Banuçiçek için de, Gökalp için de sıkıntılı bir gece olmuştu. Banuçiçek'e yaşadıkları ve duydukları ağır gelmişti. Bütün gece ne kadar şanslı olduğunu düşünmüştü. Batıda büyümüş, babası onu en güzel okullarda okutmaya çalışmış, kendine güvenen genç bir öğretmen olmuştu. Annesi onu gözünden sakınmıştı. Kıymetlisiydi ikisinin de. Her şeyden bihaber pembe hayallerle geldiği bu coğrafya da, hayallerine kara bir leke çalınmıştı o gece. Herkesin şansı olmuyordu ne yazık ki. Gökalp ise neredeyse hiç uyumamıştı. Gözünü kapattığı an, gözünün önüne ensesine silah dayanmış Banuçiçek'in bakışları geliyordu. O yeşil gözler, zaman zaman bir mermi olup etine saplanıyordu Gökalp'in. Ona o anları yaşattığı için şu an diskoda domuz gibi anıran İbo'nun kalbini sökmek istiyordu. Ama yapamazdı, dediğ

