Ahşap pencerelerin kenarında biriken karlar sabahın ilk ışıklarıyla parıldarken, Sancar Bozdağ hayatında belki de ilk defa; omuzlarında holdingin ağırlığı, zihninde geçmişin o zehirli kabusları olmadan, derin ve kesintisiz bir uykudan gözlerini araladı. Göğsünde hissettiği hafiflik, kollarının arasındaki narin bedenin varlığından kaynaklanıyordu. Aysu, gece boyunca ona doğru sokulmuş, başını Sancar'ın köprücük kemiğine yaslamış, bir eliyle adamın kazağını sıkıca kavramış halde mışıl mışıl uyuyordu. Sancar kıpırdamaya bile cesaret edemedi. Yüzünde, yılların yorgun celladından eser bırakmayan, son derece masum ve huzurlu bir tebessüm belirdi. Aysu'nun uyurken hafifçe aralanan dudaklarını, yüzüne düşen saçlarını ve telaşsız nefes alışverişini uzun uzun izledi. Sağ elini usulca kaldırıp,

