Sıla 2 Bölüm

1166 Words
Yıllarını verdiği kocası trafik kazası geçirmişti. Haberi alır almaz şirketten çıkıp taksi çevirmiş hastanenin adını vermişti. İçini içini yerken, gözlerinden akan yaşların farkına yeni yeni varıyordu. Akan göz yaşlarını silerken, taksicinin "geldik abla" demesiyle çantasından çıkardığı parayı uzattı. Taksiden iner inmez yüzüne vuran ılık rüzgarla saçları savruldu. Koşa koşa hastaneye girerken danışmanda ki görevliye kocasının durumunu sordu. "Kemal Savcar eşim trafik kazası geçirmiş şuan nerede durumu nasıl" endişe ve panikle soru soran kadınla hemen önündeki bilgilere baktı. "Eşinizin durumu iyi ufak tefek sıyrık dışında sorunu yok 2 kat 100 numaralı odada" diyip bilgi veren kadına! "Teşekkür ederim " diyerek merdivenleri koşar adım çıkmış oda numaralarına bakmaya başlamıştı. Koridorun sonunda görünen Salih ve sarışın kadınla oraya doğru giderken Sılanın geldiğini gören Salih hemen kadının yanına gitti. "Sıla merak etme Kemal gayet iyi" içini saran rahatlamayla derin nefes aldı. "Nasıl oldu bu kaza Salih" bakışlarını kaçırdı. "Şey nasıl desem biz akşam yemeği için yeni açılan mekana gidecektik işte ne olduysa o ara oldu" Ne gizliyordu bunlar. "Merhaba Sıla'ydı değil mi?" Diyen sarışın kadına döndüm. Hiç gözüm tutmamıştı bu kadını cin göz gibi bakıyordu. "Siz kimsiniz" alayla bana bakması sinirimi bozmuştu. "Kemalin patronu" Neden daha önce görmemiştim peki bu kadını. "Ya öyle mi neyse Kemal uyuyor mu?" Diye Salihe döndüm. Öfkeyle kadına bakıyordu. "Yok seni bekliyor Sıla" hızla onları geçip odaya girdim. Yüzünün bir kaç yerinde çizikler ve morluk vardı. Sağ eli sarkıya alınmış öylesine duvara bakıyordu. Onun bu haline dayanamayıp yavaşça boynuna sarıldım. "Kemal nasıl korktum neden dikkatli kullanmıyorsun arabanı ya sana bir şey olsaydı." Belime sarılan tek kolu tuttum. "Sıla'm papatya kokulu kadınım öyle korktum ki seni bir başına bırakıp öleceğim diye" Kemalin tek kusuru fazla bencil olmasıydı. "Ölüm kelimesini ağzına alma lütfen" dedim kısık sesle. Şimdi ilgi gösteriyor olabilirdi. Bir iki saat sonra o ilgisi tamamen kaybolacaktı. Ölmesinden deli gibi korkmuştum kabul ediyorum. Hala seviyor olabilirim oda kabul ama son zamanlarda özellikle iki ay içinde fazla değişik davranmaya başlamıştı. "Patronunuz güzelmiş" dedim laf olsun birazda ne tepki vereceğini merak ettim. Belimde ki eli kasıldı, aptal bir kadın değildim hem Salihin hem o kadının tavırları normal olamazdı. "Fark etmedim hem bizene Allah sahibine bağışlasın" gözlerini kaçırıyordu. Ağlamamak için zor duruyordum, Kemali ondan bile iyi tanırdım. Bana bu ihaneti yapmamış olmasını umdum. İlgisizliğinin o kadınla alakalı değildir. Bunu kaldıracak gücü bulamazdım. Benim uğruna ailesini terk edip onca malı mülkü bıraktığı kadını aldatacak adam değildi. Tam gözlerinin içine baktım. Görmek ister gibi yeni tanır gibi gördüğüm şeyler hoşuma gitmedi. Elim ayağım boşalmış ne yapacağımı şaşırmıştım. Bundan emin olmam lazımdı ama nasıl aklıma telefonu geldi. Ancak o uyuduktan sonra bakabilirdim. "Fazla sinsi birine benziyor. Sana ir şey soracağım Kemal o gece yani arkadaşlarınla içtiğin gece patronunda var mıydı ?" Yalan söylediği zaman burnunu kaşırdı. Bunu ilk evlendiğimiz yıl fark etmiştim. Yine aynı hareketi yapıp önce kaşlarını çattı. Ardından burnunu kaşıyıp başını çevirdi. "Hayır yoktu" Yalan söyleme diye haykırmak istiyordum. "Peki" ondan boşanmam için kanıtlara ihtiyacım olacaktı. "Sıla neden bana öyle bakıyorsun" Nasıl bakıyorum nefret eder gibi sever gibi. Ah uslanmaz kalbim en vefasızı sevmeye her zaman devam edecekti. Unuttum sevmiyorum desen bile o kadar kolay atılmıyordu. "Nasıl bakıyorum sana Kemal sen söyle" adem elmasının aşağı yukarı hareket etmesini izledim. "İğrenir gibi" alayla güldüm birazdan küçük çaplı kıyamet koyabilirdi. "Söylesene Kemal o kadınla ne zamandır ilişkin var" şok olmuş gözlerle bana bakarken elini yumruk yaptı. "Beni neyle itham ediyorsun sen kadın" delirmişti. Acaba kendi kafamda kurmuş olabilirmiydim. "Yalan söylediğin zaman burnunu kaşıyorsun Kemal neden o kadının o gece orada olduğunu söylemedin" dedim ve içeri Salih girdi. "Çünkü Salihle ilişkisi var?" Ne ağzım açık Salihe bakarken o tam tersi Kemale dik dik bakıyordu. "Salih doğru mu bu" bekar adamdı. "Şey henüz yeni yenge" kafasını hafif kaşıyıp tekrar bana döndü. "Annemlerin haberi yok o yüzden o gece Semanın orada olduğunu kimse bilmiyor." Ne rahat kadınmış pes. "Anladım tebrik ederim" kafamda neler kurmuştum. Ama yinede içim rahat etmiyordu. "Doktorla konuştun mu Salih ne diyor." "Bu gece buradasın abi" "Sen git annenler merak etmesin koçum" "Tamam iyi geceler." Diyip gitti. Eliyle yatağın kenarına vurup yanına çağırdı. Usul usul açtığı boşluğa oturup yüzüne baktım. "Şimdi böylesin yarın yine buzdolabı olacaksın ve ben bu durumdan çok sıkıldım." Her kadın ilgi isterdi. Sevildiğini hissetmek duymak tatmak isterdi. En son ne zaman karı koca olmuştuk, doyasıya sevişmiş sabaha kadar sohbet etmiştik beş ay önce peki şimdi ki tavrı niye neden. "Sıla biliyorum bu ara ihmal ettim seni telafi edeceğim söz haftasonu bir yerlere kaçalım sen ben ikimiz ne dersin" "Olur" tek cümlelik cevap sinirlensede belli etmedi. "Yapma böyle Sıla durumları biliyorsun annem babam dedem hepsi üst üste geldi." Bu konuda sessiz kaldım. Ailesini benim yüzümden terk etmişti. "Üzgünüm Kemal" çenemden tutup başımı kaldırdı. "Üzgün olma suçlu sen değilsin onlar. Sen sadece sev beni çok sev" Seni sevdim hemde çok ama itiyorsun beni be Kemal! "Bir bilsen Kemal ne fırtınalar kopuyor içimde eski adamımı çok özlüyorum nerde o sevecen karısına aşık Kemal" Oh sonunda içini dökmüştü. "Bak şu gözlerime Sıla iyi bak orada bir tek sen varsın sadece sen senin varlığın beni ayakta tutuyor. Sana ilk vurulduğum günü anlatmamı ister misin üniversite yılları değil onun öncesi 16 yaş gününde tek başına mavi bikininle denize girdiğin günü hatırla" bunları ilk defa duyuyordum. O zaman gece saat 23.30 sularında bizimkiler uyurken evden kaçmış sırf gece denize girmenin nasıl bir şey olduğunu öğrenmek için eve yakındı sahil üstüme bikinimi giyip koşar adım denize girip buz gibi suyun keyfini çıkarmıştım. Tabi eve titreye titreye gitmiş sabahına hasta olmuştum. "Hatırladın dimi kış ayına rağmen o soğukta denize girip hasta olmayı göze almıştın, senin o küçük cesaretine yeşil gözlerine aşık oldum o gün tam kalbimin ortasına yerleşti. Zümrüt yeşili harelerin seni ancak ölüm ayırır benden Sıla" "Peki neden bu tavırların ailen olamaz mevzu" dedim konuyu değiştirmek adına. "İş aile hepsi Sıla hepsi" sesi uykulu çıkıyordu. "Ya bir gün sevmekten vazgeçersen" bunun cevabını bilmek istiyordum. "O gün asla olmayacak Sıla" kesik kesik gelen sesi uykuya daldığını gösterirdi. Beni yine bir yığın düşüncelere itmişti. Yarın için izin almam gerekti. Kemal iyileşmeden asla işe gitmezdi. Kemalin uyanmamasına dikkat edip odadan çıktım. İlk günden izin almak ama mecburdum. Telefondan Korhan beyin numarasını bulup aradım. İlk çalışta açmıştı. Şaşırsamda belli etmeyip hemen lafa atladım "Alo Korhan bey müsait misiniz ?" Bir kaç hışırtı sesi duydum. "Sıla hayırdır bu saatte müsaitim söyle" derin nefes alıp konuştum. "Eşim kaza geçirdi şuan hastanedeyim durumu iyi ilk günden izin almam doğru olmayacak ama bana iki gün izin verir misiniz?" Sesi titredi. "Ah geçmiş olsun o nasıl söz Sıla tabi izin veririm. Yapabileceğim bir şey olursa ara çekinmeden" "Teşekkür ederim Korhan bey iyi geceler" "İyi geceler Sıla" diyip kapattık. Koridoru aşıp odanın önüne geldim ama kapı aralıktı. Ve konuşma sesleri geliyordu. Biraz daha aralayıp başımı içeri uzattım. Sarı kafa patron oradaydı. "Karın fazla saf Kemal" Bana mı diyordu onu. "Kes sesini Sema eğer tek kelime edersen seni abine söylerim bu kez kurtulamazsın" "Yapamazsın bunu Kemal" sesi içine kaçmış gibi çıkıyordu. "Yaparım ve emin ol acımam defol git buradan" Ah Kemal ah Ne yapıyorsun sen? Bölüm Sonu... Bir sonraki bölüm bol Korhan ve Sıla yavaştan giriyorum mevzuya...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD