0 - Alternatif Gerçeklik
Acanai şehri bu evrende görüp görebileceğiniz en teknolojik şehirlerden birisiydi. Tıp çalışanları için insanların iç organlarını, kemiklerini gösteren gözlükler, doğuştan kör olan birisi için göz ameliyatları, bir insanın bilincini bir robota aktarıp onu ölümsüz yapmak gibi birçok teknolojiye sahipti. Enextach şehri ise Acanai şehrinin neredeyse tam zıttı bir şehirdi. Enextach halkı en fazla yedi katlı olan eski, tarihsel binaları gökdelenlerin yerine tercih ediyorlardı. Veya gecenin o ürkütücü sessizliğini fazla gürültülü bir gece hayatına. Kısacası Acanai şehri ne kadar vurdumduymaz ise Enextach şehri de bir o kadar katıydı. Belki bu kadar katı olmalarının nedeni şehrin “Dahiler Şehri” olarak anılmasıdır. Ne de olsa Noanc gezegenindeki her teknolojik alet ve daha fazlası Enextach şehrinden gelmekteydi. Diğer bir deyişle Lorin Arite, Enextach şehrinde doğan, olağanüstü güçlere sahip birisiydi. Diğer kötü karakterlere göre hayatında neredeyse hiçbir zaman kötülük olmamıştı. Ne anne babasını kaybetmiş, ne aşırı derecede bir travmatik olay yaşamıştı. Onu eskiden görseniz hiçbir zaman “bu kız gelecekte kötü birisi olur” demezdiniz. Peki, onu bu kötü yola ne itmişti? Bu sorunun cevabını kendisi bile bilmiyordu aslında. Belki de onu kötülüğe iten şey her zaman aklında olan o olaydı.
“Bay Echo umarım gününüz güzel geçiyordur?”
Lorin, elinde tuttuğu bardağı bulaşık makinesine yerleştirip televizyondaki sarışın sunucuya baktı. Neredeyse her ay Echo ile bir bölümü oluyordu. Üstelik sunucu, diğer konuklarına daha mesafeliyken Echo’ya karşı fazla “dostça” davranıyordu. Sarışın sunucu elini Echo’nun dizine koyduğunda Lorin iğrenmiş gibi bir ses çıkardı. “Sana diyorum Shadow; elinden gelse adamın kucağına oturacak! Şu davranışlara bak!” Bu söylediğinin üzerine evde tok bir kahkaha yankılandı. Gölgeden yaratık açıkça şekil değiştirebilen kadın ile dalga çekiyordu.
“Seni görmeden önce güzel geçiyordu ama seni görünce daha bir güzelleşti diyebilirim Arla.”
Lorin rahatsız olmuş bir şekilde öğürmeye benzer bir ses çıkardı. “Ne o kıskanıyor musun yoksa?” Şekil değiştirebilen kadın arkasındaki gölge yaratığına dönüp gücenmiş bir şekilde baktı. Televizyon ekranındaki kahramanı ve sunucuyu gösterip “Bunun neyini kıskanayım ben? Echo onunla sanki ortaokulluymuş gibi flörtleşiyor!” Diye çıkıştı.
“Bay Echo bunu her program soruyorum biliyorum ama halkımız merak ediyor…”
Genç kadın sunucunun bir sonraki cümlesini harfi harfine biliyordu. Echo bu tür programlara neredeyse bir yıldır çıkıyordu ve Arla hep aynı soruyu soruyordu; Hayatınızda önemli birisi var mı?
“...Hayatınızda önemli birisi var mı? Ne de olsa siz insanların hayalindeki erkeksiniz. İtiraf etmeliyim ki buna ben de dahilim.”
Lorin derin bir nefes alıp bulaşıkları makineye koymaya geri döndü. Ne de olsa bu kısım her zaman aynıydı. Echo sunucuya “Bana uygun olan birisini bulamadım.” veya “Aradığım kişiyi daha bulamadım.” derdi, Arla, Echo’nun bu söylediği üzerine daha çok flörtleşecek falan filan. Lorin insanların bu programı neden izlediklerini hala anlayamıyordu. Hep aynı sorular soruluyor hep aynı cevaplar veriliyordu.
“Ne yazık ki hala aradığım kişiyi bulamadım.”
Şekil değiştirebilen kadın yavaşça programı dinleme isteğini de kaybederken bulaşık makinesinin kapağını kapattı. “İnsanlar fazla sıkıcı.” Genç kadın bir an durup kendi söylediği şey üzerine gülümsedi. Bu sıkıcılığa bir son verebilirdi. Yani bir seferlik olsa bile siyah beyaz olan bu programı rengarenk yapabilirdi. Ne de olsa ona boşuna Kaos Çıkarıcı Mischief demiyorlardı.
Genç kadının yüzündeki gülümseme sırıtmaya dönüşürken kadın televizyona doğru döndü. Echo sunucunun dizine elini koymuş onunla gülerek konuşuyordu. Lorin küçük bir ‘hm’ sesi çıkarıp sunucu kadına odaklandı. İlk olarak hiçbir şey hissetmedi ama ne kadar uzun o kadar kendi düşüncelerinin kadının düşünceleri ile karıştığını hissediyordu. Yavaştan düşüncelerinin kadının düşünceleri ile bir olduğunu hissetmeye başlayınca sırıtması yok oldu. Ne de olsa iş yaparken ciddi olunmalı değil mi?
“Bay Echo insanların söylediğine göre geçen hafta Mischief’in ayarladığı soygunda iki kişi ölmüş. Acaba bu doğru mu?”
Lorin söylediği sözlerin kadın sunucu tarafından tekrar edildiğini duyduğunda bakışlarını şehrin kahramanına çevirdi. Echo’nun ağzının şaşkınlıkla açılmasını izlerken televizyonunun önündeki L koltuğa oturup arkasına yaslandı.
“Ne o? Yoksa böyle bir şeyin duyulmayacağını mı düşünüyordun?”
Genç kadın maskeli kahramanın her hareketini izlerken Shadow’un “Reklama girme ihtimalleri var.” Demesi üzerine kaşları çatıldı. İnsanların bu huyundan nefret ediyordu. Planlamadıkları bir şey olduğunda hep kaçıyorlardı. Lorin derin bir nefes alıp kafasını sol tarafa doğru çevirdi. Gözünün ucundan sunucunun da kameramana doğru döndüğünü görünce kendinden emin bir şekilde sırıttı.
“Quintan yerinde olsam canlı yayına devam ederdim. Tabi karının küçük sırrımızı bilmesini istemiyorsan.”
Stüdyodaki seyircilerden şaşırdıklarını belli eden bir ses çıkınca genç kadın sessizce gülüp tekrar önüne döndü. Echo’nun sadece gözlerini kapatan yarım maskeden yüz ifadesini tam olarak anlamasada dişlerini sıktığını görebiliyordu. Ne olduğunu yavaştan anlamaya başlamıştı demek. Lorin’in sırıtması daha çok büyürken öne doğru eğilip elini sanki görünmez birisinin yanağına uzatırmış gibi uzattı. Sunucunun, Echo’nun yanağına narince dokunduğunu görünce sanki ürkek bir hayvanı korkutmamaya çalışır gibi sakin, alçak bir sesle “Zeki birisine göre anlaman epey bir zaman aldı.” Dedi.
Echo bir hışımla sunucunun bileğini yakalayıp sıktı, dahası sinirli bir biçimde “Kes şunu Mischief.” Dedi. Şekil değiştirebilen kadın bileğinde hissettiği acıyla sırıtması yok olurken Echo’ya bakmaya devam etti. Güçlerinin en kötü yanlarından birisi kontrol ettiği kişinin hissettiği her şeyi hissetmesi olabilirdi. Elini tüm gücü ile kendine çekip sunucunun bileğini Echo’dan kurtarınca arkasına yaslandı.
“Neden öyle bir şey yapayım ki? Hem daha Quintan ve karısı Shayna, Arla’nın hamile olduğunu bilmiyorlar bile.”
Stüdyodaki seyircilerden tekrar şaşırdıklarını belirten bir ses çıktı ve kendi aralarında fısıldamaya başladıklarında Lorin sahte bir şaşkınlıkla “Şu işe bak, kelimeler ağzımdan kaçıverdi.” Diyip kıkırdadı. Sonunda sıkıcı programa biraz da olsa renk katmıştı. Genç kadın gözlerini kapatıp başını koltuğun arka kısmına yaslayıp kendi düşüncelerinin sunucunun düşüncelerinden ayrılmasına izin verdi.
Birkaç dakika geçmeden programda bağrışmalarla karışık çığlıklar duyulduğunda kafasını yasladığı yerden kaldırıp ekrana baktı. Beyaz saçlı, mavi tenli, uzun sivri kulaklı bir kadın Arla’yı saçından tutmuş onu oturduğu sunucu koltuğundan kaldırıyordu. “Galiba Shayna bu olsa gerek.” Lorin arkasındaki gölge yaratığına bakmadan onaylayıcı bir şekilde hımladı. Çığlıklarla karışık bağırışlar giderek büyürken program aniden reklama girdi. Eh, bu kadar izlemelerine izin vermeleri bile bir mucizeydi.
Lorin, kollarını başının üstünde esnetip yerinden kalktı. Televizyonu kapatıp apartmanının balkonuna doğru yürümeye başladı. Aniden buraya ilk geldiği zaman aklına gelince gülümsedi. İlk gördüğü zaman iç mimarisine aşık olmuştu. Daha doğrusu dışarıdan ses gelmemesinden tutunda kapı çerçevelerinde bulunan figürler dahil her şeyine aşık olmuştu. Tek sorun Acanai’de küçük sayılabilecek yirmi katlı bir binanın teras katındaydı. Ama sonra evi satan kişi “Eğer evin güneş almamasından endişeleniyorsanız, merak etmeyin bu binanın yanına hiçbir şey yaklaşamaz. Ne de olsa şehirde bulunan en eski binalardan birisi.” Dediğinde birkaç ay denemeye karar verdi. Kısacası şimdi yıllar sonra hala aynı dairede oturuyordu. Lorin balkona çıktığında derin bir nefes aldı. Ciğerlerine temiz hava dolduğunda, gergin kaslarının biraz da olsa gevşediğini hissetti.
“Sence şu an ne yapıyordur?” Shadow tekrar genç kadının arkasında belirirken şekil değiştirebilen kadın tekrardan küçük bir 'hm' sesi çıkarıp balkonunun küpeştesine yaslandı. “Kostümüyle eve gidebileceğini pek zannetmiyorum. 'Yukarıdakiler' izin vermez yani. Ondan dolayı bindiği arabada üstünü değiştiriyor olabilir.” Aşağıdaki insanlara bakarak “Ya da üstünü çoktan değiştirmiş insanların arasında dolaşıyor olabilir.” Diye mırıldandı. Lorin bir an Echo’nun maskesiz nasıl birisi olduğunu düşünmeye başladı.
Sadece gözlerini kapatan maskesinden sütlü kahveyi andıran teni ve siyah arkaya taranmış saçları görünüyordu. Belki çekik gözlüdür? Gözlerinin önünde çekik gözlü koyu kahve renkli birisi belirdi. Ona gülümsüyor el sallıyordu. Belki de düşük göz kapaklı birisiydi. Ve ya belki de badem gözlüydü. Binlerce ihtimal vardı. “Pişt!” Lorin aniden başını kaldırıp omzunun üstünden Shadow’a baktı. “Neredeyse on dakikadır sana sesleniyorum farkında mısın?” O kadar olmamıştı ya. Olamazdı. Değil mi? “Dediklerimi duydun mu yoksa tekrar etmemi ister misin?”
Lorin tekrardan aşağıdaki insanlara bakarak “Tekrar etsen daha iyi olur gibi.” Diye mırıldandı. Shadow Lorin’in yanına gelip küpeşteye yaslandı. Uzun, gölgeden oluşan yaratık yüzünden küpeşteden bir gıcırdama sesi geldi. “Diyordum ki; neden gidip biraz gezmiyoruz. Son birkaç haftadır sadece evden işe gidiyorsun. Sence de biraz kendinle zaman geçirme zamanın gelmedi mi?” Genç kadın biraz düşündü. Shadow aslında doğru söylüyordu. Son birkaç haftadır tek yaptığı şey evden okula, okuldan eve gitmekti. Tabi bu yaptığı şeyleri Lorin olarak gündüzleri yapıyordu. Çünkü geceleri Mischief olarak gayet de geziyordu. Tabi o da kaos çıkarmak için gezdiğini varsayarsak.
Lorin yaslandığı küpeşteden doğrulup salona doğru yürümeye başladı. Belki de gerçekten evden çıkıp kendine biraz zaman ayırmalıydı. “Gezmiyoruz.” Lorin’i yavru köpek gibi takip eden Shadow anlamamış gibi bir ses çıkarınca genç kadın “‘Gezmiyoruz’ dedin. Bunu sen de biliyorsun ki sevgili dostum kendini insanlara gösteremezsin.” Diye açıkladı. Lorin arkasından gelen mızmızlanmaları duymazdan gelip yatak odasına girdi.
☽ ☾
Acanai şehrinin yapay ayı en tepede parlarken Xavier ezbere bildiği ıssız arka sokaklardan birinde olan merdivenlere oturmuş nefes alışverişlerini düzeltmeye çalışıyordu. “Xavier biz özür-” Saçları ağarmaya başlamış genç adam oturduğu merdivenlerden aniden kalkıp “Özür mü?! Bana söz vermiştiniz! Eğer Mischief böyle bir şey denerse durduracağınızı söylemiştiniz! Ama siz ne yaptınız?! Orada durdunuz ve olan her şeyi bir şey yapmadan izlediniz!” Diye karşısındaki kişilere çıkıştı, içinde ki nefretle sinir dolup taşıyordu. “Yukarıdakiler” Xavier’a söz vermişti. Eğer böyle bir şey olursa ne olursa olsun onu durduracaklarına dair söz vermişlerdi. Ama yaptıkları tek şey çıkan kaosu izlemekti.
“Xavier, lütfen bir dinle.” Xavier başını konuşan kızıl kıvırcık saçlı soluk sarı tenli adama bakıp “Feran, ne diyeceğin umurumda değil!” Diye bağırdı. Saçları ağarmaya başlayan genç adamın bağırması üzerine karşısındaki adamlar bir adım geri çekildiler. Onu kimse bu kadar sinirli görmemişti. Eğer bir şey olursa her zaman sakin kalan taraf o olurdu. Ama bu sefer önemli bir şey olduğu sinirlenmesinden çok iyi anlaşılıyordu. Genç adam sanki sinirlerini kontrol etmeye çalışıyormuş gibi derin bir nefes alıp karşısındaki adamlara baktı. “Bugünlük eve tek başıma yürüyerek gitsem iyi olur. İyi günler beyler.” Xavier söylediği sözler üzerine karşısındaki adamların bir şey demesini beklemeden arkasını dönüp ıssız arka sokağın çıkışına doğru ilerledi.
“Size bakan kişilere götlük yapma konusunda ustalaştınız! Tebrik ederiz!” Xavier duyduğu sesi umursamadan hızla yürümeye devam etti. Xavier’in yardıma ihtiyacı olduğunda bencillik yapan ruhlar onu yargılamak ve hakaret etmek için hemencecik yanında bitiveriyorlardı. Tabi onlar öyle olunca, yıllar geçtikçe Xavier’da onları görmezden gelmekte ustalaşmıştı. “Şuna bak! Küçük puşt bizi görmezden geliyor!” Genç adam arka sokaktan çıktığında derin bir nefes alıp etrafına bakmadan yürümeye devam etti. Onlardan olabildiğince uzaklaşmak istiyordu.
“Hâlâ onlar için çalıştığına inanamıyorum.” Duyduğu ses ile Xavier aniden olduğu yerde durdu. “Xavier onlar para için her şeyi yaparlar bunu sen de biliyorsun. Seni üzmek de o şeylere dahil.” Geçmişinden aşina olduğu o sesi tekrar duyduğunda sanki boğazına bir yumru oturmuş gibi hissetti. “Yukarıdakiler” aslında umurunda değildi değil mi? Orada kızdığı kişi onlar değildi aslında. Kızdığı kişi kendisiydi. Çünkü yıllar sonra tekrar birisinin ölmesine neden olmuştu bunun yüzünden de tekrardan kendi vicdan azabı içinde boğuluyordu.
Genç adamın nefes alışverişi giderek zorlanıp etrafındaki dünya kararmaya başladığında omzunda soğuk kadifemsi bir el hissetti. “Xavier derin derin nefesler al. Ben hep yanındayım merak etme. Artık hep birlikte olacağız.” Ne kadar derin nefesler almaya çalışsa bile sanki bir elin onu boğarak nefes almasını engelliyormuş gibi hissediyordu. Gözleri dolmaya başlarken arkasından duyduğu “İyi misiniz?” sorusu ile kararmaya başlayan dünyası bir an aydınlandı. Onu boğan elin yok olduğunu hissettiğinde derin derin nefesler almaya başladı. Kendini sanki birisini mezarını kazmış da hayata tekrardan dönmüş gibi hissediyordu.
“Aptal sorum için özür dilerim ama beni duyabildiğinizden emin değildim ve aniden gelip dokunarak sizi rahatsız etmek istemedim.” Xavier dolan gözlerini elinin tersiyle silip arkasına döndü. Karşısında ki en fazla bir altmış beş boylarında uzun kestane rengi saçlı, beyaz tenli, mavi rengine çalan ela gözlü, gözlüklü bir kadın vardı ve ona kalbinin teklemesine sebep olan endişeli bir gülümseme ile bakıyordu. “Ben... Şey... Ben...” Xavier kendini bir an tekrardan lisedeymiş de sanki hoşlandığı kızla ilk defa konuşuyormuş gibi hissetti.
Karşısındaki kadın onun cümle kurmasını sabırla beklerken endişeli gülümsemesi sempatik bir gülümsemeye dönüştü. Süper kahraman derin bir nefes alıp kızın gülümsemesine gülerek karşılık verdi. “Teşekkür ederim.” Kadın soru sorarmış gibi küçük bir ‘hm’ sesi çıkarınca Xaiver “Şey, küçük bir panik atak geçiriyordum da.” Dedi. Genç kadın yeni anlamış gibi bir ses çıkarıp “Yardımcı olabildiğime sevindim.” Dedi. Genç adam etraflarında oluşan garip sessizliği fark etmezmiş gibi kadına hipnotize olmuş bir şekilde bakarken arkasından tekrar o boşluktan gelen kadifemsi sesin ona “Öyle bakmayı kes de kızın ismini sor!” Diye çıkıştığını duydu.
Xavier kendine yeni gelmiş gibi başını iki yana sallayıp birkaç kez gözlerini kırpıştırdı. Belki de bu kadını bir daha göremeyecekti ama yine de “Şey, ben Xavier.” diyerek elini uzattı. Kadın genç adamın elini sıkıp “Lorin.” Dedi. Ardından “Tanıştığımıza memnun oldum.” Diye ekledi. Xavier karşısındaki kadının adını zihninde tekrar tekrar söylerken “Ben de.” Diye fısıldadı. “Xavier kıza sapık gibi bakıyorsun!” Kıza sapık gibi bakmıyordu ki! Değil mi? Sapık gibi bakmıyor olsada sanki dünyada tek Lorin varmış gibi baktığı kesindi.
Genç adam Lorin’in elinin elinden kaydığını hissettiğinde kadının elini otomatik olarak sıktı. Yaptığı hatanın farkına vardığında elini gevşetip geri çekmeye çalıştı ama bu sefer kadın elini sıkmıştı. “Eğer elimi tutmak istiyorsan bana söyleyebilirsin. Panik olmana gerek yok yani.” Sözlerinin üstüne Lorin adamın elini sıkmayı bıraktı. Xavier elini cebine sokarken yanaklarının yavaştan ısındığını hissetti. Neden kendini sarhoşmuş gibi hissetmeye başlamıştı? Midesini boğazında hissetmesi normal değildi, değil mi? Kızın üstüne mi kusacaktı yoksa? Xavier “Lütfen üstüne kusmayayım.” diye dua ederken karşısındaki kadın adamın kızarmış yanaklarını fark etmiş olacak ki sessizce güldü. Lorin’in gülümsemesi bir an kesilip boğazını temizledi. Xavier bir şey yapmamıştı değil mi? Bilmeden bir şey mi demişti yoksa?
Genç kadın mahcup bir surat ifadesiyle “Çok özür dilerim ama gitmem gerek. Ama tanıştığımıza gerçekten memnun oldum.” Diyip hızlı adımlarla yanından geçip koşar adımlarla uzaklaşmaya başladı. İnsanların arasında kaybolmadan önce Xavier’ın duyduğu şey gülümsemesine neden olmuştu. “Kader yollarımızı kesiştirene kadar!” Kadın insanların arasına karıştığında sanki genç adamın zihninden bir sis perdesi kalkmış gibi her şey bir anda aydınlandı. Ama hala kadının gülmesi aklında yankılanıyordu.
Boşluktan gelen “Şuna bakın ucube birine aşık oldu!” cümlesini duyduğunda bilinçsiz bir şekilde ‘hm’ sesi çıkardı. Bir an yaptığı hatanın farkına vardığında boğazını temizleyip etrafına bakındı. Lorin ile konuşmadan önce ne yaptığını tamamen unutmuştu. Neden buradaydı? En son ne yapıyordu? “Eve gidiyordun.” Kadifemsi ses sanki zihnini okumuş gibi bir an cevap verdi.
Ah evet, “yukarıdakiler” ile kavga etmiş eve kendi başına yürüyordu. Sonra bir anda ONUN sesini duyunca insanların içinde neredeyse bir panik atak geçirecekti. Ama tanımadığı gizemli bir kadın bunu engellemişti. Şehrin kahramanı Echo için ne kadar normal bir durum ama (!). Genç adam derin bir nefes alıp evine doğru yürümeye başladı. Artık gerçekten eve gidip rahatlamayı dört gözle bekliyordu.
☽ ☾
Diğer taraftan da Lorin hızlı adımlarla en yakın ara sokağa girmiş bilmeden Xavier'in çıktığı ıssız arka sokağa varmıştı ve de biraz önce Xavier'in oturduğu merdivenlerde oturuyordu. Ama tabii bunu o bilmiyordu. Şekil değiştirebilen kadın yüzünü ellerinin arasına almış kendi kendine yaptığı şeyin normal olduğunu, eğer başka birisi aynı şeyi yapsaydı Xavier'in o kişiye de aynı şekilde davranacağını mırıldanıp duruyordu. Ama aklındaki o derinlerden gelen sesle, Shadow da aslında öyle bir şey olmayacağını sürekli söyleyip durdu. “Lorin kendine yalan söylemeyi keser misin lütfen? Bunu ikimizde biliyoruz ki bu sana özel bir şeydi.”
Lorin kafasını ellerinin arasından kaldırıp karşısındaki gölge yaratığına bakarken sinir olmuş gibi bir ses çıkardı. “İlk olarak kes sesini, ikinci olarak sen neden buradasın? Biliyorsun ki dışarıda olmamalısın! Yoksa insanlar benim gerçekten kim olduğumu öğrenecek!” Shadow genç kadının dediğini umursamadan yanına oturdu. Buna karşın bu yaptığı hareket Lorin'in tekrardan sinir olmuş bir ses çıkarmasına neden olmuştu. “Lorin bazen kim olduğunu unutuyorsun. Sen Lorin Arite'sin. Ne Kaos ne de Mis-”
Genç kadın gölge yaratığının cümlesini bitirmesine izin vermeyerek ağzını eliyle kapatıp çıkmaz arka sokağın girişine baktı ve sessizliği dinledi. Ta ki birisinin onları duymadığına emin olana kadar. Kim olduğunun ortaya çıkması veya gücünü kullanmak istediği son şeydi şu anda. Lorin aniden Shadow'a dönüp sessizce fısıldadı. “Shadow, gerçekten kes sesini. Zaten birisi seni görse başım derde girecek, bir de o isimleri duyarlarsa ben öldüm demek oluyor!”
Gölge yaratığı Lorin'in ağzını kapatan elini nazikçe bileğinden tutup ağzından çekti. Konuştuğunda sesi genç kadınınki kadar sessiz ama bir o kadar da nazikti. “Lorin, kendine aşırı sert davranıyorsun. İnsanlar seni sevebilir yada hoşlanabilir. Artık Enextach'da yaşamıyoruz. Bunu unutma.” Lorin, Shadow'un sözleri üzerine derin bir nefes alıp kafasını gölge yaratığının omzuna koydu. Gölge yaratığı gözlüklü kadının bu davranışına sessiz bir şekilde kıkırdayıp büyük siyah pençesiyle nazikçe saçını okşamaya başladı. Lorin hiçbir zaman Shadow'a bu kadar yakın olmamıştı, belki de bir daha da olmayacaktı. Ondan dolayı bu şansı hiçbir şekilde geri itmeyi düşünmüyordu.
Lorin ve Shadow dakikalarca öyle kaldılar, ta ki genç kadın boyun ağrısından şikayet ederek gölge yaratığının omzundan kafasını kaldırana kadar. “Daha yirmi beş yaşındasın, bu boyun ve sırt ağrıları bu yaş için-” Lorin, Shadow'un sözünü bu sefer kısaca “Normal. Emin ol normal.” Diyerek kesti. Lorin kollarını kafasının üstünde esnetip oturduğu merdivenden kalktı. Sırtından gelen çıtlama sesini duyduğunda esnemeyi kesip giydiği pantolonda olabilecek tozları eliyle silkelemeye başladı.
Birkaç dakika süren pantolonu da olabilecek tüm tozları silkelediğine emin olduğunda ayağa kalkmış olan gölge yaratığına dönüp gülen bir suratla “Buralarda yakınlarda bir yerde kafe bar olması lazım, oraya gitmeye ne dersin? Ama bu sefer görünmez olarak kal.” Dedi. Shadow, Lorin'in bu duygusal değişimine küçük bir kahkaha atıp “Ben senin dostunum, çalışanın değil. Emir vermeyi kes.” Diye onunla hafiften alay etti. Lorin, Shadow’un alay etmesini umursamadan, ıssız sokağın çıkışına doğru yürümeye başladı.
Shadow'un haklı olduğunu biliyordu. Artık Enextach'da yaşamıyorlardı ama gene de insanların sevgi dediği şeyi bir türlü anlamıyor, nasıl hissettiklerini, hissettirdiklerini bilmiyordu. Hatta belki de bilmek de istemiyordu. Lorin hiçbir zaman ne istediğinden veya neden istediğinden emin birisi olmamıştı. Belki de bu yüzden Kaos ismi ona verilmişti. Çünkü içinde her zaman olan bir kaos vardı. Belki de her zamanki gibi fazla düşünüyordu.
Ama derinlerde bir yerde adı gibi bildiği bir şey vardı, sadece anıları tarafından saklamış, onu unutmasın sağlamıştı. O da neden kötü birisine dönüşmesini sağlayan o olaydı. Düşünün; kötü adam sizi kaçırmış, tek umdunuz şehrin kahramanı ama başka birisini kurtardığı için sizi umursamıyor. Haberlere çıktığında ise özür dileyip, bir kahramanın her suçu durduramayacağını söylemişti. Kendini beğenmiş piç kurusu. Belki bir gün gerçekte ne yaşandığını öğrenebiliriz. Ama o gün bugün değil ne yazık ki.
Lorin bir anda kafe barın önüne geldiğini fark etti. Gerçekten bu aralar fazla derin düşüncelere dalıyordu gibiydi. Genç kadın kafe barın cam kapısını ittirip açtı. Kapının üstünden gelen birisinin geldigini belirten 'bızz' dedi neredeyse tüm dükkanda yankılandı. Yavaş adımlarla sipariş vermek için sipariş alanına gidip orada bekleyen baristaya gülümseyerek “Bir büyük boy latte, üstünde karamel olsun. Bir de lütfen alkol normalden biraz daha fazla olsun.” Dedi ve kısa neon sarı saçlı kırmızı-yeşil tenli barista sadece başını olumlu anlamda salladı.
Lorin bir an sanki izleniyormuş gibi hissetti, içindeki bir şeylerin yanlış olduğu duyusunu bastırıp etrafına bakındı. Ama bir sonuç bulamayınca derin bir nefes alıp önüne döndü. Belkide buradan çıkınca bu his gider diye düşündü gözlüklü genç kadın. İzlenme hissi siparişi gelene kadar devam etti ama izlenmenin kesilme düşüncesi bir anda yok olmuştu. Çünkü kafe bardan çıktığında izlenme hissi de artmıştı. Sanki az önce bir kişi izlerken şimdi onlarca kişi izliyor gibiydi. Aniden aklına arka sokakta Shadow ile konuşması geldi. Acaba birisi duyup insanlara mı söylemişti? Yoksa üstünde bir şey mi vardı? Şekil değiştirebilen kadın çaktırmadan üstüne bakmaya çalıştı ama ne leke ne de başka bir şey görebiliyordu. “Belki de başka bir şeydir.” Diye düşündü bu sefer. Tekrar etrafına huzursuz bir biçimde bakındı ama gene onu izleyen birisini bulamayınca siniri bozulmuş gibi bir ses çıkardı.
“Bugün dışarı çıkmak bir hataydı.” Diye düşündü. Belkide gerçekten öyleydi. Ne de olsa bugün dışarı çıkmasaydı Xavier ile tanışmayacaktı ve bu da onu ruhlar tarafından izlenmemesini sağlayacaktı. Ama ne yazık ki dışarı çıkmış, Xavier yani Echo ile tanışmış, Xavier'ı takıntılı birisi haline dönüştürmüştü. Ama bunu tabi ki o bilmiyordu. Aslında bu olanlar sadece bir zaman diliminde olan şeylerdi. Başka bir zaman diliminde belki Lorin şu an Xavier ile bir akşam yemeğindeydi. Belki de şu an Xavier'ın yatağındaydı. Kim bilebilir ki?
Oysa bizim zaman dilimimizde olan şey, aşktan en uzak şeylerden birisiydi.