6. Bölüm

721 Words
"Sen... Ne işin var burada?" "Emir... Ben..." "Sen ne? Ya da sus, bir şey deme. Beni hiç ilgilendirmez çünkü... Senin ne mal olduğunu biliyorum artık." "Emir, dün gece dediğim şey için özür dilerim... Canım çok sıkıldı, bir anda demişim ama sonra aklım başıma geldi. Özür dilerim senden dediğim şey için..." Baktım, baktım... Gene mi oyun oynuyor bu kadın? Bir erkek bulmadı galiba bir gece daha geçirmek için onunla. Gene geldi kapıma... Bu nasıl bir insan böyle, anlam veremiyorum... "Ne istiyorsun?" "Sadece affetmeni..." "İyi, affettik. Gidebilirsin." Bunu dedim ama aklımda bambaşka şeyler dönüyordu. "Teşekkür ederim... Rahatsız ettiğim için de kusura bakma... Aklımda kaldı, dün geceden beri uyuyamadığım için erkenden gelmek istedim." "Sorun değil..." "O zaman ben artık gideyim... Hoşça kal." "Sen de..." Arkasını döndü, biraz yürüdü. Ben kapıyı yavaşça kapatıp sonra geri açtım. "Bekle..." "Ne oldu?" "Ben düşündüm de... Sen madem uyumamışsın, istersen geç içeride uyu. Benim işim var, çalışma odasında olacağım." Biraz düşünüp etrafına baktı. "Bilmem ki..." "Bilinmeyecek bir şey yok ortada. Gelmek istersen buyur gel... Fazla ısrar etmek istemem." "Aslında iyi olur, çok fazla uykum var." "Buyur, geç o zaman." "Teşekkür ederim tekrardan." "Önemli değil." İçeri girdi, sanki ilk kez geliyormuş gibi... Bir de salona geçmeden hafifçe bakıyor kapıdan, salon müsait mi diye... "Merak etme, ev müsait. Yatak odası biraz dağınık sadece, orada uyuduğum için." Hafifçe gülümsedi. "Anladım... Ama öyle sabahın bu saatinde geldim, pek müsait değilsindir diye önce bakmak istedim göz ucuyla." "Baktın, peki müsait miymişim?" "Evet, müsaitmiş evin... Ama sen pek değilsin sanki." "Nasıl? Anlamadım?" Baştan aşağı bakmaya başladı bana. Sonra etrafına bakıp gülmeye başladı... Aklım yeni yerine geldi; üzerimde sadece şort vardı benim... Aslında demem gereken şey "Affedersin, farkında değildim" ama bunu normal insanlara derim ben. Karşımdaki normal bir insan değil... Bunu onun yüzüne vurmam gerek. "Üstümü kast ediyorsan eğer... Görmediğin bir şey yok ortada." Bunu duyunca biraz utandı sanki. Bana baktı ve arkasını dönüp salona geçti. Benim her zaman oturduğum koltuğa oturdu. Ben gelip yanına oturdum. "Senin koltuk bu değil..." "Anlamadım?" "Senin koltuğun bu değil diyorum, karşıdaki koltuk senin. Geçen sefer geldiğinde orada oturmuştun, hatta orada uyumuştun." Ona her şeyi hatırlatmak istiyorum; onu güzel bir dille yerin dibine sokmak, ondan intikam almak istiyorum sadece... Artık içimde ona karşı sadece nefret var, başka bir şey yok. "Evet, öyle olmuştu... Ama fark etmez benim için." "Tamam, sen uyu o zaman istersen." "İyi olur aslında." "İyi uykular." "Teşekkür ederim." Biraz uyusun... Onunla daha çok oyun oynayacağım. Benimle oyun oynamak neymiş, ona göstereceğim... --- (14:20) Birkaç evrak alıp salona geçtim. Onun uyuduğu, koltuğun, tam karşısındaki koltuğa oturdum, onu izlemeye başladım. Saçları yüzüne gelmiş, dudaklarını hafifçe oynatıyor... Hafifçe hareket etti, uyanacak galiba. Hemen elime bir kâğıt alıp incelemeye başladım. " Günaydın." " Günaydın... İyi uyuyabildin mi?" " Evet, çok iyi uyudum." " Senin işin bitmedi mi?" " Yok, bitiyor aslında az kaldı. Ama çalışma odasında pek çalışmayı sevmem, o yüzden buraya geldim." " İyi yaptın... Ben artık gitsem iyi olacak." " Hemen öyle gitme. İstersen kahvaltı yapalım birlikte, sonra gitmek istersen gidersin." " Peki, olur. Ben hemen hazırlayayım, istersen sen işini bitir." " Olur, tamam." Mutfağa geçti. Tam da istediğim şekilde ilerliyor her şey... Biraz bekleyip ben de onun peşinden mutfağa gittim. " Yardım etmemi ister misin?" " Yok, aslında ben hallederim. Senin işin bitti mi?" " Sana yardım etmek istedim, işlerimi daha sonra da halledebilirim... Evet, menemen sever misin?" Bana bakıp hafifçe güldü ama ben onu görmemişim gibi davranıp ocağa doğru yürüdüm. " Aslında biraz severim ya." " Ben şimdi sana bir menemen yapacağım, bak nasıl aşık olacaksın." " Bayağı kendinden eminsin yani bu konuda." " Aynen öyleyim." " Dolaptan domates ve yumurta uzatır mısın? Ben de diğer malzemeleri alayım." " Tamam, olur." Bilerek ellerine dokundum her seferinde ve her seferinde de gözleri biraz olsun parladı. --- " Evet, söyle bakalım nasıl olmuş?" " Gerçekten çok lezzetli olmuş, ellerine sağlık." " Afiyet olsun, beğenmene sevindim." " Ben bunu bir daha isterim senden yalnız..." " Ne zaman istersen gel." Yemeğe devam etti. Yemekten sonra büyük ihtimalle gidecek, bir daha da gelmeme gibi bir durumu var. Hiç güvenmiyorum bu kadına çünkü... Bir daha gelmese istediklerimi yapmayacağım. Gelmesi gerek. Ama nasıl? " Ayşe..." " Efendim?" " Akşam bir işin var mı?" " Yani bilmiyorum ki... Neden?" " Ferit ve Aslı’yı yemeğe çağırmak istiyorum da, sen de gelir misin?" " Güzel olur aslında, gelmeye çalışırım ama söz veremem ona göre." " Sen nasıl istersen."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD