Asfalt, simsiyah bir nehir gibi arabanın lastikleri altında akıp gidiyordu. Hız göstergesi 180'i devirmişti ama Berçim’in ayağı gaz pedalından bir milim bile geri çekilmedi. Siyah SUV, otobanın virajlarını bir bıçağın eti kesmesi gibi keskin ve tehlikeli bir netlikle alıyordu. Motorun kükremesi, kabinin içindeki sessizliği parçalayan tek şeydi. Yan koltukta oturan Araf, ne emniyet kemerine uzanmış ne de korku belirtisi göstermişti. Sadece başını hafifçe yana çevirmiş, karanlıkta parlayan gösterge panelinin ışığı altında Berçim’in profilini izliyordu. Bu bakış, Berçim’in ensesindeki tüyleri diken diken etmeye yetiyordu; namlusu üzerine çevrilmiş bir silahtan daha tehditkardı. "Yavaşlamayı düşünüyor musun?" diye sordu Araf. Sesi, motorun gürültüsüne rağmen netti. İçinde korku yoktu, sadece

