26- Sessizlik

1501 Words
Kapı sert bir sesle kapandı. O ses evin duvarlarında değil, içimde yankılandı. Olduğum yerde kaldım. Ardından giden adımlarını duymadım bile. Sanki Taylan kapıyı değil, aramızdaki son cümleyi çarpıp çıkmıştı. Bir süre kıpırdayamadım. Sonra ağır ağır banyoya geçtim. Yüzümü yıkadım ama aynaya bakmadım. Kendimi görmek istemiyordum. Üzerime askılı, sade bir pijama geçirip yatağa uzandım. Lambayı kapattım. Tavan karanlıktı. Düşüncelerimse çok aydınlık. Kalbim hâlâ hızlıydı. Kavganın yankısı geçmemişti. “Bunu da atlatırsın,” dedim kendime. “Hep yaptığın gibi.” Gözlerimi kapattım. Aradan bir iki dakika geçti ya da bana öyle geldi. Kapı yeniden açıldı. Bu sefer çarparak değil. Sessizce. Nefesimi tuttum. Döndüğümde Taylan’ı gördüm. Üzerinde pijaması vardı. Saçları biraz dağılmıştı. Yüzü hâlâ sertti ama gözleri… yorgundu. Hiç konuşmadı. Yatağa geldi. Arkama uzandı. Tereddütsüz. Bir kolunu belime doladı. O an tüm direncim çöktü. Beni kendine çekti. Sırtım göğsüne değdi. Nefesi ensemdeydi ama acele yoktu, baskı yoktu. Sadece oradaydı. “Gitmeyeceğim,” dedi alçak bir sesle. “Bunu bil.” Cevap vermedim. Gerek de yoktu. Elim, istemsizce onun koluna gitti. Parmaklarım kumaşı kavradı. İlk defa birine böyle tutunuyordum. O gece başka hiçbir şey olmadı. Ama çok şey oldu. Uykuya, aynı ritimde nefes alarak daldık. *** Sabah ışığı perde aralığından içeri sızdığında uyandım. Kımıldamadım. Taylan hâlâ arkamdaydı. Kolu belimdeydi. Uykusunda bile gevşememişti. Sanki kaçmamdan korkuyormuş gibi. İçimden bir ses yükseldi. Ondan etkilenmeye mi başladım? Bir an durdum. Ev— hayır Alya, dedim kendime. Bu sadece güven. Ama kalbim beni dinlemedi. Taylan hafifçe kıpırdandı. Gözlerini açmadı. Kolunu biraz daha sıkı sardı. O an anladım. Bu evlilik artık sadece kelimelerden ibaret değildi. Ve ben, ilk defa bir sabaha yalnız uyanmamıştım. Gün daha yeni başlıyordu. Taylan hâlâ uyuyordu. Nefesi düzenliydi, ağır değildi ama derindi. Göğsünün iniş çıkışını sırtımda hissediyordum. Bir süre öylece kaldık. Ne ben kıpırdadım ne o. Zaman yavaşladı. Sonra hafif bir hareket hissettim. Önce kaşları çatıldı. Ardından kolu belimde biraz daha sıkılaştı. Uyanıyordu ama gözlerini açmıyordu. Sanki bulunduğu hâlin farkına varmak istemez gibi. Ama farkındaydı. Beni kendine biraz daha çekti. Sırtımı tamamen göğsüne yasladı. Aramızda boşluk kalmadı. Bu bir refleks gibiydi; düşünülmüş değil, içgüdüseldi. Nefesi boynuma vurdu. Hoşuna gitmişti. Bunu hissediyordum. Kolunu biraz daha sıktı. Sahiplenir gibi değil… kaybetmek istemez gibi. Elinin sıcaklığı belimde sabitlendi. O an içimden bir ürperti geçti. Kımıldasam uyanır, diye düşündüm. Kımıldamasam… Hiçbir şey yapmadım. Taylan gözlerini açtı. Birkaç saniye öylece durdu. Neredeyse nefes almayı bile unuttu. Sonra yüzünü yastığa biraz daha yaklaştırdı. Gözleri kapalıydı ama uyanıktı artık. “Kaçmıyorsun,” diye mırıldandı. Bu bir soru değildi. “Kaçmıyorum,” dedim sessizce. Kolunu daha da sıkılaştırdı. “İyi,” dedi. Tek kelime. Ama o kelimeyle birlikte kalbim hızlandı. Bir süre daha öyle kaldık. Ne konuşma vardı ne açıklama. Sadece temas. Sadece sabahın sessizliği. Ve ikimiz de biliyorduk: Bu, dün geceki kavgadan sonra verilen en net cevaptı. Taylan hâlâ uyuyordu. Nefesi düzenliydi, ağır değildi ama derindi. Göğsünün iniş çıkışını sırtımda hissediyordum. Bir süre öylece kaldık. Ne ben kıpırdadım ne o. Zaman yavaşladı. Sonra hafif bir hareket hissettim. Önce kaşları çatıldı. Ardından kolu belimde biraz daha sıkılaştı. Uyanıyordu ama gözlerini açmıyordu. Sanki bulunduğu hâlin farkına varmak istemez gibi. Ama farkındaydı. Beni kendine biraz daha çekti. Sırtımı tamamen göğsüne yasladı. Aramızda boşluk kalmadı. Bu bir refleks gibiydi; düşünülmüş değil, içgüdüseldi. Nefesi boynuma vurdu. Hoşuna gitmişti. Bunu hissediyordum. Kolunu biraz daha sıktı. Sahiplenir gibi değil… kaybetmek istemez gibi. Elinin sıcaklığı belimde sabitlendi. O an içimden bir ürperti geçti. Kımıldasam uyanır, diye düşündüm. Kımıldamasam… Hiçbir şey yapmadım. Taylan gözlerini açtı. Birkaç saniye öylece durdu. Neredeyse nefes almayı bile unuttu. Sonra yüzünü yastığa biraz daha yaklaştırdı. Gözleri kapalıydı ama uyanıktı artık. “Kaçmıyorsun,” diye mırıldandı. Bu bir soru değildi. “Kaçmıyorum,” dedim sessizce. Kolunu daha da sıkılaştırdı. “İyi,” dedi. Tek kelime. Ama o kelimeyle birlikte kalbim hızlandı. Bir süre daha öyle kaldık. Ne konuşma vardı ne açıklama. Sadece temas. Sadece sabahın sessizliği. Ve ikimiz de biliyorduk: Bu, dün geceki kavgadan sonra verilen en net cevaptı. Kapı usulca tıklatıldı. Ses o kadar hafifti ki ilk anda rüyanın parçası sandım. Taylan’ın kolu hâlâ belimdeydi. Nefesi ensede, sıcak ve sakindi. Kıpırdamadım. Kapı yavaşça aralandı. Sultan ana içeri girdi. Elinde küçük bir örtü vardı, her sabah olduğu gibi. “Kahvaltı hazır…” diyecekti ki durdu. Kelimeler boğazında asılı kaldı. Bizi gördü. Taylan hâlâ uyanıktı ama gözlerini kapalı tutuyordu. Ben de öyle. Ama ikimiz de farkındaydık. Sultan ana birkaç saniye öylece durdu. Ne şaşkınlık vardı yüzünde ne de öfke. Sadece derin bir sessizlik. Bakışları üzerimizde gezindi. Taylan’ın kolunun belimdeki duruşu… Aramızdaki mesafesizlik… Benim ona yaslanışım. O an anladı. Yavaşça geri adım attı. Kapıyı kapatmadı önce. Sanki görüntüyü bölmek istemez gibi. Sonra sessizce kapıyı çekti. Koridorda ayak sesleri uzaklaştı. O an Taylan gözlerini açtı. “Gitti,” dedi fısıltıyla. Başımı biraz kıpırdattım. Yüzüm hâlâ onun göğsüne dönüktü. Elini saçlarıma götürdü. Parmakları arasında dolaştırdı. Acele yoktu. Sahiplenme yoktu. Sadece alışkanlık gibi… ama yeni bir alışkanlık. Saçlarıma doğru eğildi. Ve hafifçe, neredeyse hissettirmeden bir öpücük kondurdu. O kadar basitti ki. Ama kalbim öyle atmadı. “Neden böyle baktı?” diye sordum sessizce. Taylan gülümsedi. İlk defa bu kadar yumuşak bir gülümsemeydi. “Çünkü bazı şeyler söylenmeden anlaşılır,” dedi. Kolunu gevşetmedi. Tam tersine, beni biraz daha kendine çekti. “Biraz daha kalalım,” dedi. “Kahvaltı bekler.” Gözlerimi kapattım. İlk defa bu evde, zamanın bana ait olduğunu hissettim. Bir süre daha öyle kaldık. Ne konuşuyorduk, ne de uyuyorduk aslında. Sadece nefes alıp verişlerimiz birbirine karışıyordu. Yüzüm Taylan'ın gögüsüne gelcek şekilde döndüm.Taylan’ın kolu belimdeydi, avucu sanki oraya aitmiş gibi duruyordu. Ben de yerimi değiştirmedim. Kıpırdasam büyü bozulacak gibiydi. “Uyumuyorsun,” dedi fısıltıyla. “Sen de,” dedim. Hafifçe güldü. Göğsü titredi, yanağımda hissettim. Elini saçlarımdan çekmedi. Parmaklarımla gömleğinin kumaşını tuttum ama fark ettiğimi belli etmedim. “Böyle kalmak…” dedi. “Garip mi geliyor?” Başımı azıcık salladım. “Hayır,” dedim. “Yeni.” Cevap vermedi. Ama kolu bir tık daha sıkılaştı. Tam o anda kapı hızla açıldı. “Dayııı!” Taylan’ın omzu dürtüldü. İkimiz de irkildik ama yerimizden sıçramadık. Gözlerimi kapalı tuttum. Taylan da öyle yaptı. Bir an sessizlik oldu. Sonra tekrar: “Dayı! Dayıı!” Gökçe’ydi. Küçük eli bu kez Taylan’ın koluna vurdu. Tepki gelmeyince başını eğip bana baktı. “Yengeee?” dedi bu sefer. “Yenge uyan!” Ses tonu meraklıydı, şımarık değil. Ama ben hâlâ kıpırdamadım. Taylan’ın nefesini tutup tutmadığını hissettim. Tutuyordu. Gökçe yatağın kenarına yaklaştı. Bizi izledi. Sonra yüzü bir anda aydınlandı. “Anneeee!” diye bağırdı kapıya doğru dönüp. “Anne, uyuyorlar!” Kapıdan Derya ablanın sesi geldi. “Kim uyuyor?” “Dayı’yla yenge!” dedi gururla. “Beraber!” O an Taylan’ın göğsünde bastırılmış bir kahkaha hissettim. Ben de gülmemek için dudağımı ısırdım. “Tamam,” dedi Derya abla sakin ama belli belirsiz gülerek. “Çıkalım Gökçe, rahatsız etmeyelim.” “Niye?” diye sordu Gökçe. “Çünkü,” dedi Derya abla, “bazen insanlar birlikte uyur.” “Ben de anneyle uyuyorum,” dedi Gökçe mantıkla. “Evet,” dedi Derya abla. “Ama şimdi çıkıyoruz.” Ayak sesleri uzaklaştı. Kapı kapandı. O an Taylan dayanamadı. Kısa bir kahkaha bıraktı. Ben de gözlerimi açtım. “Uyuyor numarası yaptın,” dedim. “Sen de,” dedi. “Başarılıydık.” Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Gözleri yumuşaktı. O sert, mesafeli adam yoktu şu an. Saçları dağılmıştı, sesi uykulu gibiydi. “Bizi öyle gördüler,” dedim sessizce. “Bir şey derler mi?” “Derler,” dedi omuz silkerek. “Zaten diyecekler.” Sonra ciddileşti. Elini saçlarımdan yanağıma kaydırdı. Ama sadece durdu. Dokunmadı. “Bırak desinler,” dedi. “Bugünlük böyle kalsın.” Başımı tekrar göğsüne koydum. Ve bu kez, gerçekten uykuya daldım. *** Uyandığımda ilk fark ettiğim şey sessizlik oldu. Konağın o bitmeyen uğultusu yoktu. Ayak sesleri, kapı gıcırtıları, uzaktan gelen konuşmalar… Hiçbiri. Sonra nefes. Düzenli. Sakin. Yanı başımda. Gözlerimi açtım. Taylan hâlâ oradaydı. Aynı pozisyonda. Aynı yakınlıkta. Kolu belimdeydi, eli sırtımda durmuştu. Ne gevşemişti ne de beni bırakmıştı. Sanki uykusunda bile bir yere gitmemiş, gitmeyi düşünmemiş gibiydi. Bir an hareket etmek istemedim. Sadece baktım. Yüzü uykuda bambaşkaydı. Sert çizgiler yumuşamıştı. Kaşları çatık değildi. Dudakları hafif aralıktı. İlk defa onu bu kadar savunmasız görüyordum. Ve o an içimden geçen düşünce beni olduğum yere mıhladı: Bütün gün çalışan adam… Herkesin önünde güçlü duran, herkesin yükünü sırtlanan adam… İşini, sorumluluklarını, dışarıdaki karmaşayı bırakıp benimle birlikte uyuyordu. Sadece benimle. Bir iş için kalkmamıştı. Bir telefon için sıçramamıştı. Birilerinin çağrısına uymamıştı. Buradaydı. Benimle. Bu farkındalık göğsümde garip bir ağırlık yarattı. Ne mutluluktu tam olarak, ne korku. Daha çok… kırılgan bir sevinçti. Dokunsam dağılacak gibi. Beni seçti, dedim içimden. En azından bu sabah. Başımı çok hafifçe kaldırdım. Onu uyandırmamak için nefesimi tuttum. Ama hareketimi hissetmiş olacak ki kolu belimde biraz daha sıkılaştı. Uyanmadan yaptı bunu. Refleks gibiydi. Kalbim hızlandı. “Gitme,” der gibi bir hareketti bu. “Buradayım,” der gibi. Gözlerim doldu ama ağlamadım. Çünkü bu anı bozmaya hakkım yokmuş gibi hissettim. Sessizce tekrar göğsüne yaslandım. Ben alışıyor muyum? diye sordum kendime. Yoksa çoktan alıştım mı? Dışarıda hayat devam ediyordu belki. Konağın duvarlarının ardında başka hesaplar, başka kavgalar vardı. Ama bu yatakta, bu birkaç dakikalık sessizlikte, biz vardık. Ve ilk defa bu evde, kendimi misafir gibi hissetmiyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD