Sığınak, yerin altındaki bir mezar gibi sarsılıyordu. Beton parçaları tavandan kopup yere düşerken kulakları sağır eden bir uğultu yayıldı. Elif, Cem’in elini tutmaya çalıştı ama onun bedeni donmuş gibiydi. Gözleri kapalı, alnı ter içinde, sanki görünmez bir savaşın tam ortasındaydı. “Cem! Kendine gel!” diye bağırdı Elif, sesi enkazın çığlığına karıştı. Ama Cem duymuyordu. Onun zihninde başka bir savaş vardı. Karanlığın içinde tek başına yürüyordu. Göz alabildiğine siyah bir boşluk… Ne ses vardı, ne de ışık. Sadece uzaklarda yankılanan kendi adımları. Sonra birden, bir çocuğun ağlama sesi duyuldu. Cem irkilerek başını çevirdi. Karşısında, 10 yaşındaki hali duruyordu. O günkü yırtık gömleği, dizlerindeki kanlı yaralar, yüzündeki korku ifadesi… “Beni neden yalnız bıraktın?” dedi küçük

