Gökalp çelik bardaktaki çayı Banuçiçek'e uzattı. "Biraz sıcak olabilir." Banuçiçek iyice ısınmış çelik bardağı tutamayınca güldü Gökalp, "Ben taşırım senin için. Oturalım mı şöyle?" İlerideki üst üste duran kum torbalarını işaret etti başıyla. "Olur." O tarafa yöneldiklerinde, teğmenin odasının camından onları izleyen Mustafa sırıttı. "Bu iş bu kadar." dedi. "Yine ne karıştırıyorsun, kardeşim?" dedi Uğur teğmen. "Teğmenim, Gökalp'in halini tek ben fark etmiş olamam herhalde." Fırat Başçavuş babacan bir şekilde güldü. "Yok, yok aslanım. Yalnız değilsin. Daha en başta dedim ben. Vuruldu bizim ayı!" Yeniden keyifle güldü. "Valla Başçavuşum... Mustafa'm... Gökalp gelip anlatırsa dinlerim, anlatmazsa da sıkıştırmayın adamı. Er kişidir o. Sevdası da ona, nefreti de. Ne yapacağını bilir."

