Gerçeğe bir adım kala

1158 Words
3. Bölüm: Gerçeğe Bir Adım Kala Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından süzülürken Sevda gözlerini açtı. Yanında yatan Kadir'in yüzüne baktı. Kocası uyuyor gibi görünüyordu ama kaşlarının arasındaki çizgi, huzurlu olmadığını belli ediyordu. Sevda elini uzatıp onun yanağına dokundu. “Kadir,” diye fısıldadı. Kadir gözlerini açtı. “Günaydın.” “Bugün doktora gidecektin, unutmamışsındır umarım.” Kadir birkaç saniye karısına baktıktan sonra doğruldu. “Unutmadım.” “Seninle geleyim mi?” “Gerek yok. Önce bir doktorla konuşayım, sonra sana anlatırım.” Sevda'nın yüzündeki ifade değişti. “Yine aynı şey. Her şeyi tek başına halletmeye çalışıyorsun.” “Sevda, lütfen. Sadece biraz zamana ihtiyacım var.” “Peki,” dedi Sevda, kırgınlığını gizleyemeden. “Ama artık beni daha fazla belirsizlikte bırakma.” Kadir karısının elini tuttu. “Söz veriyorum.” Sevda onun gözlerine baktı. Bu söze inanmak istiyordu. Çünkü bazen insan, içindeki korkuyu susturabilmek için küçücük bir umuda bile tutunurdu. *** Kahvaltı sırasında Aras, babasının yanına oturup önündeki ekmeği küçük parçalara ayırdı. “Baba, bugün beni okuldan sen alacak mısın?” Kadir oğlunun saçlarını karıştırdı. “Bugün biraz işim var, aslanım. Ama akşam seninle oynayacağız.” “Gerçekten mi?” “Gerçekten.” Aras elini uzatıp babasının serçe parmağına kendi parmağını doladı. “Söz mü?” Kadir gülümsedi. “Söz.” İrem masanın diğer ucunda sessizce onları izliyordu. Son zamanlarda babasının verdiği sözleri tutmakta zorlandığını fark etmişti. Yine de bir şey söylemedi. Belki de annesi gibi o da babasının bir şeyleri sakladığını hissediyordu. Okula gitmek için ayağa kalktığında babasının yanına yaklaştı. “Baba, dün matematik sorusunu yarım bırakmıştık.” “Akşam tamamlarız, kızım.” İrem başını salladı ama kapıya yönelirken durdu. “Bir şeyin varsa bize söyleyebilirsin, biliyorsun değil mi?” Kadir'in yüzündeki gülümseme silindi. “Biliyorum.” “Tamam. Ben sadece bilmeni istedim.” İrem annesiyle birlikte evden çıktıktan sonra Kadir bir süre masada oturdu. Çocuklarının gözlerindeki güven, içinde taşıdığı korkuyu daha da büyütüyordu. Onlara her şeyin yolunda olduğunu söylemek kolaydı. Zor olan, bir gün bu sözün arkasında duramayabileceğini düşünmekti. *** Hastanenin koridorunda beklerken Kadir ellerini birbirine kenetledi. Duvar saatinin her saniyesi ona uzun geliyordu. Bir hemşire kapıdan çıkıp adını söylediğinde ayağa kalktı. Doktorun odasına girdiğinde karşısındaki sandalyeye oturdu. Doktor dosyasını açtı ve sonuçları incelemeye başladı. “Kadir Bey, önceki görüşmemizde de konuştuğumuz gibi bazı değerlerimiz bizi endişelendiriyor. Daha ayrıntılı değerlendirme yapmamız gerekiyor.” Kadir'in boğazı kurudu. “Yani durumum ciddi mi?” Doktor dikkatlice konuştu. “Şu an kesin bir sonuca varmadan size yanlış bilgi vermek istemiyorum. Ancak belirtilerinizi ve sonuçlarınızı görmezden gelemeyiz. İlave tetkikler yapacağız. Sonrasında tedavi seçeneklerini birlikte değerlendireceğiz.” Kadir ellerini dizlerinin üzerine koydu. “Bana açık konuşun, doktor bey. Benim ailem var. Karım, iki çocuğum var. Bilmem gereken bir şey varsa bilmek istiyorum.” Doktor bir süre sustu. “Bu süreci ciddiye almamız gerekiyor. Fakat bugün size kesin bir zaman ya da kesin bir sonuç söylemem mümkün değil. Öncelikle tetkikleri tamamlayalım.” Kadir başını eğdi. “Anladım.” Doktor yeni randevularını düzenlerken Kadir'in aklında tek bir düşünce vardı: Sevda. Karısının yüzüne nasıl bakacaktı? Ona ne söyleyecekti? Henüz kesinleşmemiş sonuçlardan söz etmek istemiyordu. Sevda'nın gereksiz yere korkmasını istemiyordu. Ama aynı zamanda ona yalan söylemekten de yorulmuştu. Muayene odasından çıktığında telefonunu eline aldı. Sevda'dan bir mesaj vardı. “Nasıl geçti? Lütfen beni merakta bırakma.” Kadir mesajı okudu. Bir cevap yazdı, sildi. Yeniden yazdı. “Şimdilik bazı tetkikler yapılacak. Eve gelince konuşuruz.” Gönderdikten sonra derin bir nefes aldı. Bu, karısına gerçeği anlatmak için attığı ilk küçük adımdı. *** Öğleden sonra eve döndüğünde Sevda salonda oturuyordu. Kadir'in kapıdan girdiğini görünce hemen ayağa kalktı. “Nasıl geçti?” Kadir ceketini çıkardı. “Doktor bazı tetkikler istedi. Sonuçlara göre karar verecekler.” Sevda yaklaşarak yüzüne baktı. “Peki, ne düşünüyorlar?” “Henüz kesin bir şey söylemedi.” “Sen iyi misin?” Kadir bu soruya cevap vermeden önce durdu. “Bilmiyorum, Sevda.” Sevda'nın gözleri doldu. Kocasının ağzından çıkan bu üç kelime, günlerdir duyduğu bütün bahanelerden daha ağırdı. “Gel,” dedi. “Otur biraz.” Birlikte koltuğa oturdular. Sevda onun elini tuttu. “Bak, ne çıkarsa çıksın, birlikte hareket edeceğiz. Bunu tek başına taşımak zorunda değilsin.” Kadir başını salladı. “Sana her şeyi anlatacağım. Sadece sonuçları öğrenmek istiyorum.” “Peki. Ama bana söz ver, bundan sonra hiçbir şeyi benden saklamayacaksın.” Kadir karısının elini dudaklarına götürdü. “Söz.” Sevda ona sarıldı. Kadir de kollarını karısının etrafına doladı. Bir süre öylece kaldılar. İlk kez günlerdir aralarındaki sessizlik biraz olsun hafiflemişti. Fakat ikisi de önlerinde nasıl bir yol olduğunu bilmiyordu. *** Akşam yemeğinde İrem babasının karşısına oturdu. “Baba, bugün doktora gittin mi?” Kadir bir an duraksadı. Sevda başını kaldırıp ona baktı. “Evet, kızım. Bazı kontroller yapılacak.” İrem'in yüzündeki endişeyi görünce elini uzattı. “Merak etme. Şimdilik yapmamız gereken şey sonuçları beklemek.” “Peki, kötü bir şey çıkarsa?” Sevda kızına baktı ama bu kez onun yerine cevap vermedi. Kadir'in konuşmasını bekledi. Kadir kızının elini tuttu. “Bir sorun çıkarsa onunla mücadele ederiz. Hayatta bazen insanın karşısına istemediği şeyler çıkar. Önemli olan, o zaman birbirimize destek olmamız.” İrem başını salladı. “Ben sana destek olurum, baba.” Kadir'in gözleri doldu. “Bunu bilmek bana güç veriyor, kızım.” Aras, konuşulanların tamamını anlamasa da babasının yanına sokuldu. “Ben de destek olurum!” Herkes ona döndü. Kadir gülümseyerek oğlunu kucağına aldı. “Sen de mi, aslanım?” “Tabii! Ben çok güçlüyüm.” Kadir oğlunun alnından öptü. “Biliyorum.” Sevda onları izlerken gözyaşlarını gizlice sildi. Ailesinin bir arada olduğu bu sıradan akşamın kıymetini daha önce hiç bu kadar derinden hissetmemişti. Belki de insan, elindekilerin değerini onları kaybetmekten korktuğunda daha iyi anlıyordu. *** Gece, çocuklar uyuduktan sonra Sevda yatak odasında Kadir'in yanına oturdu. “Bugün bana biraz daha açık konuştun,” dedi. Kadir başını çevirdi. “Bunu yapmam gerekiyordu.” “Ben senden her şeyi hemen anlatmanı beklemiyorum. Ama korkuyorsan bunu da benimle paylaşabilirsin.” Kadir uzun süre sustu. “Evet,” dedi sonunda. “Korkuyorum.” Sevda'nın gözleri doldu. “Neden?” Kadir karısının elini tuttu. “Çünkü sizi çok seviyorum. Size bir şey olmasından değil… Bir gün yanınızda olamamaktan korkuyorum.” Sevda'nın dudakları titredi. “Böyle konuşma.” “Bunu düşünmeden edemiyorum.” Sevda ona yaklaşıp sarıldı. “Henüz hiçbir şeyi bilmiyoruz. Sonuçları bekleyeceğiz. Ne gerekiyorsa yapacağız. Ama şimdiden kendimizi kaybetmeyeceğiz, Kadir. Anlıyor musun?” Kadir gözlerini kapattı. “Anlıyorum.” “Ben senin yanındayım. Bunu unutma.” Kadir karısının saçlarını okşadı. “Unutmam.” O gece birbirlerine sarılarak uyumaya çalıştılar. Sevda, kocasının nefesini dinlerken içindeki korkuyu susturmak için kendine sürekli aynı şeyi söyledi: Henüz hiçbir şey kesin değildi. Kadir ise karısının uykuya dalmasını bekledi. Sonra usulca doğrulup komodinin üzerindeki telefona baktı. Hastaneden gelecek yeni randevu mesajını bekliyordu. Telefonu sessizce masaya bıraktı ve yeniden karısına döndü. Sevda'nın yüzünde huzurlu bir ifade vardı. Kadir, elini uzatıp onun parmaklarını tuttu. “Ne olur,” diye fısıldadı karanlığa. “Biraz daha zamanımız olsun.” Dışarıda gece ilerliyordu. Evde herkes uyuyordu. Ama Kadir'in içinde, henüz adını koyamadığı korku büyümeye devam ediyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD