Diclehanların ağası ....

1835 Words
Mardin ....! Uçsuz bucaksız arazide , atının üstünde dört nala koşuyordu Ali Yusuf ağa ... Yaşı ellilere dayansada , hala bi bakışıyla , emrindeki bütün herkese korku verecek kadar ürkütücü , mazlumun yanında , zalimin karşında olan çok Baba yiğit bir adamdı . Koskoca aşiret ağaları içinde sözünün üstüne söz söyleyebilen çıkmamıştı henüz ... Atının eğerini tutup , her zaman ki geldiği dere kenarındaki ağaca bağladı ... Derenin soğuk suyuyla elini yüzünü yıkadıktan sonra ,yasladı ağaca sırtını ... Tam yirmi sekiz yıl önce burda , aynı yerde görmüştü Bade' sini ... Aşiretin onca kızları dururken kaptırmıştı gönlünü bu sarışın , gözleri ela kıza ... Bade sahip olduğu köylerden birine atanmış gencecik bir öğretmendi ... Şehir kızıydı her halinden belliydi , sağlık ocağının hemşiresiyle gezmeye gelmişlerdi dere kenarına ... Derenin sığ yerinden atıyla hemen karşıya geçmiş , atın üstünde dönerken , gözlerini peri kızlarına benzeyen güzel kadından alamamıştı ... Atından indi , " Merhaba Ali Yusuf ağa ! " diye seslenen Neslihan hemşirenin yanına doğru yürüdü . " Merhaba hemşire hanım nasılsınız ? " " İyiyim Ali Yusuf ağa sen nasılsın ? " Bende iyiyim sağolasın arazileri geziyordum , atım susayınca gelip dinlenelim dedik . Gözleri , hemşireyle konuşurken usulca atın başını okşayan kadına takıldı.. Neslihan hemşire hemen Ali Yusuf ağam , " bu dicleli köyünün yeni öğretmeni Bade Karadağlı ..Bade öğretmenim bu da gördüğün bu köylerin , arazilerin hatta akan şu derenin bile sahibi Ali Yusuf Diclehan ! diye tanıştırdı onları.. İki genç derin manalarda bakıyordu birbirlerinin gözlerine derin derin ... Bade elini uzatmıştı Ali Yusuf'a o an tokalaşmak için birleşen eller o kara geceye kadar birdaha hiç ayrılmayacaktı ! Nerdeyse her gün buluşuyorlardı dere kenarında , Ali Yusuf ağa Badesiz bir dakikası bile geçsin istemiyordu ! İlk kez dere kenarında ki o bağ evinde sahip olmuşlardı birbirlerine , Bade artık onun kadınıydı ... Bi akşam bütün aşireti toplayıp evlilik kararını bildirdi . Düğün için bütün hazırlıklar başlamıştı artık ... Mardin' in dört bi yanına Ali Yusuf ağanın düğün haberi yayılmıştı bile .. Hayatının en ağır darbesini yediği gece geldi gözlerinin önüne Ali Yusuf ağanın... Yıllardır kendine sorduğu tek bir soru vardı Neden ! gündüz bade okula yakın olan evinden bütün eşyalarını topalayacak , düğüne kadar Ali Yusuf la birlikte Diclehan konağında kalacaktı... Badeyi hazırlanması için evine bırakan Ali Yusuf arazideki bir kaç işi halletmek için yanından ayrılmış .. Akşama işleri bitince gelip Badeyi alması için sözleşmişlerdi... İşler bitip de Badeyi almaya geldiğinde , badeyi evde bulamamıştı Ali Yusuf ... Önce hemen az ilerisinde ki evde oturan hemşire Neslihan a koştu , kapıyı yumruklarla çalıyordu adeta , kapıyı açıp "hayrola Ali Yusuf ağa ! alacaklı gibi kapımı çalıyorsun ? diye hışımla sordu hemşire Neslihan .. Panikten gözü dönmüş Ali Yusuf ağa Bade ! Bade evinde yok ! belki sana gelmiştir diye geldim kusura bakma sakın ! Kapıyı kırdım belki başına bi hal gelmiştir diye , baktım herşey yerli yerinde ama bade yok ! "Allah Allah gecenin bu saati nereye gider bu kadın ! diye heyecanla söylenen Hemşire Neslihan la koşar adımlarla badenin evine geldiler yine... Banyoya , tuvalete bütün odalara tek tek bakarlarken , yatak odasında buldular Badenin Ali Yusuf'a bırakıp sırra kadem bastığı o mektubu.. Ali Yusuf ağa elleri titreyerek açtı mektubu , hemşire Neslihan sanki olacakları tahmin edercesine Ben evime döneyim Ali Yusuf ağa , bana ihtiyaç olursa haber edersin diyerek çıktı badenin evinden... kafasını onaylarcasına sallayan Ali Yusuf ağa elinde mektup , gözünde yaşlarla olduğu yere çökmüştü... "Ali Yusuf ... Burda hayatımın en güzel günlerini senin yanında geçirdim.. Ama biliyorsun ki evlilik , bambaşka bir dünya ve biz senle ayrı dünyalara ait iki insanız .. Bunları senin yüzüne söylemeye cesaret edemedim .. Lütfen beni unut ve sakın arama .. Her zaman mutlu olman için dua edeceğim .. Bade... Aylardır yaşadıkları o büyük aşk iki satır mektupla bitmişti yani öylemi ...! Madem ayrı dünyaların iki insanıydılar o zaman aşkına neden karşılık vermişti ... Neden onun olmuştu ? Neden oynamıştı onunla hemde işler bu noktaya gelmişken baştan neden söylememişti . Evlilik teklif ettiğinde , mutluluktan ağlayan Bade değilmiydi ? Çok sevdiği mesleğini bile sevdası uğruna bırakıl Diclehan konağının hanım ağası olacak olan , her şeye başından razı gelen o değilmiydi ? Madem istemiyordu bunca hazırlık olurken düğüne üç gün kalmışken mi ? gelmişti bunlar aklına ? Yoo bu kadar kolay değildi ! Bade bunların hesabını vermeliydi.. Hemen adamlarını toplayıp o gece yola çıkmışlardı ... İstanbul'da yaşadığı eve hatta kapıda duran korumaya varana kadar anında herşeyi öğrenmişlerdi... Nihayet Berzan yalısına geldiklerinde korumalar onu içeri almış Kemal berzanın karşısına getirmişlerdi... Kemal berzan altmış yaşında , bakışlarıyla bile hala korku salan İstanbul'un en köklü ailelerinden biriydi.. Kızı bütün karşı çıkmalarına rağmen öğretmenlik mesleğini seçmiş , üstelik bir de ilk görev yerini sırf ailesinden uzak olsun diye inadına doğuda bir il olan Mardini istemişti .. Yetmemiş bir de Mardin'in en gözü kara aşiretinin ağasına sevdalanmıştı. Kemal bey , Ali Yusuf'u kendi çalışma odasında karşıladı... Amacı bu saçmalığı bi an evvel bitirmekti.. ama bu işin kavga gürültüyle olmayacağınıda iyi biliyordu ...İki taraf için de kan davasına dönmeden çözmeliydi bu işi .. Kendi ne kadar güçlü, nüfus sahibi bir adam olsa da karşısındaki adam Koskoca Mardin'in sahibi ve dahi Ağasıydı.. Bunu göze alamazdı ... Uzun geceler düşünmüş , Mardin'den kızını almadan evvel planlamıştı her şeyi... Odaya giren Ali Yusuf'u ayakta karşıladı Kemal Berzan . Tokalaşmak için elini uzatıp , Hoşgeldin delikanlı buyur otur ! dedi ve karşısındaki koltuğu gösterdi... bir baba edasıyla konuşmaya başladı ... Bade için geldin değilmi ? Bunca yolu senin sevgine layık olmayan bir kadın için gelmeye değermiydi oğlum ? Seni düğüne üç gün kala terkeden , bütün aşiretine rezil eden kadın için bütün bunlara değer mi ? Bende ona bu yaptıklarının hesabını sormaya geldim Kemal bey ! Bade bana bunların hesabını verecek ! Derhal kızınızı buraya çağırın ! olan biteni bir de ondan dinlemek istiyorum ! Bizim oralarda bu yapılanın cezası nedir siz biliyormusunuz ? Biliyorum evladım biliyorum , diye cevap verdi Kemal bey sahte şevkatli sesiyle ... Ama bade burda yok malesef ... Bütün itirazlarıma rağmen öğretmen olup Mardin'e kaçtığı gibi , seninle de benimle oynadığı gibi oynadıkdan sonra şimdide kaçmış yurt dışına ...Bütün çevremi koydum araya ama yok hiç bir yerde yok ! Onu bulsam senden evvel ben keseceğim cezasını ! Ama evladım işte hayattaki tek kızım diye derin bir soluk alıp devam etti sözlerine Gözünden düşen bir kaç damla sahte yaşla ... İki evladım var , badem benim tek kızım , küçükken ağır bir hastalık geçirdiği için başımın üstünde gezdirerek , el bebek gül bebek büyüttüm onu ... annesi gencecik yaşta ölünce , başka bir kadınla evlenip üvey anne bile getirmedim , gençliğimi harcadım onun için... Ne dediyse o oldu ama bak sonunda bizi düşürdüğü hallere... Kim bilir hangi ülkede şimdi , kimlerle namusumu iki paralık ediyor yine ... Ali Yusuf Kemal beyin anlattıklarını kızarmış gözlerle dehşet içinde dinliyordu... Bak oğlum koskoca ağasın , bırak Badenin peşini , benim kızım rezilin teki ! Bir baba olarak beni her zaman utandırmaktan başka bir işe yaramadı ! Keşke sana karşı hisleri gerçek olsaydı da , bir baba olarak gururla gelseydim düğününüze , torunlarımı görebilseydim kalan üç beş günlük ömrümde ... Ali Yusuf duyduklarının ağırlıyla kalktı koltuktan.. Bu biçare yaşlı babaya diyecek bir sözü yoktu ... O da bi babaydı.. Hasta kızına kol kanat gereyim derken şımartmış , sonra ne yapsa baş edememiş bir babaydı... Tek kelime etmeden çıktı yalının kapısından ... O kadın ! o rezil kadın için ne üzülmeye , ne de peşinden koşmaya deymezdi ... Arabasına binerek uzaklaştı yalıdan , o sinirle sürdü arabasını Mardin'e.. Giden arabaların ardından bakan Kemal bey , şeytani gülümsemesiyle kahkahalar atıyordu . Tereyağdan kıl çeker gibi çözmüştü meseleyi.. Aylardır takip ettirdiği kızını Mardin'in bir köyünde bulmuş derhal adamlarıyla yola çıkmıştı.. Kızını evde tek yakaladığı anda , sevdiği adamı öldürmekle tehdit etmiş , kendi el yazısıyla yazdırdığı veda mektubunun ardından zorla İstanbul'a getirmişti ... Kızı da aynı anası gibiydi onun gözünde , anasınıda bir hırs uğruna babasından satın almış , verdiği onca şeye karşılık bir türlü sevdirememişti kendini ... Üstelik bir de aldatmıştı onu ... Hemde üç kuruş memur parasına tamah eden bir öğretmen parçasıyla ... Ama o Kemal Berzandı , yenilmezdi , ikisinin de cezasını elleriyle kesmişti ...Ne zaman badenin yüzüne baksa karanlık mazisini hatirliyordu ... Kızı da anasının kopyasıydı , sadece yüzümü ? huylarida aynıydı .. Bildiğini okumaktan vazgeçmeyen , asi ucunda ölüm olsa sözünü sakınmayan biriydi ...Geçmişin karanlık anıları kulaklarında çınlarken , Yavaşca yalının bodrumuna iniyordu yaşlı adam... Kapıdan duran göreevliye " aç! " diye emir verdi ve odaya doğru attı adımlarını.. Bade yalının küf kokan bodrumunda elleri ayakları bağlı , gözlerinde öfkeyle bakıyordu babasına.. " Az önce ağa bozuntusu burdaydı dedi bir böcek gibi iğrenerek baktığı kızının suratına .. Ona seni anlattım , onun gözünde aşağılık bir fahişeden farkın yok artık biliyormusun ? zavallı söylediklerime nasılda inandı... Tabi benim gibi evlatlarına bu kadar bağlı , onlar için herşeyi yapmış bir babaya onunda verecek bir cevabı olmadı . Hahahahahahhaha ! kahkahaları bodrumdaki odayı inletiyordu adeta ... Bade gözünden akan yaşlarla Senden nefret ediyorum ! Duydunmu Kemal Berzan ! nefret ediyorum senden ! Allah şahidim olsun bir gün bu yaptıklarının cezasını çekeceksin ! diyerek hıçkıra hıçkıra ağlıyordu... Üç gün sonra gazetelerin mansetindeydi Ali Yusuf , Mardin'in en az kendi kadar köklü aşireti olan Polatlı aşiretinin kızı Berivan İle düğünleri yapılıyordu . Mardin Mardin olalı böyle düğün , görmemişti ... Keyifle kahvesini içerken okudu haberi Kemal Berzan ... Yanındaki korumasını çağırıp Badeyi odasına getirmelerini emretti ! Bodrum katından apar topar Kemal beyin yanına çıkarılan Bade , babasınin yüzüne öfkeyle bakiyordu . "Vallahi o büyük aşkına hayran kaldım Kızım.. ! Bak uğruna ölümü bile göze aldığın adama ! diyerek elindeki gazeteyi fırlattı kızının yüzüne . Şaşkınlık dolu gözlerle bir babasına , bir de önüne atılmış gazeteye bakan Bade , usulca yere çömelerek aldı gazeteyi eline .Gördüğü haberle Gözyaşları hıçkırıklara karışmıştı , Nasıl yapardı bunu ? Bu gördüğü düğün onların düğünü olacaktı.. Tamam babası ikisine de kötü bir oyun oynamıştı ... peki ya Ali Yusuf bunca yalana inanmaya bu kadarmı meraklıydı ? . Üç günde birini nasıl sevip evlenebilmisti ! Koşar adımlarla yalıdaki odasına çıktı . görevli , Kemal bey indirelimmi Bodrum'a diye sorunca Kemal bey , Gerek kalmadı istesede buradan gidemez artık ! bu konu burda kapandı sen işine bak , diyerek gönderdi hizmetkârını. Bade odasında hıçkırıklarla bağıra çağıra ağlıyordu. günlerdir bodrum katındaki soğuk odada aç susuz soğukta kalmış her şeye rağmen babasına boyun eymemişti.. Hemde ne için onu üç günde unutan , duyduğu her yalana hemen inanan Ali Yusuf için... gözyaşları yastığa sessizce akarken kapattı gözlerini. Yalının nerdeyse yirmi yıllık hizmetlisi Türkan hanım aceleyle koştu Kemal Berzanın odasına ...Beyim yetiş ! Bade hanım iyi değil cayır cayır yanıyor yavrucak ! Kemal Berzan hemen arabayı hazırlamalarını emretti , eğer bade öleceksede bu kadar çabuk ve kolay ölmeyecekti . Kemal berzan ve hizmetli Türkan hanımla beraber hastaneye götürdüler Badeyi... Doktor Bedeyi iyice muayene ettikten sonra , elindeki tahlil sonuçlarıyla girdi hastane odasına .. Sıvısız ve gıdasız kalmış , tansiyonu baya düşüktü geldiğinde , serum ve vitaminlerle destekliyoruz. Artık bundan sonra daha dikkatli olmalısınız Bade hanım , dört haftalık hamilesiniz !
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD