Hastanenin kasvetli ve gergin havası, yerini Mardin’in serin, mor akşamına bırakırken Pınar, abisiyle yaşadığı o ağır tartışmanın yükü altında eziliyordu. Gözyaşları kurumuştu ama göğsünde bir kor gibi yanan o hayal kırıklığı geçmiyordu. Aylin, yol boyunca Pınar’ın o darmadağın halini gördükçe, içinde tarif edilemez bir şefkat ve aynı zamanda öfke hissetti. İkisi de aynı adam tarafından, farklı şekillerde ama aynı "koruma" bahanesiyle incitilmişlerdi. Aylin’in evi, şehir merkezine biraz uzakta bir apartmanın en üst katında, mütevazı bir 2+1 daireydi. İçerisi tam bir yuva gibi kokuyordu; kitaplar, saksılarda özenle yetiştirilen çiçekler ve Aylin’in o naif zevkini yansıtan yumuşak tonlarda perdeler... Pınar kapıdan içeri girdiği an, omuzlarındaki o kaskatı gerginliğin biraz olsun gevş

