12. BÖLÜM

2110 Words
BÖLÜM ŞARKISI : SEZEN AKSU - BEN BİR ÇOCUK SEVDİM ☄☄☄ BÖLÜM 12 Yine saçma bir sabaha açtım gözlerimi . Herkes gibi. Aslında başımıza ne geldiyse 2020 ' ye girdikten sonra geldi. Yemin ederim bir buçuk senedir belimizi bir doğrultamadık. Azıcık düz tenha yola çıksak, çok geçmeden ayaklarımıza kalın kocaman çakıl taşları batmaya başlıyor. Bende anlamadım , dağın , taşın mı ahını aldık biz ne yaptık ? Peki benim bu Dünya ' da globalleşen olayı dün gece Mehmet Han ' ın attığı mesajlara cevap verememem olayıyla bağdaştırmam ? İyice kafayı yiyordum ben artık vallahi ! Ayağımın altında bir top haline gelen ince pikeyi ittirdim sinirle. Ne güzel , güne puanım 10 / 10. Yatağın tam ortasına oturup, ellerimle dağılan saçlarımı düzledim . Hatta düzlemekle de kalmadım onları bir paçavra gibi, bileğimdeki tokayla kafamın üzerine topladım. Depresyon belirtileri ek 1. Mutfaktan gelen konuşma ve gülüşme sesleri de depresyona dahil mi ? Kapıya doğru vardığımda sesler daha gür ve net duyulmaya başlanmıştı. Bu seslerin sahibi de benim yarım akıllı arkadaşım Mehtap su ' yla inşallah hayal duymuyorumdur dediğim kuzenim Sude ' ydi. Kapıyı açarak, hole çıktığım da mutfakta sesler artık daha da anlaşılırdı. Mutfağın önüne geldiğimde Sude katıla katıla gülerken o saçma sapan aşk hayatında yaşadığı karşı tarafın nasıl burnundan getirdiğine dair kıssadan hisseler anlatıyordu. Bunu en az on metre ilerde ki bir insan bile anlayabilirdi. O yüzden nasıl anladın diye sormayın diye açıklama yapıyorum. " Hele en sonuncusu mafyaydı Mehto , görmen lazım adam tüm karanlık işlerin baş veziri. " Dediğinde Mehtap elindeki çatalı kahvaltı tabağına düşürdü. Şaşırmıştı. Ne ! Ne diyorsun kızım sen ! " " Mafyaydı diyorum ama ayağını öyle güzel kaydırdım ki beni gördüğü yerde topuğuma sıktıracak o ayı. " Bu sefer NE ! Nidasını atan Mehtap ' la ikimiz olduk. Ne diyordu bu kız böyle ? Benim mutfağa kuyruğuna basılmış kedi gibi girişimle ikisininde bakışları bana çevrildi. " Ne topuğu ne sıkması be ! " diyerek cırladığımda Sude yüzünü buruşturup ellerini kulaklarına bastırdı. Yeni boyattığı her halinden belli olan uçlarına mavimsi tonlarını attırdığı platin sarısı saçlarını kafasının üzerindeki at kuyruğu ve yüzüne yaptığı hafif kahverengi tonları makyajıyla çok güzel gözüküyordu. Bizim ailede bir tane esmer birine rastlayamazdınız. Halamların , amcamların çocukları hep mavi gözlü sarı saçlıydı. Aynı fabrikanın farklı markalı ürünleri gibiydik tıpkı.  Umursamaz bakışlarını bir bana bir Mehtapsu ' ya diken Sude sonunda konuşmaya karar vermiş olacak ki dudaklarını araladı. " Bir barda tanıştık Doğukan'la. Doğukan dediğime bakmayın yer altındaki ismi Kerpeten diye geçiyor. " " Neden ? Kerpetenle çok leşi olduğu için mi ? " Mehtap ' ın sorusuyla gözlerimi devirdim. Sude sırıtarak " Aferin kız, Bond filmlerine aşıktın sen dimi ? " dediğinde bu düzenin böyle gitmeyeceğini anladım. Saçma mevzunun nerelere gidebileceğini düşündüğümden konuya el atarak " Konma daldan dala. Doğru düzgün anlat şunu. " deyip çıkıştım. Sude diliyle dudaklarını yalayarak konuşmaya tekrar başladı. Kim derdi ki Mehmet Han'ın derin itiraflarının sabahında sevgilim kuzenim Sude ' yi yeraltı mafyası sevgilisi yüzünden çapraz sorguya alacağımı. İşin garip yanı kıza bir hoş geldin bile diyememiş olmam. " Bunun Konya ' da el atmadığı yer yok. Ticaret adı altında yemediği bokta. Bir de bana holding sahibi bir iş adamıyım diye tanıttı kendi. Şerefsiz en çok buna kalbim kırıldı Zeyno . Düşünebiliyor musun ? Ben onca şirket sahibi kocaya sahip olmanın daha sonrasında onun paralarını çatır çatır yiyeceğimin hayallerini boşuna kurmuşum. " Sude ' nin ağlamaklı kurduğu cümlelere ağlasam mı gülsem mi bilemedim. Çünkü Sude böyleydi. Hayatında yaşadığı en ağır dramı bile kendi lehine çevirip basite indirebiliyordu. Ağzına masanın üzerinden aldığı bir salatalığı attı. Onu şapır şupur yerken " Silah kaçakçılığından , sahte evrağa, adam dolandırmadan, yolsuzluğa kadar ne ararsan var . " ağzında çiğnediği salatalığı yuttu . " Hadi dedim bunları bir şekilde sineye çeker insan. Sonuçta al gülüm ver gülüm çoğu yaptığı iş. Tamam haram da ama şerefsiz çok yakışıklı. "  gözlerimi aniden devirdim. Benimle birlikte Mehtapta devirdi. Salaktı bu kız süzme salak  " Ama son yaptığı şey de dayı bir dur dedim ya. Sen kim oluyorsun da küçücük çocuklara para kazandıracağım adı altında uyuşturucu kullandırmaya, sattırmaya çalışıyorsun ? " " Ne ? " Bu sefer gözlerini bunları karşımıza geçip sanki normal bir olay anlatıyormuş gibi rahat davranan Sude devirdi . " Çalar saat gibi her anlattığım şeyde ötecekseniz gidip yarın akşama kadar uyuyacağım. " Ellerimi göğüslerimin üzerinde toplayıp sırtımı dikleştirdim anında. " Takdir edersin ki Mrs Simith , daha önce yer altı mafyalarından adamlar hakkında seçmeler dinlemedik. Şaşırıyoruz haliyle. " Mehtap da onayladı beni. " Yani kızım, ben bile Serdar'dan böyle şeyler duymadım " Her şey de de bir polis sevgilini kıyaslamasan mı ki acaba ! " Bir daha keserseniz , bende burada keserim . " deyip hikayesine kaldığı yerden devam etti. " Yaşı belki on , bilemedin on beş .. Onlarca çocuğu ağına düşürmüş pislik. Ben de bunu sevgili olduktan bir kaç ay sonra öğrendim. Ulan Doğukan !" dedi dişlerinin arasından sinirle. Hangi ara sinirlendi bu kız böyle. " Bir kaç ay bile olsa beni ayakta uyutmuş pislik. İlk başlar da anlamamamın sebebi bana karşı tavırlarıydı tabi. O kadar ilgili, kibar, nazik bir adamdı ki, böyle babalarınıza gidip al baba sana damat getirdim diyebileceğiniz cinstendi. " derin bir nefes aldı. O günleri hatırladığında aslında üzüldüğünü anlamıştım. " Staj yaptığım yere gönderdiği çiçeklerin sayısını unuttum. Artık her geldiğinde ofistekiler arasında kura çekip,  o gün kim çıktıysa ona veriyordum. Neticede yurt müdürünü işkillendirip babamı aramasına ne gerek vardı değil mi ? " Farkında olmadan dudaklarım kıvrılmıştı. Bu kızla ne yapacaktım ? " Bir gün buluşacağız, ama ilk değil. Daha önce de buluştuk. Buluşmalarımızın her birinde benden önce gelir, bir kaç saat beklermiş. Yani buluşacağımız yerdeki çalışanlar hep öyle söylerdi. " dedi gözlerini kapatıp açarak. Ama dahası sanırım bundan sonrası bizim sorduğumuz sorunun cevabı olacaktı. " Buluşacağımız yerde bekledim bunu ama gelmedi. Benim asayişten bir kaç tanıdık var . " ne alakaydı şimdi ? Bizim şaşkın ve meraklı bakışlarımızı gördüğünde sırıttı. " Daha önce hiç yapmamıştı. Düşünün arkadaşlar, üzerinize titreyen, sabah günaydın, akşam iyi geceler mesajı atan,  daha önceki buluşmalarınız da sizden önce gidip, sizi saatlerce bekleyen adam buluşacağınız yere gelmiyor. Ne düşünürsünüz ? " " Hii ! " diye bir zılgıt koparttı Mehtap. " Aldattı mı sen ? " Parmağını Mehtap ' a kaldırıp şıklattı. " Aha işte bu. Bende aynı senin gibi düşündüm ve onu her neredeyse oraya gidip basacaktım. Bastım da. " " Sonuç ? " " Asayişteki arkadaşlardan yer tespitini istedim önce. Sağ olsunlar kırmadılar. Ben bu salağı bir otel odasında ateşli bir karıyla basacağım diyerek çıktım yola. Ama hiçte öyle şeyler olmadı. Meğer bu pislik büyük bir operasyondaymış, uyuşturucu dağıtımındaymış hemde on on iki yaşındaki çocuklarla. Ahh kızlar bir görseydiniz o depoda olanları, " derin bir nefes aldı. Ne çok etkilenmişti. " Çoğunluğu kız , kafaları daha örgülü ana kuzuları her biri. Hepsinin kolunda birer şırınga. Başlarında da bu kör olası Doğukan. " gözlerim dolmaya başlamıştı. Nasıl bu kadar cani olabiliyordu bu insan ırkı ? Allah yalnızca insanlara akıl verdiği için böyleleri yüzünden pişman olmayacak mıydı ? Yazık ! " Gördüğüm an kafamdan aşağı kaynar sular döküldü sanki. Doğukan'ın beni kandırdığına mı yanayım yoksa o daha süt kokan küçücük bedenlere mi ? " kafasını aşağı yukarı salladı. " Sikerim Doğukan ' ını da aşkını da bilmem nesini de dedim sonra. Artık hakime anlatır hakikatleri dedim. Dediğim gibi de soluğu en yakın karakolda aldım. Anlattım bir bir her şeyi. Zaten bunu arıyorlarmış aylardır her yerde. Meğer uyuşturucu satan canilerin başını çekiyormuş bu pislik, diğer suçlardan da sabıkalı olması cabası. Hemen enselediler tabi . " Mehtap gözünden akan yaşı silip elini Sude ' nin omzuna atıp, sıktı. " Sen dünyanın en iyi insanısın biliyorsun değil mi ? " Sırıtarak ikisine baktığımda Sude burnunu çekip omzundaki elin üzerine kendi elini koydu. Yüzüne burukça bir gülümseme takınıp " Ben gitmeseydim onları başka birileri kurtarır mıydı bilmiyorum. Seslerini kim duyardı onu da bilmiyorum. Vicdanımla kankayız artık , dünyanın elbette en iyi insanıyım . " son cümlesini alayla kurmuştu. Sude böyleydi işte. Hep böyleydi. " Polisler olaya beni karıştırmak istemedi ama o ayı benim ihbar ettiğimi anlamış. Hakim buna ve yardakçılarına yirmi yıl hapis cezası verdi. Mahkemeye elbette gittim. "  deyip yeniden usta bir tavırla sırıttı. " Mahkeme kapısında bana en son o güzel bacaklarını kıracağım diyerek naralar atıyordu. " " Hapiste yani şimd i ? " diye sordu Mehtap kaşlarını çatarken. Valla öyle görünüyor Mehto. " Tabi kızım ," diyerek çatalına batırdığı zeytini ağzına attı Sude. Ayak üstü karnını da doyuruyordu. " Bir gram pişman değilim. Babam gelse tanımazdım. " Ayağa kalkıp dolaptan  bir çay bardağı alarak kendime çay doldurdum. Yemin ederim daha doğru dürüst açılamamıştım. Sude ' nin bu narkotikten hallice hikayesi bile işe yaramamıştı. " Sahi, " dedim aklıma bir şey gelmişcesine kaşlarımı çatarak " Amcam İstanbul bir bataklıktır, ben kızımı o bataklığa göndermem diye naralar atıyordu en son. Ne oldu da sen buradasın şu an ? " Ağzında çevirdiği lokmasını bir güzel yutup bakışlarını kısarak bana çevirdi. " Kızım ben buraya çok büyük bir kanaldan iş teklifi alarak geldim. Üstelik İstanbul aşkın diyarı. Burada aradığım prensi bulacağım hissediyorum. " Dediğinde bakışlarını kaçırdı. Ne yani bunları zaten Sude İstanbul'u kazanamayıp Konya'ya gittiğinden beri herkese her şeye söylüyordu, bununla mı kandırmıştı amcamı. Amcam nasıl birden böyle fikir değiştirmiş olabilirdi ki ? Benim kuşkulu bakışlarımdan kaçamayacağını anlayınca sıkıntıyla oflayıp, omuzlarını düşürdü. " Tamam ya ! Eğer göndermezsen kocaya kaçarım dedim. " Ne ! Biz Mehtap ' la artık nasıl bakıyorsak şu an Sude başını geriye atarak gür bir kahkaha attı " Babam da aynı böyle baktı işte. O zaman anladım bana izin vereceğini. " Vallahi pes. İnsanlar boşuna baba tarafımı on kuruşla siler atarım demiyormuş bu ne arkadaş iki dakikada zeka seviyem inişli çıkışlı borsa gibi hareket etmeye başladı. " Neyse neyse, " dedi ardından Sude. Çay bardağını eline alıp dibinde kalan son şeker yığılı yudumu aldıktan sonra ayaklandı. " Benim görüşmeye gitmem gerek. Malum trafiğiniz sövsem buradan Konya ' ya yol olur diyebileceğim bir boyutta. " Bileğindeki ince siyah kayışlı saate bakıp bana döndü " Bu arada, " deyip sırıttı. " Buradan Beyoğlu ' na nasıl gidebilirim ? " Tercihen uçakla. * İnsanların işsizlikten neden intihar ettiklerini artık anlayabiliyorum. Boşsuzluktan. Bunun adı işsizlik değil boşsuzluk. Yapacak hiçbir şey bulamayınca insanlar çareyi ölümde arıyor bence. Her halde öteki tarafta bu kadar oturtmazlar diye düşünüyorlar. Doğru düşünüyorlar.  Bu düşünceye dayanarak intihar etmemek için bende az önce internet de son yüz yılın madalya kazanan takımlarını izlerken, aynı anda süper mario oynamaya çalışıyordum. Halbuki şu an raflara bisküvi diziyor olabilirdim ya da yeni gelen ürünlere etiket basıyor olabilirdim. Allah ' ım benim hayallerim bile fakirdi ya ! Of Allah ' ım ben raflara bisküvi dizmeyi özledim. Tuvalet kağıtlarını üst üste yığmayı, markete gelen tester parfümleri ceplemeyi özledim. Her sabah erkenden kalkıp o manyak Ender ' e rağmen markete gitmeyi özledim . Normal bir insanın kıyısından kenarından geçmeyecek şeylerin özlemini çeken manyak bir ruh hastasıyım ben ! Göbeğimi zar zor örten mor baskılı ince tişört ve dizleri çıkık pijamalı görüntümü Mehmet Han görse, geceki yazdığı mesajlardan pişman olup pardon kuzenim yazmış deyip beni engeller miydi ?  Deneyelim mi ? Ayağa kalkıp bir yerlere çarpa çarpa mutfağa eriştiğimde elime tezgahın üzerinde duran kupalardan birini aldım ve kahve makinasından kahve doldurdum.  Bu gidişle kahve içe içe Yemen ' i aratmayacak kahve ağaçları peydah olacaktı içimde . Of Mehmet Han ! Mehmet Han ne alakaydı şimdi ? Sahi ne yapıyordu acaba ? Peki Sude iş görüşmesine yetişebilmiş miydi ? İşe alınmış mıydı ya ? Kafamın içi tem oto yolu olmuştu gene. Bu soruların ucu bucağı da yok üstelik.  Kahvemden ilk yudum almamla, içeride bıraktığım telefonumun mesaj sesini duydum. Ev bomboş olunca tabi çıt sesi arşı alâ da duyuluyor. Allah'ım şu genç yaşımda her gün hapaz hapaz psikologların o tedavi ediyoruz adı altında verdikleri ama uyutmaktan başka hiçbir işe yaramayan anti deprasanlardan kullanmak istemiyorum. Ya bana iş ver ya da Mehmet Han ' ı. Elimdeki kupayı masanın üzerine bırakıp, ışığı yanıp sönen telefonumu elime aldım. Bu günler de bana Mehmet Han ' dan başkası mesaj atmıyordu fark ettim de. Ve evet. Tahminlerinde bugünde yanılmadım. Mesaj Mehmet Han ' dandı. Ama görsel bir mesajdı bu. Resim inene kadar sağ ayağımı parkeye vura vura sabırsızca bekledim. Ama bir de ne göreyim ? Flu olan görüntü bir anda net bir hale gelince İbrahim Tatlıses misali şuurum kaçıp gitti benden. Hem de bana dönerek elini sallayıp sen de çok bile kaldım diyerek. Bir fotoğraf * fotoğraf da Mehmet Han önde Sude arkada sanki kırk yıllık arkadaşlarmış gibi kadraja gülerek bakmışlar.  Mehmet Han : Kuzenin Sude .. Az önce kanalda el sıkıştık . Çok enerjik , çok pozitif bir insan . Yakında çok daha güzel işler başaracağımızı düşünüyorum ben .. Peki sen ne düşünüyorsun Zeyna ?  (15:45) ... Ya deli misin Mehmet Haaan shsjsjsks yemin ederim bayılıyorum sana ❤️
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD