Bölüm 4

850 Words
Demir “Yıkan ve çık!” diyip emredercesine çıktım yanından. Bu haliyle dudaklarıma yapışmış çaresiz bir muhtaçlıkla beni öpmesine dayanmak çok güçtü. “Kız senin yarı yaşında senin neyin var Tanrı aşkına?!” diyerek kendime onun dairesindeki kendi odama geçtim, buradaki banyoyu kullanarak soğuk duşun altında aletim yumuşayana kadar kaldım. Dudakları ayrık ve baştan çıkarıcı elbisesi sudan üstüne yapışmış iç çamaşırları tam bir ayartma… Tekrar kan aletime hücum ederken “Sus Demir!” diyerek aklımdaki görüntülerini silip atmaya çalıştım kafamdan. Oldukça uzunca bir süre geçtikten sonra Meyra’yı kontrol etmek için yanına döndüm. Kapısını tıklatmak zorunda kalmadım çünkü kapı ardına kadar açıktı, ben mi açık bırakmıştım diye düşünsem de hatırlamıyordum. Yatağının içinde iç çamaşırlarıyla yatıyordu. Öksürük sesiyle toparlanmasını bekledim. Elbette toparlanmadığı gibi adeta gözlerinin içi alevler içinde yanıyor gibi baktı. “Meyra üzerini ört!” diye uyardım ve onun yüzü dışında başka yerlerine bakmamaya çalıştım. “Örtmeyeceğim tamam mı? İpek çamaşırlarımı mahvettin!” diye haykırdı. “Ne ipeği ne mahvetmesi?!” diye kızgınlıkla gözlerine baktım. “Bunlar ipekti geri zekalı, sen onları suyla mahvettin!” dedi sütyenini çekip kopararak. Bu sınırımı zorlayan son sabır taşını da yok ederken onu sıkıca tutup kendime çektim. Gözlerimiz savaşırken bu savaşın galibinin olmayacağını biliyordum. Boşta kalan elimle çenesi sıkıp tuttum, dudaklarımı dudaklarına yaklaştırıp gözlerini gözlerime diktim. Başka biri olsa kesinlikle korkardı. Ama Meyra korkmak yerine daha da ateşli bir şekilde bakıyordu. “Bir daha söyle!” diye tısladım dişlerimin gıcırtısı duyulmuştu. “Bunlar…” “Evet?” “İpekti.” diyen çenesini daha da çok sıktım. Acıyla inleyerek “Ahh! Bırak!” diye bağırdı baskım arttıkça. “Sen bana ne dediysen aynısını demeden bırakmam. Söyle!” diye tekrar bağırdım. “Ahh! Bırak! Geri zekalı!” diye acıyla kıvranarak tekrar bağırdı. Çenesinden tuttuğum eli hızla ittirerek yatağına düşmesine neden oldum ve üstüne çıktım. Altımdan kalkamadığı gibi ayaklarıyla ve kollarıyla debelense de beni üzerinden kaldırmaya hiç bir çabası yetmezdi. Yastık kılıfını çıkarttım ve yırttım. “Senin o ağzını terbiye etmek gerekli.” diye söyledim. Artık kızgın değildim aksine deli sakinliğim vardı yerine. Ağzını bağladım. Bir tane daha parça yırtıp önce bir elini yatağın demir başlığına bağladım. Sonra aynı şekilde diğerini bağladım. Boğukça sesler çıkararak hala boşta kalan ayaklarını savuruyordu. Göğsündeki ipekten kalan çamaşır parçalarını attım. Boğuk sesi kesilirken göğsü hızla inip kalkmaya başladı. Baş parmağımı memesinin tomurcuğunda daire çizerek bıraktım. “Ih!” diye bir inleme duyuldu ondan. Artık ayakları bile hareket etmeyi bırakmıştı. Diğer göğsüne de aynı şeyi yaptım ve gözlerine bakarak “Sadece ipek iç çamaşırların için değil, küçük erkek arkadaşının s****i yiyemediğin için mi böyle salakça konuşuyorsun!” diyip ellerimi teninde gezdirmeye devam ettim. Ürperen vücudu, hızla inip kalkan gövdesiyle başını sağa sola salladı. Boğukça bir ses çıktı. “Evet mi?!” diye çenesini parmağımla geçtim biraz sertçe bastırarak. “Ayhh!” diyip başını sağa sola daha hızlı salladı. “Hayır mı?!” diye sordum bu sefer. Başını aşağı yukarı sallayarak onayladı. “Yani sen,” diyip üzerine eğildim ve tam dudaklarının üstüne doğru konuşmaya devam ettim. “O siksin istemedin! Öyle mi?!” diye söylendim. Başını aşağı yukarı hızla sallarken başını bana doğru yaklaştırdı. “Bu bozuk ağzının sebebini açıklamıyor.” diyip eğlenen bir tavırla üzerinden kalktım. Gözleri irice açılırken beklediğinin bu olmadığı her halinden anlaşılıyordu. “Iyhh!” diye sinirle ses çıkartıp ela gözlerini üzerimden hiç ayırmadan beni izledi. Bende onun gözlerinin içine baka baka ipek kilodunu bir çekişle kopardım ve elime aldım. Gözleri büyürken bacaklarını birleştirdi. Göğüsleri hızla inip kalkan gövdesi yüzünden sallanıyordu. Diri memeleri vardı. Güzel ve dolgun. Bacakları sütun gibi ve uzundu. Onu izlediğimden dolayı mı bilinmez bacaklarını birbirine sürtmeye çalıştığını anlayınca ayağından birini tutup çektim. Yırttığım yastık kılıfından bir parça daha ayırdım onunla ayağından bağladım. Islak yarığı parlıyordu, öyle çok ıslanmıştı ki elime aldığım kilottan zevk suları bulanmış, kokusu ise burnuma kadar gelmişti. Onu sikmem için yalvarabilirdi tam şu an. Ama ben onunla sadece oynayıp bırakacaktım tabi şimdilik. Bu küçük hanım efendinin büyük bir terbiyeye ihtiyacı var. Diğer ayağını bağlamadan önce bacaklarının üstünde ellerimi gezdirerek iç kısmına elimi değdirip çektim. İnledi boğukça. Gülümsedim. “Benim seni sikmemi mi istedin?” diye sordum, zaten cevabını biliyordum. Sadece biraz daha kıvranmasını istiyordum. Başını aşağı yukarı kaldırıp hızla onayladı. “Güzel!” dediğimde küçük bir rahatlama gördüm gözlerinde, vajinasına işaret parmağıma dokundurduğum da inledi yeniden. O kadar ıslak o kadar çok sıcaktı ki, daha önce hiç bir kadını karşımda bu kadar çabuk hazır bulmamıştım. Kısacık yaptığım dokunuşlara öyle çok tepki veriyordu ki… Parmağımı ağzıma götürüp yaladım. Başını kaldırıp bana bakınca vücudu hafifçe titredi. Ben tadına hayran kaldım. Süründürmeye devam Demir, diyerek kendimi toplamaya ve yapacağım şeyi hatırlamaya çalıştım. Başı tekrar yastığın üzerine düşerken rahatlayamadığı için vücudunun sinir uçlarının açık olduğunu biliyordum ve bugün istese de istediği rahatlamayı elde edemeyecekti. Diğer ayağını da diğer uca bağladım ve onu tamamen açıkta ve savunmasız bıraktım. Titreyen vücuduyla gözleri ıslaklıkla dolu baktı. “Beni istiyorsan dediklerimi yapacaksın. Yok eğer yapmıyorsan beni istediğin sürece bu işkenceye katlanacaksın ta ki beni doğru şekilde istemeyi ve bana itaat etmeyi öğrenene kadar!” diyip odasından çıktım. Onu o halde bırakarak. Kendimle gurur duymuyordum ama biri bu kıza bunu öğretmek zorunda. O da ben oluyordum ne yazık ki… Devam edecek…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD