Ben her gece sarhoşum 🥃

1237 Words
Caddede sağa sola baka baka koştum. Ayaklarım beni nereye götürüyordu bilmiyorum ama tek bildiğim: Onu durdurmam gerekiyordu. Asude… O bakış… içimi lime lime etmişti. Koşmaya devam ettim. Taksiye mi bindi, bir sokağa mı saptı bilmiyorum… ama içimde bir his vardı. Yakındı. Derken, parkın kenarındaki otobüs durağını gördüm. Ve orada… Kafasını önüne eğmiş, ayakta durmaya çalışıyordu. Omuzları titriyordu. “ASUDE!” Kafasını kaldırdı, gözleri kıpkırmızıydı. Sırtını dönüp koşmaya başladı. Yine koşarak uzaklaşıyordu. Yeter artık. Bu defa izin vermeyecektim. “Hemen şimdi durmazsan, insanlar umrumda değil seni kucağıma alıp götürürüm!” Kalabalık bir sokaktaydık, insanlar dönüp bakmaya başlamıştı. Asude durdu. Ama dönmedi. Arkadan yaklaştım. Sırtına birkaç adım kala nefesim hızlandı. Yavaşça omzuna dokundum. Titredi. Ve geri çekildi O dokunuşla bile canı yanmış gibiydi. “Asude… Gözümün içine bak. Ne olur kaçma benden.” Yüzünü bana çevirdiğinde… Gözleri… tanımadığım bir yabancı gibiydi. Beni değil, hayal kırıklığını izliyordum o gözlerde. “Bana yalan söyledin,” dedi sadece. Sesi soğuk değildi ama yorgundu. “Evet.” Başımı öne eğdim. “Gitmedim göreve. Ama ne diyeceğimi bilemedim.. “Yanındaki kadının sana hâlâ ne anlam ifade ettiğini bilmeden mi güveneceğim sana, Koray?” “Hiçbir şey ifade etmiyor! O kadın geçmişimde kaldı. Sen varsın artık.” “Aslında en başından beri yoksun, Koray,” dedi. “Çünkü ben senin geçmişinle savaşamam. Yarışamam da… Ben kendimle bile baş edemiyorum zaten.” Yutkundum. Bunu duymak… boğazıma yumruk gibi oturdu. “Elimi uzatsam, tutar mısın?” diye fısıldadım. “Şimdi değil Koray şu an bana bunu sormaya hakkın yok.. “ Haklıydı… sustum Ve otobüs geldi binip gitti darmadağın olmuştum… Koşarak kafeye döndüm Asude uzaklaşırken öylece kalakaldım. Ne dizimin bağı kaldı, ne nefesim. Kalbim sökülmüş gibi. Sonra o eli hatırladım. Koluma asılıp duran o eli. Kafeye yaklaşırken.. Yavaşça bakışımı çevirdim. Aybüke oradaydı. Hâlâ bana bakıyordu. Hiçbir şey olmamış gibi. Gözlerimi kıstım. Bir adım attım ona doğru, sonra bir adım daha. Yanına gidip tüm öfkemle kolunu tuttum. Bir daha bana ya da Asudeye en ufak rahatsızlığın dokunursa seni doğduğuna pişman ederim… Kaşlarını kaldırdı, umursamaz bir ifadeyle, “Ne var Koray? Yan yana görünce hemen bu tepki mi yani?” “Yan yana mı?” dedim dişlerimin arasından. “Sen koluma yapıştın. O an ne yapmaya çalıştığını çok iyi biliyorum.” “Ya ne yapsaydım…” “Ne yapabilirdin biliyor musun? O lanetli geçmişte kalabilirdin.” Yaklaştım, yüzüne iyice yaklaştım. “İki yıl önce seni sırtımdan atmak için ne mücadele verdim, sen biliyor musun? Senin ihanetin yüzünden timin gözlerinin içine bakamadım. Beni yaktın, Aybüke. Timin onurunu, benim kalbimi, her şeyi mahvettin.” “Çocukluktu işte, bir hata—” “El âlemin adamıyla aylarca sürdürdüğün o ‘çocukluk hatası’ mı?” Sesim çatladı. “Sana hâlâ nefes aldırmam, sana burada bir masa bile açtırmam hataydı.” Aybüke’nin gülümsemesi silindi. Boğazını temizledi. “Demek hâlâ bu kadar kızgınsın.” “Kızgın değilim, Aybüke. Ben geçmişi gömdüm. Sen de mezarını kazdığın hatıralardan çıkma artık.” Arkamı döndüm. Son bir kez, kafeye göz attım… ve kendimi bir bara attım… ASUDE Ayaklarım yere mi basıyor, yoksa havada mı yürüyorum… bilmiyorum. Bir şeyin üzerime devrildiğini hissediyorum, ama görünmüyor. Boğazıma bir yumruk oturmuş gibi. Ciğerlerim sızlıyor. Adımlarım birbirine dolanıyor, ama durmuyorum. Durursam ağlayacağım. Durursam… yıkılacağım. Eve girdiğimde ilk işim montumu atmak değil, kendimi yere bırakmak oluyor. Sırtımı kapıya yaslıyorum. Bastırdığım her duygu, göğsümden yırtılarak çıkıyor. Nasıl bu kadar inandım? Nasıl bu kadar güvendim? Yüzüme vurduğun yalanın sıcaklığı hâlâ yanaklarımda, Koray. Göreve gidiyorum dedin… Ben de seni dualarıma sardım. Sen ne yaptın? Eski sevgilinin koluna girmesine ses çıkarmadın. Üstelik… gözümün önünde. Gözyaşlarım sessiz. Bağırmak istiyorum ama sesim yok. Adını haykırmak istiyorum ama boğazım düğüm düğüm. Aynada kendime bakamıyorum. O kadar inandım ki sana, kendi gururumu çiğnedim. Kendimi unuttum. Ve şimdi… bir hiçim. Kafamı yastığa gömdüğümde artık Asude yok. Sadece aldatılmış, kandırılmış, aptal yerine konmuş bir kadın var. Ve en kötüsü ne biliyor musun? Sana hâlâ kırgın bile değilim… Kendime bu kadar güvendiğim için öfkeliyim. Telefon çaldığında gözlerim kapalıydı. Açmak istemedim. Dünya sustuğunda bile susmayan tek şey telefondu. Zihnim “Koray” adını bekliyordu, ama ekranda yazan başkaydı: Umay. Bir an tereddüt ettim. Sonra baş parmağımı ekrana kaydırdım. “Efendim,” dedim kısık ve boğuk bir sesle. Kendi sesimi tanıyamadım. “Canım… Asu… İyi misin?” Sesindeki o suçluluk… O çekingenlik… Kalbimi bir kez daha kanattı. Cevap veremedim. Nefes alıp verdim sadece. O an sessizlik konuştu; biz sustuk, acı anlattı. “Abimden haber almadım. Sinirimden yüzüne bile bakmadım. Sana yalan söylemiş… Göreve falan gitmemişler,” dedi Umay. Zaten bildiğim bir şeyi ondan duymak… Tuzun üstüne asit dökmek gibiydi. “Niye yaptı ki bunu?” dedim. Sesim titredi. Umay sustu. Sanırım o da bilmiyordu. “Ben de sana mahcubum,” dedi sonunda. “Görür görmez sana söylemeliydim. Ama her şey o kadar hızlı oldu ki… Şok oldum.” “Ben de,” dedim sadece. İki kelime. Ama içimde kırk harflik bir çığlık yankılanıyordu. “Yanına geleyim mi?” diye sordu çekinerek. “Yalnız kalmak istiyorum,” dedim. İşte en dürüst cevabım buydu. Kimse duymasın, kimse görmesin istiyordum. Acımı saklamaya değil, yaşatmaya ihtiyacım vardı. Umay iç çekti. “Tamam. Ama ne zaman istersen, ne olursa olsun… ben buradayım. Koray’a da söyleyecek sözüm var. Senin kalbini oyuncak sanan herkese var,” dedi. Bir damla yaş, boğazıma kadar yükseldi ama dışarı çıkmadı. “Teşekkür ederim,” dedim sessizce. Telefon kapandı. Ve yine sessizlik. Ama artık daha kalabalıktı içimde her şey. Bir tarafım hâlâ Koray’a inanmak istiyor… Ama diğer tarafım, o gözümün önündeki görüntüden kaçamıyor. İnanmak istiyorum ama… Ya haklı çıkarsa içimdeki o kırgın ses? Ya yine yalan söylerse? Umay iyi ki aramıştı. Ama benim, en çok kendimle konuşmaya ihtiyacım vardı. Gece yarısını çoktan geçmişti. Sessizlik, Ankara’nın bile derinliklerine işlemişti. Penceremin kenarında oturuyordum, ışığı kapatmıştım. Bir sigaram olsaydı… İçmeyi bilmesem de yakardım. Öyle bir boşluk vardı ki içimde, susmak yetmiyor, ağlamak hafif kalıyordu. O sırada… Kapıya biri vurdu. Bir değil, iki değil… Sarsar gibi. Tüm apartmanı uyandıracak kadar. Yerimden sıçradım. Kalbim hızlandı. Gecenin bir yarısı… kim? Ayağa kalkıp kapıya yürüdüm. Önce gözetleme deliğinden baktım. Koray. Duvar gibi. Karanlıkta yüzü tam seçilmese de, o duruşu, başının eğikliği, bir elini duvara yaslayışı… tanımamak mümkün değildi. Ve… Sarhoştu. Kapıyı açmadım. Ama sesimi yükselttim: “Ne yapıyorsun sen burada?” Başını kaldırdı. Gözleri kan çanağı. Yüzünde bir gölge gibi pişmanlık. Ama dudaklarında hâlâ sertlik. “Asude…” dedi. “Yemin ederim… sana gelmesem boğazımda kalırdı her şey.” Kapının ardındaydım. İçimdeki duvarları bastırıyordum. Yıkılsın istemiyordum. “Git buradan Koray. Sarhoşsun,” dedim. Sözüm kararlı çıktı ama yüreğim titriyordu. “Elimde değil…” dedi. Yumruğunu kapıya vurdu. “Kafamda sadece sen varsın! Her yere baksam da… o gözlerini unutamıyorum.” “Koray… neyin kafasını yaşıyorsun sen?” Sessizlik oldu. Sonra sesi boğuklaştı. “Ben göreve gitmedim…” dedi. Zaten biliyordum. Ama onun ağzından duymak… yıkımın resmiydi. “Yalan söyledim sana. Aybüke’yi görmek… istemedim. Ama tim bir araya geldiğinde o da geldi. Ve… seni gördü. O an her şey battı. Kendime bile yalan söyledim.” Kapının koluna bir eliyle tutundu. “Sen gittin ya… Asude, içimden bir şey koptu. Aybüke değil, kimse, hiçbir şey senin yerini dolduramaz.” Gözlerimden yaşlar süzülüyordu ama sesi duyup duymadığımı bile bilmiyordum. Bir şeyler kırılıyordu içimde. Sadece ona değil, o kırgın küçük kızıma da ağlıyordum. “Kapıyı aç lütfen,” dedi. “Bir kere konuşalım. Sonra istersen beni sonsuza kadar sil. Ama ne olur bu gece… kapatma bana her şeyi.” Elim kapının kolundaydı. Tüm geceyi orada geçireceğini biliyordum. Ama ya kalbimi açarsam… Ya yine aynı yerden kanarsam? İçimdeki savaşın ortasında kaldım. Açsam mı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD