İki kız, Bir balkon ☕️🍂[Asude]

567 Words
Bu şehrin sokaklarına hâlâ tam alışamadım. Her sabah aynı otobüs, aynı insanlar, aynı durak… ama yine de yabancısıyım bu hayatın. Sabahları kendimi aynanın karşısında motive etmeye çalışmak, akşamları battaniyeye sarılıp tavanı izlemek en büyük terapim haline geldi. O gün hava oldukça soğuktu. Elimde çay fincanım, balkonun camını hafif aralayıp dışarıya baktım. Gökyüzü griydi, Ankara’nın o tanıdık suratsız havası. Karşı balkonda Umay vardı. İnce bir kazak giymiş, sigarasını içiyordu. Her zamanki gibi sessiz, dalgın ve sanki içinden başka biri konuşuyormuş gibi… “Donacak mısın orada?” dedim. Başını çevirip bana baktı, sonra gülümsedi. “Alıştım. Soğuk insanın içine işler ama bazen iyi gelir.” Onun bu sözlerinde hep bir şey vardı. Ağzından dökülen cümleler sanki yaşanmışlıkla yazılmış bir kitaptan kopyalanmış gibiydi. Ona baktıkça, içimde bir yerlerde tanımlayamadığım bir şey kıpırdıyor. “Çay demledim. İçmek ister misin? Balkon balkon bakışmak yerine içimizi ısıtalım,” dedim. “Geliyorum,” dedi. O an yüzündeki küçük tebessüm içimi ısıttı. Mutfakta yan yana oturduk. Kaloriferin dibine büzüldük. O an sanki yıllardır tanıdığım bir arkadaşımla evde yayılmış gibiydim. Umay’ın varlığı beni rahatlatıyordu. Onun yanında ‘konuşmasam da anlaşılan’ bir hâlim vardı. “Burası çok sade ama çok güzel,” dedi etrafa göz gezdirirken. “Henüz tam yerleşemedim ama… sanırım ben de sade biriyim.” O gece konuşmaya başladık. Durduramadık kendimizi. Annemden, çocukluğumdan, eski sevgilerden, güven duygusundan… Ne varsa döktük ortaya. “Annem öldükten sonra çok şey değişti,” dedi Umay. Gözleri uzaklara dalmıştı. “Babam Kars’ta bir köyde yaşıyor, ama çok uzun süredir görüşmüyoruz. Bir abim var, arada uğrar. O da pek anlatılacak biri değil. Zor biridir.” “Sert mi?” dedim. “Yok ya, sadece kendine ait bir sessizliği var,” dedi. Gülümsedi ama o gülümsemede biraz yorgunluk vardı. Ben de kendi yalnızlığımdan bahsettim. Babamla tam olarak vedalaşamadan bu şehre gelişimden, yabancı yastıklarda uyanmanın ne demek olduğundan… Birbirimize takma adlar takmaya başladık o gece. Ben ona “Kız Umay”, o bana “Karın ağrım” dedi. Saatler geçtikçe gülüşmeler arttı, çay fincanları boşaldı. O akşam, artık bu şehirde gerçek bir arkadaşım olduğunu anladım. Sonra kapı çaldı. Umay hemen ayağa kalktı, telefonuna baktı. “Abim,” dedi. “Uğrayacağım demişti. Geliyorum hemen.” Ben yerimden kalkmadım. Çay bardaklarını toplamaya başladım. Ama… kapının açıldığı o an… içeriden gelen ayak sesi, çok şey anlatan birkaç kısa kelime… O adamı görmemiş olmama rağmen varlığı odaya işledi sanki. Havanın değiştiğini hissettim. Umay bir süre sonra döndü, biraz farklı bir ifadeyle. “Abim geldi. Odaya geçti zaten. Yorgun,” dedi. Başımı salladım ama içim garipti. Hiç görmediğim bir adam, içime dokunmuş gibiydi. Tanımadığım bir ses, tanıdık bir hisle birleşmişti içimde. “Ne iş yapıyor?” dedim, sadece laf olsun diye. Umay cevap vermedi. Sadece bir kaşını kaldırıp, “Zor bir iş. Çok şehir değiştirir, çok anlatmaz,” dedi. Bir şey demedim. Sormadım da. Ama içimde… bir merak başladı. Onu görmeden etkilenmiş olmak bana saçma geliyordu ama yine de… o ses, o ağırlık… bende kaldı. O gece yatağa uzandım. Tavana bakarken gözlerimi kapattım. Ama ilk kez gözümün önünde biri olmadan bir adamın varlığını düşündüm. Bir yabancıyı… daha tanımadan. Ne vardı bu kadar gizemli olacak Acaba Ajan mıydı? Ya da daha fenası Seri katilseee eyvahhhh be Asudeee dinlesene anneni be kızım sürekli uyarıyor seni kadıncağız. Kimseye kolay güvenme evine gitme kolay arkadaşlık kurma diye. Elimle kış kış yapıp tüm düşünceleri dağıtmaya çalştım. Bir de bayıl istersen Asude gözlerimi devirip uyku hazırlığı yaptım. 1 koyun 2 koyun 3 koyu…💤
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD