bc

Aldatılanlar-Anka kuşu

book_age18+
1.5K
FOLLOW
11.7K
READ
dark
family
HE
second chance
friends to lovers
drama
tragedy
sweet
bxg
kicking
city
war
seductive
like
intro-logo
Blurb

Her aşk tesadüfle değil, bazıları acılarla başlar.Başarılı avukat Arya Çelik, dokuz aylık evliliğinin yedi ayının büyük bir yalandan ibaret olduğunu öğrendiğinde bütün hayatı paramparça olur. Kocası Selim, onu başka bir kadınla aldatmıştır. Fakat ihanetin diğer tarafında, Arya kadar yıkılmış başka biri daha vardır: Keskin bakışlarının ardında öfkesini saklayan, sert ve gururlu Yüzbaşı Yaman Kızılarslan.Çünkü Selim’in birlikte olduğu kadın, Yaman’ın karısıdır. Üstelik Selim, Yaman’ın yalnızca silah arkadaşı değil, en güvendiği dostlarından biridir.Biri hukuk yoluyla hesabını sormaya, diğeri içindeki öfkeyi dizginlemeye çalışırken Arya ve Yaman’ın yolları aynı ihanetin enkazında kesişir. Kendilerini aldatan insanlardan kurtulmaya çalışırken, hiç beklemedikleri bir anda birbirlerinin yaralarına dokunurlar.Ancak güveni paramparça olmuş iki insan yeniden sevebilir mi?Yoksa geçmişin yalanları, küllerinden doğmaya çalışan iki kalbi de yeniden mi yakacaktır?Aldatılanlar; ihanetin karşılaştırdığı, acının yakınlaştırdığı iki insanın aşk, intikam ve yeniden doğuş hikâyesi…

chap-preview
Free preview
İhanetten Geri kalan!
OKURLARIMIN DİKKATİNE BÖLÜMLER +21 İçerir. BUNU DİKKATE ALIP OKUYUNUZ! Arya şanlı Çelik anlatımından Nefesim daralıyordu. Sanki görünmez bir el boğazımı sıkıyor, ciğerlerime girmeye çalışan havayı daha yolun başında durduruyordu. Direksiyonu kavrayan parmaklarım uyuşmuştu. Kalbim göğüs kafesime sığmıyor, kaburgalarımı parçalayarak dışarı çıkmaya çalışıyordu. Neden? Neden ben? Ne yapmıştım ona? Neyi eksik bırakmıştım? Sevmiştim. Hem de insanın kendisini unuttuğu, gururunu susturduğu, bütün yarınlarını tek bir adamın gözlerine sığdırdığı o aptalca sevgiyle sevmiştim. Ama on dakika önce gördüğüm manzara, yıllardır inandığım ne varsa paramparça etmeye yetmişti. Selim’in başka bir kadına dokunan elleri, Saçlarına gömülen yüzü,Onu öperken gözlerini kapatışı gözümün önünden girmiyordu. Benim kocamın, bir başkasını sanki dünyada yalnızca o varmış gibi öpüşü bu bana haksızlık değil miydi? Elim istemsizce ses düğmesine uzandı. Müziğin sesi arabanın içinde yükseldi. Sezen Aksu’nun sesi gecenin karanlığına, benimse göğsümde açılan o korkunç boşluğa doldu. “Ne narindir, ne haindir Ne vefalı, ne zalim…” Dağılan kumral saçlarım yüzüme düşmüş, gözyaşlarımın ıslaklığıyla yanaklarıma yapışmıştı. Önümü göremiyordum. Silecekler camdaki birkaç damlayı siliyordu ama benim gözlerimdeki yağmura yetişemiyordu. Boğaz’ın ışıkları bulanık birer lekeye dönüştü. Kornaların sesi uzaklaştı. Ayaklarımı hissetmiyordum. “Bir hasrettir, bir intikam İhanetten geri kalan…” Yazarın anlatımından “İhanetten geri kalan”diye tekrarladı Arya. Sesi kendisine bile ait değilmiş gibi çatallı çıktı. Artık devam edemeyeceğini anlayınca direksiyonu kırdı. Arabayı sahil yolunun kenarına güçlükle çekti. Dörtlüleri yaktı ama kontağı kapatmayı bile düşünemedi. Kapıyı açıp kendisini dışarı attı. İstanbul Boğazı’nın sert rüzgârı yüzüne çarptı. Ama yetmedi. Hava vardı. Deniz vardı. Koskoca gökyüzü başının üzerindeydi. Yine de nefes alamıyordu. Bir eli arabanın açık kapısına tutunurken diğeri kalbinin üzerine kapandı. Dizlerinin bağı çözüldü. Göğsü hızla inip kalkıyor, her nefes denemesinde boğazından acı dolu bir hırıltı çıkıyordu. “Hayır… Hayır, hayır, hayır!” Saçlarını geriye itmeye çalıştı. Elleri o kadar şiddetli titriyordu ki parmaklarını birbirinden ayıramıyordu. “Neden ben? diye haykırdı. Neden hep ben?” O sırada sahil boyunca yürüyen adam, yolun kenarında dörtlüleri yanan aracı fark etti. Önce açık kapıyı, ardından hemen yanında nefes almak için çırpınan kadını gördü. Adımlarını hızlandırdı. Siyah eşofmanının üstündeki ince mont rüzgârda dalgalanırken birkaç saniye içinde yanına ulaştı. “Hanımefendi?” Arya başını kaldırdı fakat karşısındaki yüzü seçemedi. Yalnızca karanlıkta kendisine dikkatle bakan, neredeyse siyah görünen keskin gözleri fark edebildi. Adam onun üzerine yürümek yerine birkaç adım ötede durdu. Sesini alçalttı. “İyi misiniz?” Arya boğazını tuttu. “Panik… Panik atak geçiriyorum. Nefes alamıyorum.” Adamın yüzündeki sert ifade bir anda dikkatli bir sakinliğe dönüştü. “Tamam. Bana bakın.” Arya başını iki yana salladı. “Yapamıyorum!” “Yapabilirsiniz. Sadece sesimi dinleyin. Size dokunmayacağım. Önce şuraya oturacağız, tamam mı?” Sahildeki alçak taş duvarı gösterdi. Arya bir adım atmaya çalıştı ancak dizleri boşaldı. Adam kolunu uzattı fakat tutmadan önce durdu. “Kolunuza dokunabilir miyim?” Arya güçlükle başını sallayınca onu dirseğinden kavradı. Tutuşu güçlüydü ama canını acıtmıyordu. Arya’yı taş duvara oturttu, ardından önünde dizlerinden birinin üzerine çöktü. “Şimdi bana bakın.” “Nefes..alamıyorum.” “Alıyorsunuz. Sadece çok hızlı alıyorsunuz ve bu, alamıyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Benimle birlikte yapacağız. Burnunuzdan yavaşça nefes alın.” Arya denedi fakat göğsü yeniden sıkıştı. “Olmuyor!” “Bana bakın, dedi adam daha kararlı bir sesle. Gözlerinizi benden ayırmayın. Dörde kadar sayacağım. Bir… iki… üç… dört…” Arya titreyerek nefes aldı. “Şimdi tutun. İki saniye! Güzel. Ağzınızdan yavaşça verin. Acele etmeyin.” Adam aynı şeyi birkaç kez tekrarlattı. Arya’nın omuzlarındaki sarsıntı hemen geçmedi fakat nefesleri yavaş yavaş düzene girmeye başladı. Adam montunun cebinden küçük bir peçete paketi çıkardı. “Alın.” Arya peçeteyi uzanan elden aldı. Gözyaşlarını silmeye çalışırken dağılan saçları yeniden yüzüne yapıştı. Adam bakışlarını ondan kaçırdı; acısına izinsizce tanıklık etmek istemiyor gibiydi. Birkaç saniye boyunca yalnızca dalgaların kıyıya vuran sesi duyuldu. Sonra adam beklenmedik bir şey sordu: “Sigaranız var mı?” Arya şaşkınlıkla ona baktı. “Var” Adam başıyla arabayı işaret etti. “Bir tane alabilir miyim? Benimki arabada kalmış.” Arya gözyaşlarının arasından anlam veremediği bir ifadeyle baktı. “Siz Şu anda benden sigara mı istiyorsunuz?” “Evet.” “Ben burada ölüyorum.” “Ölmüyorsunuz. Ölseydiniz bana kızacak gücü bulamazdınız.” Arya birkaç saniye ona baktıktan sonra çantasını işaret etti. “Ön koltukta.” Adam açık kapıya yöneldi. Çantaya dokunmadan önce dönüp sordu: “Hangi gözünde?” “Ön taraftaki küçük göz.” Paketi bulup bir sigara aldı, ardından çantayı olduğu yere bıraktı. Geri geldiğinde paketi Arya’ya uzattı. “Siz de ister misiniz?” “Şu an sigara içsem gerçekten ölürüm herhâlde.” “O zaman içmeyin.” Adam sigarayı dudaklarının arasına aldı fakat yakmadı. Arya kaşlarını çattı. “Çakmağınız yok mu?” “Arabada.” Arya bir an boş boş yüzüne baktı. Ardından dudaklarından, ağlamakla gülmek arasında sıkışmış tuhaf bir ses çıktı. “Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?” Adamın sert yüzünde belli belirsiz bir kıvrım oluştu. “Hayır. Dikkatinizi nefesinizden başka bir şeye vermenizi sağlıyorum.” Arya’nın yüzündeki o kısa gülümseme hemen silindi. Gözleri yeniden doldu. “İşe yaradı mı bari?” “Bana bağırabildiğinize göre yaradı.” Adam sigarayı yakmadan parmaklarının arasında çevirdi. Bir süre Arya’nın nefeslerini takip ettikten sonra sordu: “Şimdi daha iyi misiniz?” Arya gözlerini Boğaz’ın karanlık sularına çevirdi. Karşı kıyının ışıkları, gözyaşlarının arasından parçalanarak çoğalıyordu. Dudakları titredi. “İAldatılmış bir insan nasılsa… Öyleyim.” Adamın parmaklarının arasındaki sigara durdu. Bir an sustu. “O hâlde iyi değilsiniz, dedi sonunda. Ama en azından şu anda yalnız değilsiniz.” Bu cümle Arya’nın içinde kalan son direnci de kırdı. Başını önüne eğdi. Gözyaşları peçetenin üzerine düşerken omuzları yeniden sarsıldı. “Kocamdı. diye fısıldadı. Benim kocamdı.” Adam yanına oturdu fakat aralarında dikkatli bir mesafe bıraktı. “Gördünüz mü?” “On dakika önce.” “O da sizi gördü mü?” Arya başını iki yana salladı. “Hayır. Beni görmedi. Beni zaten uzun zamandır görmüyormuş. Ben bunu bu gece anladım.” Adam çenesini sıktı. Bakışları birkaç saniyeliğine karardı. “Arabaya binip bu hâlde yola çıktınız.” “Orada kalamazdım.” “Burada da tek başınıza kalamazsınız.” Arya başını kaldırdı. Karşısındaki adamı ilk kez gerçekten gördü. Koyu kahverengi saçları rüzgârda hafifçe dağılmıştı. Sakalsız, sert yüzü; keskin çene hattı ve insanın bakışlarını kaçırmak isteyeceği kadar yoğun gözleri vardı. Üzerinde sıradan spor kıyafetleri olmasına rağmen duruşunda emretmeye alışkın birinin değişmez ağırlığı hissediliyordu. “Siz hep tanımadığınız insanların hayatına böyle karışır mısınız?” “Yolun kenarında nefes alamayan birini görürsem evet.” “Belki yalnız kalmak istiyorum.” “İnsan bazen canı yandığında ne istediğini doğru seçemez.” Arya’nın kaşları çatıldı. “Beni tanımıyorsunuz.” “Bu hâlde araba kullanamayacağınızı anlamak için tanımama gerek yok.” “Kullanabilirim.” “Hayır.” “Bana emir mi veriyorsunuz?” Adam hiç düşünmeden cevap verdi: “Rica etmeyi pek beceremiyorum.” Arya istemsizce gözlerini kıstı. “Polis misiniz?” “Değilim.” “O zaman kimsiniz?” Adam birkaç saniye sustu. Sonra elindeki yakılmamış sigarayı ona geri uzattı. “Yaman.” Arya sigarayı aldı ama bakışlarını yüzünden ayırmadı. “Sadece Yaman mı?” “Şimdilik yeterli.” “Hayatımı kurtardığınızı mı sanıyorsunuz, sadece Yaman?” Yaman’ın koyu gözleri Arya’nın gözlerinde kaldı. “Hayır. Sadece nefesinizi düzelttim. Hayatınızı kurtaracak olan sizsiniz.” Arya bu cümle karşısında sustu. Yaman ayağa kalktı, ardından elini ona uzattı. “Sizi evinize bırakacağım.” “Arabam ne olacak?” “Ben kullanacağım.” “Sizi tanımıyorum.” “Beş dakikadır tartıştığınız adama güvenmek zorunda değilsiniz. Bir yakınınızı da arayabilirsiniz. Ama bu hâlde direksiyona geçmenize izin vermeyeceğim.” Arya uzatılan ele baktı. Güçlü, büyük ve yabancı bir eldi. Kocasının başka bir kadına dokunan ellerini gördükten yalnızca on dakika sonra, hayat ona bambaşka bir erkeğin elini uzatmıştı. Bunun bir başlangıç olduğunu bilmiyordu. O gece yalnızca ihanetten kaçtığını sanıyordu. Oysa bazı aşklar tesadüfle değil, insanın kalbinde açılan en derin acının içinden geçerek başlardı. Arya titreyen elini Yaman’ın avucuna bıraktı. “Arya, dedi kısık bir sesle. Benim adım da Arya.” Yaman parmaklarını onun elinin etrafında sıkıca kapattı. “Tamam, Arya. Şimdi önce buradan gidiyoruz.” Arya ayağa kalkarken son kez Boğaz’a baktı. Arabanın içinden hâlâ aynı şarkının sesi geliyordu. İhanetten geri kalan… O gece Arya, ihanetten geriye yalnızca acı kaldığını sanmıştı. Yaman’ın elini tuttuğunda kaderin onun için başka bir şey daha bıraktığından habersizdi.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

ÇAKIRBEY

read
46.2K
bc

AKIL ve TUTKU

read
12.5K
bc

Pars

read
471.9K
bc

SESSİZ YANGIN

read
1.9K
bc

AĞA'NIN GÜNÂHSIZ GELİNİ (+21)

read
202.5K
bc

Ay Işığının Gölgelerinde

read
1.7K
bc

SENİNLE BİR ÖMÜR

read
5.2K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook