basa basa " o adama içeriye kadar eşlik etti. Malum alkollüydü. Ağzından çıkanı duymuyordu filan. " lafı evirip çevirip bana getiriyordu ya şaka gibiydi gerçekten.
" İyi. " dedim sitemle. " Neyse ben yatıyorum. Sana iyi geceler . " dedikten sonra acaba uzatır mı bir şey söyler de konuşmaya devam ederiz diye bekledim ama o bunu yapmadı.
" iyi geceler," dedi yavan bir şekilde. Ve sonra telefon kapandı.
Şaka gibisin Mehmet Han ! ŞAKA !
**
İKİ GÜN SONRA
“ Size daha öncede söylediğim gibi Zeynep hanım. Haklıyken haksız duruma düştüğünüz için benim pek yetkim olmuyor bu durumda. ”
Sinir had safham da. Bu geçen iki günde avukata ulaşabilmiş. ona o gün markette olan her şeyi anlatmıştım. O da bana gerekli her şeyi bulacağını söylemişti. Ama bana bu süre zarfında anlattığı şeyler ortadaydı.
“ Ne demek haklıyken haksız duruma düşmek ya ?! ”
“ Zeynep hanım adamın burnunu kırmışsınız. ” E ne yapayım yani ? Daha kafasını kırmadığıma dua etsin.
“ Üstelik adam tutup yapmışsınız bunu, Berke can Işıklı bu ismi tanıyorsunuz değil mi ?.” Ah mehtap ah ! Bunlar hep senin yüzünden
.
“ Aaa nereden tanıyayım ya ! O adam o gün ekmek almaya gelmiş markete, o Ender denilen şahıs kolumdan tutunca o adamcağız da herkesin yapabileceği gibi (!) - külliyen yalan, şimdi dayak yenen herkes oturup bir inşaat izleniyormuş gibi izleniliyor .- yardım etti bana.”
Sesli bir off sesi geldi ahizenin ardından. “ Zeynep hanım kamera kayıtları hiçte öyle söylemiyor ama ! ” ama bu bendeki sabır da taş olsa çatlar !
Oje sürdüğüm için boynumla omzum arasına sıkıştırdığım telefonu hışımla sağ elime aldım. “ O kamera görüntülerinin öncesi de var niye anlamak istemiyorsunuz ? O pisliğin kolumu tuttuğu, beni hırpaladığı gün gibi ortadaydı ama ne hikmetse kayıtlar onun dayak yediğinden itibaren başlıyor ! ”
“ Zeynep hanım bu dava artık kamu -…”
“ Üff be avukat, ” diyerek kestim sözünü. Cidden artık sıkılmaya başlamıştım ve ben her ne kadar kulağına gidip de üzülmesin dediğim babamın tüm bağlantılarını kullanmak zorunda bırakılacaktım .
“ Bana avukatça avukatça konuşma. Bizde biliyoruz her şeyi. Ama senin bilmediğim bir şey var, bundan sonra oturduğun yerden her ay hesabına yatırılan paranın zırnığını göremeyeceksin artık. Sizinle olan tüm hukuk danışmanlığımız bitmiştir. Tazminat illeti filan açacaksanız bu durumla artık babamın ilgileneceğini de bilmenizi isterim. İyi günler ! ” çat diye kapattım telefonu. Çok bile konuşmuştum aslında. Çünkü avukatlar hep böyle.. size yapmanız gereken her şeyi söylerler ama kendileri asla bir şey yapmazlar. Tabi sözüm işini layıkıyla yapanlardan dışarı. Sonuçta her meslek dalında her iki türden insandan mevcut.
*
“ Babacığım zannettiğin kadar büyük bir şey değil, endişelenme. ”
Bir homurtu duyuldu telefonun ardından. “ Nasıl zannettiğim kadar büyük bir şey değil Zeynep ? Yıllardır birlikte iş yaptığımız avukat bugün beni arayıp istifa ettiğini söyledi. Sebebini de sana yetememesi olduğunu açıkladı. Bu adam senin hangi davalarına baktı da sana yetemediğini söylüyor kızım ? ” avukat iyisin hoşsun da niye giderken ortalığı ayağa kaldırıp gidiyorsun ki ?
Gözlerimi sıkıntıyla yumdum. Ellerimi yumruk yaptığımda karşımda oturan Sude benim bu tip tip hallerime bakıyordu.
“ Ya onun o mesleki deformasyonındandır baba. Boşanma davalarına çok girip çıktıysa bu aralar .. ondandır yani . ”
Sude Sokrates’in açıklamasıyla ölümüne kapışabilecek savunmamla gözlerini devirdi. Bir yandan da üzerine çikolata sürdüğü ekmeğini ısırıyordu.
“ Açıklamanı bir de yüzüme karşı yap Zeynep ! ” dedi babam artık tahammülü kalmamış sesiyle. Ne ! Hayır ! Bu cümlenin devamını biliyorum ben. “ Hafta sonu Ankara’dasın. Biletini şu an ayırtıyorum. Detayları mesaj atarım.” Ve kapanış.. dıt dıt dıt….
“ Yalnız bu sefer fena boka bastın kuzen. Amcamı en son bu kadar lise mezuniyetinden kaçıp Hollanda’ya tatile gittiğimizde sinirli görmüştüm.” Çok güzel ya ! Senin hatırlayacağın anıya tüküreyim ben.
Sıkıntıyla nefes verdim. Allah ' ım niye her şeyi bir anda veriyorsun ki ? Ben senin kulun değil miyim ?
Bu aralar fena alıştığım şeyi yaptım yine farkında olmadan.. tırnaklarım dişlerimin arasında..
Sanırım yarın Ankara ' ya gidiyordum.
**
Hikayenin gidişatını beğeniyor musunuz çiçeklerim ?