Berçim sırtını kapıya yasladı. Derin bir nefes aldı. Ciğerlerine dolan hava bile yetersiz geliyordu. Evinin güvenliği bir illüzyondan ibaretti. Haluk haklıydı; o ateşe yürüyordu ve derisi şimdiden kavrulmaya başlamıştı. Mutfaktaki dosyaları, notları hızla toparladı. Hepsini yatak odasındaki gardırobun arkasındaki gizli bölmeye tıktı. Polis kimliğini, beylik tabancasını en derinlere sakladı. Evi "Temiz Berçim ‘’moduna geri döndürmeye çalıştı. Tam o sırada kapı zili çaldı. Berçim donakaldı. Haluk bir şey mi unutmuştu? Kapı deliğinden bakmadan kilidi çevirdi. "Amirim, bir şey mi..." Cümlesi boğazında düğümlendi. Kapının eşiğinde duran Haluk değildi. Siyah deri ceketi, dağınık saçları ve o tekinsiz gülümsemesiyle Araf duruyordu. "Amirin mi?" dedi Araf, tek kaşını kaldırarak. " Berçim’i

