Soğuk, nemli duvarlar Elif’in etrafını sararken tavan lambasının tekdüze titremesi sessizliği yırtıyordu. Kolları hâlâ kelepçeliydi, metal bileklerine acı veriyordu. Nefesi buğulanıyor, zincirlerin sesi her kıpırdayışında yankılanıyordu. Bir köşede duran kamera, kırmızı ışığıyla ona göz kırpar gibiydi. Her saniye izlendiğini biliyordu. “Beni konuşturmak istiyorlar,” diye düşündü. “Ama neyi biliğimi bile bilmiyorlar.” Kapı ağır bir tıklamayla açıldı. Aynı kadın içeri girdi — Yavuz’un kızı. Elinde bir dosya, yüzünde sanki her şeyi biliyormuş gibi bir ifade. “Elif Yalın,” dedi soğukkanlılıkla. “Gazeteci, tanık, ihanetçi… Hangisini tercih edersin?” Elif başını kaldırdı, sesindeki öfkeyi bastırmaya çalışarak: “Ben sadece gerçeği yazdım.” Kadın alayla güldü. “Gerçek mi? Gerçeğin kimin eli

