Hızır zor zamanlarda yetişir derdi annem. Ona da annesi, ona da annesi derken böyle uzanıp gidiyor mazi. Dilden dile söylenen yaygın bir düşünceydi bu. İnancım da sağlamdı ve çalan telefon bir kez daha kanıtlar nitelikteydi benim için. Duyduğum yabancı ses bana üç beş kuruş kazanabileceğim iki günlük bir iş olduğundan bahsetmişti. Yevmiyesini yüz otuzdan vereceğini söyleyince işin zorluğunu bile umursamadan kabul etmiştim. Şu an seçim yapacak konumda değildim. Elim ekmek tutmalıydı. Yüzüme bahar serpmişler gibi çiçek açıyordu yanaklarım. Kapattıktan sonra Özbek sevincimin sebebini sordu. Her şeyi unutmuştum sanki o an. Bu mutluluğumu arkadaşımla paylaşırken iki günlüğüne deyince o biraz surat ekşitti. Devamlı sandığını söylemişti. Olsun dedim. O da olur inşallah. İş ne işi peki diyerek

