Bana çok fazla yaklaştı. Dudağıma yaklaşıp gözlerime baktı...
"DUR!!!"
dedim, elini tutup arkaya çekilerek.
"Ne oldu??"
"Bir şey olmadı, yaklaşma bana ve çık şu evden."
"Sakin ol... Seni rahatlatacağım, kendini bana bırak sadece..."
Bana yaklaştı bir daha.
"Uzak dur dedim... Ve çık git şu evden, seni kovmadan."
"Bir şey yapmadan çıkamam."
"Sen çık git! Ben çok şey yaptı derim, paranı da neyse veririz, üstünü gi, çık artık!"
"İyi, peki nasıl istersen."
Arkasını dönüp banyoya doğru yürüdü.
Derin derin nefes almaya başladım... Ben ne yapıyorum? Ben nasıl bu hale geldim?..
Ben... Kendimde değilim artık.
Tek bir geceydi, bana neler yaptı.
Artık o kızı bulmam gerek, her ne olursa olsun onu bulmam gerek.
Saate bile bakmadan çıktım.
Bağcılar’da oturduğunu söylemişti, onu ilk gördüğümde. Arabaya binip yola çıktım.
---
Bağcılar.
Arabadan inip yürüyerek devam etmek istedim.
Her yere bakmaya başladım; insanlara, dükkânlara, marketlere, mağazalara... Onu bulmadan eve dönmek istemiyorum.
Bazı insanlara sordum:
"Şeyma diye bir oryantal dansçı biliyor musunuz?"
Ama aldığım tek cevap:
"Hayır."
Her "hayır" cevabı beni daha çok yordu.
Ben bu değilim.
Bana neler oluyor?
Bu... Aşk değil bu.
---
4 saat sonra - gece 01:30
İnsanlar azaldı biraz daha. Hafif esmeye başladı hava, ay ışığı sanki bana yol çiziyor gibi.
Yürüyorum. Çok fazla yoruldum ama vazgeçmedim. Vazgeçemiyorum ondan.
Ama umudumu yavaş yavaş kaybediyorum gibi hissetmeye başladım.
Belki de bugün bulamayacağım...
Ama bir gün bulacağım.
Etrafıma bakıp arabaya doğru yürümeye başladım.
Arabaya binmeden son bir kez etrafıma baktım ve bindim.
---
Ev.
Evin kapısını açtım ve yine onun kokusu geldi sanki burnuma.
"Seni bulacağım," dedim kendi kendime.
Odaya geçip yatağa attım kendimi ve...
---
Sabah - Saat 09:40
Gözümü açtım, içim geçmiş, sabah olmuştu...
Ne kollarımda o vardı, ne de ben onun göğsündeydim.
Çok yoruldum ama yine onu istiyorum.
Yataktan kalkıp mutfağa doğru yürüdüm.
Her zamanki gibi iştahım hiç yok. Su içip banyoya doğru yürüdüm.
---
1 saat sonra
Evden çıktım, onu bulma umuduyla.
Gidebildiğim bütün mekânlara gidip sormak istiyorum.
Arabaya bindim, internet üzerinden mekânların konumlarına baktım.
İlk mekân biraz yakındaydı. Arabayı çalıştırıp çıktım yola.
---
Gül Kokusu Eğlence Mekânı
"Merhabalar, bir şey sormak istiyorum."
"Buyurun."
"Ben bir oryantal dansçı arıyorum da... Adı Şeyma."
"Yok burada, Melisa ve Nursel var sadece."
"Peki, teşekkür ederim."
Mekândan çıktım ama biliyordum zaten ilk mekânda bulamayacağımı...
---
Akşam - Saat 19:38
Sekiz tane mekân gezdim ama yok...
Onu yine bulamadım.
---
Telefon sesi
"Alo?"
"Alo, Emir?"
"Efendim?"
"Geçen gün hayır deyip reddettin ama bu sefer hayır demek yok! Zorla geleceksin.
Kız beni bütün arkadaşları, hatta annesiyle tanıştırdı ama ben onu bir kişiyle bile tanıştırmadım. 'Kimsem yok,' diyemedim de...
Bir abim var dedim ama işi var diye şu an tanıştıramadım.
'Bir gün tanıştıracağım,' diye söz verdim.
Bu gece kızla bir yerde buluşacağız, sen de gel."
"Ferit..."
"Emir abi yapma gözünü seveyim. Kızı çok seviyorum gerçekten."
"İyi peki... Saat kaçta?"
"Bir saat sonra. Sana konum atacağım."
"Tamam."
"Anlaştık. Bay!"
"Ba..."
Yüzüme kapattı. Gene bu adam dayak istiyor...
---
1 saat sonra
Mekâna geldim, bir masaya geçip bekledim.
Çok geçmeden Ferit geldi.
"Geldiğin için çok sağ ol. Bu yaptığın iyiliği unutmayacağım."
"Sen kardeşimsin, tabii ki geleceğim. Ve hep yanında olacağım."
"Kız ne zaman gelecek peki?"
"Bilmiyorum. Geç kalmam dedi aslında ama..."
"Tamam."
Beklemeye başladık. Ben telefona bakıyorum, Ferit ise "Kız geldi mi?" diye etrafa bakıyor.
---
2 saat sonra
"Ferit, kız gelmeyecek galiba. Arasana."
"Mesaj attım da...
Arkadaşının canı biraz sıkılmış, o yüzden onunla ilgileniyormuş.
'O zaman onu da al gel, belki iyi gelir ona da dışarı çıkmak' dedim.
O da 'Tamam o zaman, geliyoruz' dedi."
"İyi bakalım, öyle olsun."
Biraz zaman geçti ve sonunda geldi galiba... Ferit ayağa kalktı.
Ben bakmadım önce. Ferit sarılır, öper falan diye...
Belki kız utanır, çekinir benden.
O yüzden biraz bakmak istemedim.
"Merhaba..."
Gözümü kaldırıp baktım. Ve...
Nefesim kesildi.
Zaman durdu.
Herkes yok oldu.
Tek ben ve... O varız...
Gözlerime inanmadım. Nasıl ola bilir bu.
" Sen.."
Dedim gözlerine bakarak .
" Selam ."
Diye cevap verdi sadece sanki çok eski bir tanıdıkmışım gibi.
" Hoş geldiniz ."
Dedim içim buz kesti masaya geçip oturdular.
" Aslı abim Emir... Abi sana mahs etiğin kız arkadaşım Aslı."
" Memnun oldum Aslı."
" Bende emir abi ."
" Bende Ayşe Ferit beni tanıyor zaten..."
" Emir bende .."
Ferit ile Aslı konuşmaya başladılar. Ayşe'ye bakıyordum bende bir şey demesem de gözlerin çok şey anlatıyordu ona . O etrafına bakıyordu sürekli göz göze gelmemeye çalışıyordu benimle ama genede bakıyordu bana ...
" Ayşe.."
" Efendim emir ."
" Sen iyimisin ."
" Evet neden sordun ki?"
"Aslı iyi olmadığını söylemişti de o yüzden sormak istedim iyimisin diye ..."
" İyiyim... Evden çıkmam iyi geldi bana..Sorduğun için teşekkür ederim.."
" Rica ederim.."
" Sen nasılsın..?"
" İyiyim ben de sağol ."
iki dakikada olsa onunla tek kalmak istiyorum. Neden bana yabancı gibi baktığını neden beri unuttuğunu sormak istiyorum...
Kendime fazla güveniyorum galiba bu kız kaç erkeğe daha aynı şeyi yaşatırmıştır..
Telefonu açıp merit e yazdım..
" Ferit ."
" Noldu ?"
" Aslıyı alıp biraz hava almaya gidin ."
" İyi olur aslında ama neden öyle dedin ki?"
" Sonra anlatırım sana ..."
" İyi tamam birazdan söylerim kalkarız ."
---
"Hayatım biz biraz dolaşmaya gidelim mi ?."
" Olur..."
Aslı ve Ferit kalkıp uzaklaştılar bizden ona baktım...
" Ayşe..."
Başını kaldırıp bana baktı.
" Evet..."
" Beni tanımadın mı?"
" Tanıdım ama..."
" Ama ne?"
" Seni unuttum..."
Bu cümle bir hançer gibi vurdu kalbime. Gözleri başka şeyler söylüyordu bana. Unutmak ne demek oluyor...
" Neden unuttun peki?"
" Çünkü yaşadığımız şey bir hataydı sadece..."
" Hata... Öyle mi?"
Susup cevap vermedi.
" Öyledir, cevap vermene gerek yok."
Telefonumu alıp kalktım, masadan çıkış kapısına doğru yürüdüm. Artık her şey bitti benim için... Her şeyi ben kendi kafamda kurmuşum. Sadece o... O tam bir oynak... Ben nasıl böyle iğrenç bir kadın için kendimden geçtim, günlerdir anlam veremiyorum. Ama artık o sözünden sonra aklımdan ve bütün hayatımdan çıktı.
---
Ev.
Eve geldim, üzerimde çok fazla yorgunluk vardı. Gün boyu mekânlarda onu arama yorgunluğu değil, "Çünkü yaşadığımız şey bir hataydı sadece..." bu cümlenin yorgunluğu vardı. Ben nasıl bu hale geldim? Artık kendime gelmenin zamanı geldi de geçiyor çoktan. Soğuk bir duş alıp uyumak istiyorum.
---
Ertesi sabah, saat 06.20. Kapı zili...
Gözümü kapının zil sesine açtım. Sabahın bu saatinde kim gelmiş olabilir ki? Kalkıp açmaya hiç hâlim yok.
Yataktan zar zor kalktım. Üzerimde sadece şort vardı, aklıma gelmedi bile üzerime bir şey almak. Her kimse, bu saate gelmeseydi bu halde görmezdi beni. Beni ilgilendiren bir şey değil bu.
Uykudan uyandığım için biraz sinirlerim bozuk bir şekilde:
" Kim o...?"
diye seslendim ama ses gelmedi...
Sinirle kapıyı açtım...