20. Bölüm: Çelik ve İpek Savaşı Hastane koridorunun steril, keskin kokusu, Ateş'in ciğerlerine işlemişti. Ancak bu koku, zihninde dönen fırtınanın yanında hiç kalıyordu. Mavi'nin hamile olduğu gerçeği, iç dünyasında bir atom bombası gibi patlamış, her şeyi enkaz haline getirmişti. Pişmanlık, korku, muazzam bir sorumluluk hissi ve derinlerden gelen ilkel, güçlü bir sevinci aynı anda yaşıyordu. Bu duygu kasırgasının ortasında, Suna'nın varlığı artık uzak, anlamsız bir gürültüden ibaretti. Mavi'yi taburcu edip eve getirdiklerinde, evin havası kökten değişmişti. Artık sadece bir aşk evi veya bir savaş alanı değil, kutsal bir sığınaktı. Ateş, Mavi'yi yatak odasına kadar taşımış, yatağa özenle yerleştirmişti. Ona her dokunuşu, bir özür, her bakışı bir yemin niteliğindeydi. "Bir şeye ihtiyacın

