Duvarın dibinde dizlerimin üstüne oturmuş kucağımda ki ellerimle oynuyordum. Balkon kapısının açılma sesi gelince gözlerim dolmaya başladı,kafam eğik olduğu için geri gönderemiyordum yaşları. Beni fark edince duraksadı hiçbir şey söylemedi, her zaman ki gibi ilk perdeleri çekti sonra kapıyı kitledi.Işığı hiç açmadığım için etraf tamamen karanlığa karıştı.
Sakin adımlarla bana doğru gelmeye başladı. Benim bi suçum yoktu biraz kafamı toparlamak istedim onu öylece habersiz bırakıp gelmem telaşlanmasına sebep oldu farkındayım ama elimde değil toparlanmam lazım geç olmadan,bu zamana kadar hep yalnız kararlar aldım kimseye anlatmadan derdimin dermanını kendimde bulmaya çalıştı. Ama o yanımda olunca dünyanın en güçsüz insanıymışım gibi hissediyorum sanki o olmadan yıllardır koşarak bitirmeye çalıştığım o yolda küçük bi taşa takılıp düşecekmişim gibi eğer düşersem bir daha bu sefer vazgeçmekten korkuyorum.
Oda aynı benim gibi dizlerinin üstüne oturdu dudağımı ısırdım akmamalı o yaşlar. Üstündeki ceketi çıkarıp yanına koyarken bana bakmamasını umarak kafamı kaldırıp baktım öylece bakakaldım karanlıkta bile şefkat dolu gözlerle bana bakıyodu indiremedim kafamı o gözlere takılı kaldım, Ellerini yanağımda hissedince afalladım o kadar dalmışım ki fark edemedim yavaşca yüzünü yaklaştırırken ilk sağ sonra sol gözumden birer damla yaş akarak avuçlarına saklandı. Gözlerimi tekrar ellerime indirdim
Ona bakıyordum, o ise onun olana
Gözlerinden geçen özlem sisini elimde dağıtabilseydim keşke. O sis is olup elime bulaşsa yüzümün her detayına sürerdim. Oturduğu sandalye de ayaklandığını fark ettim. Hızla önüme dönüp yarım kalan işimi yapmaya başladım. Sanki hiç o tarafa bakmamış gibiydim sol yanımda deprem olmuş gibiydi ama ben kurtulduğuma bile sevinemiyordum.
Yanıma geldi ve yanımda duran boş sandalyeye oturdu. Elimdeki temiz bardağın üzerinden kuru bezi geçirirken onu farketmemiş gibi davranıyordum.
Onu özlüyorum.
Onu çok özlüyorum.
Beni sevsin istiyorum.
Neden böyle olmak zorundaydı ki.
Çırpınıyordum
Bir gölün dibine batmış yüzeye çıkmak için var gücümle savaşıyordum.
Yorgundum.
Yalvarırım biri bana yüzeyin buz tuttuğunu söylesin. Çok yoruldum, duramıyorum ama içimden çoktan durmuştum. Zafer istemiyorum yenilgiyle bit hayat geçiremezdim.
Çırpınıyorum ve belirsizlik beni nefessiz bırakıyordu.
Unutulmuş bir kasaba,bir fahişenin hatırlamadığı çocuğuydum; Güllerin ardındaki diken ve hiç sevilmemiş kız çocuğu...
Boş gözlerle kaldırımlara bakıyorum. Dalları yıpranmış ağaçlara,yaprakları kamufle yapan kozalarlara...Sanki içimde bir şeyler yıkılıp amansız gelen sele kapılmıştı. Tepki vermiyorum. Sadece bedenimde bir sızı var, beni hissizleştiren.