Hastanenin fizik tedavi salonu, sabahın erken saatlerinde sessiz ve serindi. Güneş ışınları, yüksek pencerelerden sızıp zemindeki kauçuk kaplamanın üzerinde uzun gölgeler oluşturuyordu. Timur, aylardır süren o ağır, sancılı sürecin en kritik sınavına hazırlanıyordu. Bugün tekerlekli sandalye ya da koltuk değneği yoktu, bugün, sadece kendi iradesi ve Aylin’in inancı vardı. Timur, paralel barların başına geçti. Ellerini soğuk metale yerleştirdiğinde, avuç içleri terlemişti. Sol bacağı, aylarca süren o hissizlikten sonra şimdi varlığını sızlayarak hatırlatıyordu. Aylin, hemen yanında, bir gölge kadar yakın ama bir koruyucu melek kadar tetikte duruyordu. "Hazır mısın?" diye sordu Aylin. Sesi, boş salonda yankılanan huzurlu bir melodi gibiydi. "Değilim," dedi Timur dürüstçe, hafifçe gülümsey

