bc

O Benim Bodyguard’ım

book_age18+
170
FOLLOW
1.1K
READ
dark
forbidden
age gap
heir/heiress
bxg
childhood crush
love at the first sight
bodyguard
seductive
like
intro-logo
Blurb

‼️Yaş farkı içermektedir. ‼️

‼️ B. D. S. M. içermektedir. ‼️

Paris’ten döndüğüm ilk gün. Daireme çıkar çıkmaz onu görüyorum. Benim dairemde benim mutfağımda kendine yumurta pişiriyor. Sanki mutfak onunmuş gibi. Burası kendi dairesiymiş gibi rahat.

Atletik vücuduyla kol kasları giydiği tişörtten belli olan üst gövdesiyle, biscolata erkekleri kadar yakışıklı ve ağız sulandırıcı.

Ama onu görünce daha çok kızıyorum.

“Ne işin var mutfağımda? Dairemin anahtarını koy ve defol git!” diyip hiddetle arkama bakmadan gidiyorum. O ise odamın kapısına varmadan sesi yükseliyor. O hiç oralı değilmiş gibi “Kahvaltı yapmak istiyorsan fazladan yumurta pişirdim.” diye rahat bir tavırla karşılık veriyor.

Dönüp orta parmağımı yüzüne doğru kaldırıyorum ve odamdan içeri giriyorum.

Babamın en yakın arkadaşlarından. Özel koruma şirketinin sahibi. İlk aşkım. Demir. Yarattığım sansasyonlardan sonra babam beni korumam için onu görevlendirmiş olmalı. Çünkü o benden nefret eder ve zamanla ona duyduğum ilk aşk karşılık görmememden dolayı nefrete dönüşmüş durumda. Bende onu en az onun beni sevmediği kadar nefret ediyorum şimdi.

“Neden kabul etti ki?!” Öyle acıktım ki burnumu sürterek onun pişirdiği herhangi bir şeyi yemek istemiyorum.

Telefonumu elime aldığımda Sude’den mesaj olduğunu görüyorum. “Sürtük geldin mi? Partiye gel!” yazmıştı.

“Ne partisi sabah sabah?” yazdım.

Anında cevap geldi “Gel kendin gör!” diye yazmıştı bu sefer.

“Tamam geliyorum.” yazdım ve hemen kalktım.

Aklıma Demir’i kızdırmak için bir fikir geldi. Kısa bir duş alıp iç çamaşırı giymeden siyah straplez bir elbise giydim. Hani eğilsem kadınlığım açığa çıkacak kadar mini olanlardan. Göğüslerimi oldukça sıkı sarıyordu bu elbise. Saçlarımı hafif ıslak bıraktım. Kırmızı bir dudak parlatıcısı sürdükten sonra hazırdım.

chap-preview
Free preview
Bölüm 1
Babamdan bir telefon sonrası bana danışılmadan alınan bir business biletle ülkeye geri dönmem sağlanıyor. Okulum ve kredi kartlarımla yapılan tehdit olmasaydı, muhtemelen hala Paris’te olacaktım. Çılgınlar gibi sarhoş olup iç çamaşırlarımla kalana kadar dans edip paparazzilere malzeme olduktan sonra elbette babam seçkin kızının bu hallerini görünce çıldırıyor. Beni törpülemek ve cezalandırmak adına beni kendi aklınca kısıtlıyor. Kısıtladığını sanıyor. Paris’ten döndüğüm ilk gün. Daireme çıkar çıkmaz onu görüyorum. Benim dairemde benim mutfağımda kendine yumurta pişiriyor. Sanki mutfak onunmuş gibi. Burası kendi dairesiymiş gibi rahat. Atletik vücuduyla kol kasları giydiği tişörtten belli olan üst gövdesiyle, biscolata erkekleri kadar yakışıklı ve ağız sulandırıcı. Ama onu görünce daha çok kızıyorum. “Ne işin var mutfağımda? Dairemin anahtarını koy ve defol git!” diyip hiddetle arkama bakmadan gidiyorum. O ise odamın kapısına varmadan sesi yükseliyor. O hiç oralı değilmiş gibi “Kahvaltı yapmak istiyorsan fazladan yumurta pişirdim.” diye rahat bir tavırla karşılık veriyor. Dönüp orta parmağımı yüzüne doğru kaldırıyorum ve odamdan içeri giriyorum. “Neden kabul etti ki?!” Öyle acıktım ki burnumu sürterek onun pişirdiği herhangi bir şeyi yemek istemiyorum. Telefonumu elime aldığımda Sude’den mesaj olduğunu görüyorum. “Sürtük geldin mi? Partiye gel!” yazmıştı. “Ne partisi sabah sabah?” yazdım. Anında cevap geldi “Gel kendin gör!” diye yazmıştı bu sefer. “Tamam geliyorum.” yazdım ve hemen kalktım. Aklıma Demir’i kızdırmak için bir fikir geldi. Kısa bir duş alıp iç çamaşırı giymeden siyah straplez bir elbise giydim. Hani eğilsem kadınlığım açığa çıkacak kadar mini olanlardan. Göğüslerimi oldukça sıkı sarıyordu bu elbise. Saçlarımı hafif ıslak bıraktım. Kırmızı bir dudak parlatıcısı sürdükten sonra hazırdım. Demir koltukta oturuyordu. Topuklu adımlarımın sesini duyunca başını kaldırıp bana baktı. O gözlerde hiç bir şey yoktu. Çenesi sıkılı olduğundan başka herhangi bir ipucu aramak boşunaydı. Hep ciddiydi neredeyse hiç güldüğünü görmemiştim. Ona daha fazla bakmadan kapıya yöneldim. “Nereye gidiyorsun?” diye bağırdı. “Seni ilgilendirmez!” diyecektim ki koca gövdesini arkamdan kapıya bastırdı. Acıyla inledim. “Sen ne yaptığını sanıyorsun?” diye bağırdım. “Bırak beni, canımı yakıyorsun!” diye sızlandım. “Senin canın daha önce hiç yanmamış Meyra.” diye boğukça kulağıma yavaş ve sert bir şekilde söyledi. Baskısını hiç azaltmadı. Sert göğsüne yaslı olmak, arkamdaki güçlü baskısı azalmadıkça bacak aram ıslanmaya başlamıştı. İttirmek ister gibi kalçalarımı ona doğru ittiğimde erekte olan aletini hissettim. Aman allahım, o da benden mi etkilenmişti? Bu beni daha da ıslattı. Ona sürtünmek istedim. Büyük avucu kalçamın üstüne koyduğunda avucunun sıcaklığı sanki tenimi yaktı. Daha da boğuk çıkan sesiyle “Bu kılıkla hiç bir yere gidemezsin!” dedi. “Giderim.” diyerek tısladım. Alt dudağımı ağzımın içine alarak inlememi bastırmaya çalıştım. Gövdesinin baskısını çeker çekmez önüne döndürdü ve adeta bana öfkeli bakışlarını yüzümde sabit tutarak “Gidemezsin!” diye bağırdı. Alt dudağıma baş parmağını götürdü ve orada tuttu, heyecandan ayrılan dudaklarına engel olamıyordum. Göğüs uçlarım şimdiden Demir için sertleşmişti. Nefesi boynumda yine konuştu. “30 erkeğin 25’i seni sikmek isteyecekken mi gidebileceğini sanıyorsun?” diye sordu ve ağzımdaki baş parmağını göğüs ucuma dokundurup bıraktı. Küçük bir inlemeyi tutamadan bıraktım. Gözleri gözlerimdeydi şimdi. Kilodumun olmadığını da anlamış mıydı? Bu düşünce ıslanan özümün zonklamasına neden oluyor. Bacaklarımı aralıyorum. Ama O geri çekiliyor. Siyah pantolonundan görünen şişliği düzeltiyor. Bana aramızda hiç bir şey olmamış gibi bakması benim sinirimi bozduğu için laflarımı tutmadan söylüyorum. “Senin sikmek istediğin gibi mi yani?” der demez beni omzuna atıyor ve kanepeye doğru ilerliyor. “Baban yaşındaki bir adamla nasıl konuşman gerektiğini öğreneceksin küçük kız!” diyor ve kucağına yatırıp bacaklarının üstünde duruyorum. Eli şaka yapmıyor çıplak kıç yanağıma ilk şaplağı attığında çığlık atıyorum. Yanıyor vurduğu yer, sızlıyor. Bir daha bir diğerine… “Say!” diyor emredici sesiyle. “Saymak mı?” diyorum şaşkınca. Bir tane daha şaplak iniyor. “Say! Saymayı unutursan şaplak sayılmaz. 20’ye kadar sayacaksın.” diyor. Bir şaplak daha. “Ayh! Bir!” diye bağırıyorum. Bir tane daha. “İki!” Sert bir tane daha inerken ben buna nasıl dayanacağımı bilemiyorum. “Üç!” diye bağırınca bir yandan da zevk alıyor olmaktan dehşete düştüm. Demir’in pantolonun üstünü ıslattığıma eminim. “Evet?” diyen Demir’in sesi yüksek çıkıyor. “Ne evet?” dedikten sonra hatırlıyorum “Dört! Dört!” diye bağırıyorum. “Az kalsın baştan başlatacaktın bana!” diyen Demir bir şaplak daha indiriyor. “…Yirmi…” diyene kadar bu böyle devam etti. Yirmi olduğunda üzerinden kalkacak halim kalmamıştı. “Kalk, üzerini değiştir. Çamaşır, pantolon giy! Yoksa bir yere gidemezsin.” diye buyuran Demir’e baktım. Gözlerim dolarak “Bir yere gitmeyeceğim. Sen benim babam değilsin! Senden nefret ediyorum.” diye bağırarak odamın kapısını hızlıca çarptım ve kapattım. Ağrıyan popom yüzünden kıçımın üzerine oturamıyordum. Hala beni kapıya sıkıştırdığı anı düşünmeden edemiyordum. “İleri gitseydi…” diye düşünür düşünmez kafamdan atmaya çalışıyorum. “O senin bodyguardın Meyra, unutma!” diye kendimi azarladıktan sonra elbiseyi üzerimden atarak sıcak suyun altına girip ağrının birazı hafiflemesini umdum. Tabi Demir’i düşünmemeye çalışarak. Uzunca yıkandım ve çıktıktan sonra göbeğimi açıkta bir tişört ve mini şort giydim. İç çamaşırı yine yoktu. Demir’i delirtene kadar devam diye kıkırdayıp mutfağa gitmeye karar verdim. Açlıktan ölüyordum. Demir kanepede elinde bir kitap okuyor gibi görünüyordu. Bana sadece göz ucuyla baksa da ben gözlerinin vücudumda olduğunu görmüştüm. Zevkle karışık bir sevinçle gülümsedim ve tam buz dolabının önünde ona doğru eğildim. Ne zaman geldiğini anlamamıştım ama yine arkamdaydı. Heyecanla yerimde sabit durarak “Ne yapıyorsun orda?” diye seslendim. “Susadım, su alacağım.” dedi oldukça sakin. Gerçekten de su alıp çekildi. Sinir bozukluğuyla dolaptaki sütü aldım ve kendime müsli ıslattım. “Yumurta vardı.” dedi. Ağzıma gevreği koyarak henüz tam ıslanmayan gevreklerin çıtırtı sesiyle cevapladım. “Senin yumurtanı yemektense aç kalırım.” dedim. Parmakları ağzımın kenarına getirince heyecanlanan kalbime lanet ettim. Ağzımın kenarında müsli gevreğini aldı ve “Bunlar daha sağlıksız.” dedi. Arkasını dönüp tekrar kanepeye oturdu. Adamın kıçı bile kas olur muydu? Sanırım Demir’in ki kas olanlardandı. Mutfak tezgahından kalktım ve odama geçtim. Demir’i pes ettirecek bir şeyler bulmalıydım hem de acilen… Devam edecek…

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Kahpenin Kızı +18

read
6.2K
bc

KÜÇÜK AĞA [HALEF +21][KUMA]

read
19.2K
bc

ATEŞLİ DADI

read
28.2K
bc

CEHENNEM MAZGALI+18

read
8.6K
bc

YIRTICI EVLİLİK |+18|

read
174.8K
bc

Ayrılan YOLLAR +21

read
195.7K
bc

Sahte Karım

read
394.8K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook