Karanlığın ve sigara dumanının ağır bir battaniye gibi üzerine çöktüğü mahzen, beş adamın sessiz gerilimiyle doluydu. Ortadaki masif ahşap masanın etrafında, Araf'ın krallığının çekirdek kadrosu toplanmıştı. Masanın üzerine serilmiş, şehrin damarlarını gösteren geniş bir harita, loş ışık altında solgun bir deri gibi uzanıyordu. Araf, haritanın başında duruyor, parmağı şehrin liman bölgesini gösteren bir noktada sabitlenmişti. Duruşu, bir avcının hedefi üzerindeki sabırlı ve ölümcül odağını yansıtıyordu; omuzları rahat, ama her kası tetikteydi.“Baron'un yeni sevkiyatı buradan girecek,” dedi Araf. Sesi, mahzenin taş duvarlarında yankılanan, emir vermeye alışkın, sakin bir güce sahipti. “İstihbarat sağlam. İki hafta içinde, yüklü miktarda işlenmemiş elmas girecek. Bizim amacımız, elmaslar gü

