HELEN AVCI
Fuat şefin mesaj attığı adrese gitmek için yola çıktım. Ban taksiyle gitmemi bildirdi ve ücretini hesabıma yatırdığı söyledi. Taksiye binip adresi söyledim. Yolculuk baya uzun sürdü. Bir saatin sonunda adrese geldik. Taksiciye ücretini ödeyip arabadan indim. Büyük bir villanın önünde durduğumu görünce hayret ettim. Ev aşırı büyüktü ve ışıklandırması çok güzeldi. İlk bahar olduğu için havada hafif esinti vardı. Kahverengi saçlarım savurdu. Önümü görmek için elimle kenara çektim ve içeri girmek için büyük kapının önündeki zile bastım. Kapı cızz sesiyle açıldı. İçerisi daha da aydınlıktı. Bahçeden geçerek üç katlı beyaz villanın kapısında durdum. Sonra genç uzun boylu bir kadın kapıyı açtı. İçeri geçtim. Hava aydınlık olduğu için davet daha başlamamıştı. Kapıyı açan kadına restauranttan geldiğimi bildirdim. Kafasını salladı ve beni orada bırakarak yukarı çıktı. Az sonra geri geldi. Bana ‘ yukarı katta karşıdaki oda da Metin Bey sizi bekliyor’ dedi. Demek ki restaurantın sahibi Metin Beymiş dedim içimden ve yukarı doğru çıktım. Odanın kapısını tıklattım ve içeri girdim. Metin Bey beni görünce ayağa kalktı. Restaurantta Fuat şefin karşısında oturan adamdı. Daha genç olan ortalarda gözükmüyordu. Bana yaklaştı ve ‘ görevin benim yanımdan ayrılmamak ben ne dersem onu yapacaksın’ dedi. Bu talebini farklı buldum. İçeriye az önce kapıyı açan kadın girdi. ‘ Ona giyecek bir şeyler ver’ dedi. Hiç bişey diyemeden kolumdan sürükleyip beni aşağı katta bir odaya soktu. Ben şaşkın ağzımı sonunda açtım ve ‘ neden bu kadar sert davranıyorsun?’ Diye sordum kıza. Kız gözlerini devirdi ve ‘ metin bey yavaş insanlardan hoşlanmaz senin gibi zayıf, kısa ve soluk tenli kızlarda ne buluyor anlamıyorum’ dedi. ‘ Anlamadım?’ Diye sordum. ‘ Belli’ diye ters bir cevap verdi. Bu kız benle uğraşmayı kafaya takmıştı belli ki en iyisi uzak durmak diye düşündüm. Bana bir elbise ve ayakkabı uzattı ‘giy ‘ diyip dışarı çıktı. Siyah kalın askılı mini elbiseyi giydim. Düz kahverengi saçlarımı yarıdan topladım. Siyah topuklu ayakkabıları giydim ve dışarı çıktım. Etrafta çalışan insanlar vardı. Metin Beyin yanına çıktım ve tekrar kapısını çalarak içeri girdim. Beni görünce beğenen gözlerle baktı. ‘Görevim nedir Metin bey? Tam olarak anlayamadım?’ diye sordum. Metin Bey ayağa kalkarak yanıma yaklaştı ondan açıkçası hoşlanmamıştım. Bakışları çok çirkin geldi. ‘ yapman gereken şey tüm gece boyunca arkamda olmak ve ben ne dersem yapman yeterince açık mı?’ Dedi. Kafamı kaldırarak soğuk gözlerine baktım ve ‘ buraya garsonluk ya da şeflik yapmak için geldiğimi sanmıştım’ dedi. Elini herneyse der gibi salladı ve kapıdan dışarı çıktı. Arkasından yürümeye başladım. Merdivenlerden inerken kolumdaki ince saati kontrol ettim saatin 8 olduğunu gördüm. Misafirlerin bir kısmı gelmişti ve bahçede ki alanda ayakta duruyorlardı. Metin bey yanına giderek ‘hoş geldiniz’ dedi ve beylerin elini sıktı. Orada biraz durup iş hakkında konuşmaya başladı. Yarım saat geçmişti ve açıkçası ayakta hiç birşey yapmadan durmaktan sıkılmıştım. Misafirlerin çoğu gelmişti. Garsonlar etrafta dolanıp içecek dağıtıyordu. Metin bey bana doğru eğilerek ‘ bir bir kadeh şampanya getirir misin tatlım ?’ Dedi. ‘Tabi’ diyerek arkamı döndüm ve en yakın garsondan rica ettim. Sonra garsonun getirdiği kadehi alarak gruba geri döndüm. ‘Metin Bey’ diye seslendim ve kadehi uzattım. Metin Bey kadehi alırken bilerek elimi uzunca tuttu ve sinsice sırttı. Ben elimi yanmış gibi çektim. Bu durumdan rahatsız oldum ve ‘ izninizle’ diyerek lavaboya doğru gittim. Lavaboda biraz uzunca oturdum. Topuklu ayakkabıya alışık olmadığım için ayaklarım acımıştı. Ayakkabıları çıkardım. Ayaklarımı ovdum. Sonra sinirle kapım dövülmeye başladı. Metin Bey’in sesini duydum. ‘Hemen çok dışarı’ diye. Kapım dövülmeye devam ederken ayakkabılarımı giydim ve dışarı çıktım. ‘Bir şey mi oldu?’ diye sordum. Metin Bey ‘ ofisime kadar takip et beni’ dedi. Onu yuları kata kadar takip ettim. Odasına girince hışımla bana döndü. Buz mavisi gözlerini bana kitledi. ‘Ben sana yanımdan ayrılma dedim. Bana saygısızlık yapamazsın’ dedi ve bana doğru bir adım attı. Ben bununla birlikte geriye doğru adım attım. Elini bana doğru uzattı. Kolumdan yakaladı ve yanına çekip saçlarımı kokladı. Ellerimi göğsüne koyarak itmeye çalıştım. Bu sırada kapı açıldı içeri kimin girdiğine bakmadan Metin Beyin o anki şaşkınlığından yararlanarak dışarı doğru koştum. Alt kattan çantamı alıp kaçarcasına dışarı attım kendimi. Kalbim resmen ağzımda atıyordu. Az önce patronum beni taciz etti ve ben hiç bir şey yapmadım. Sinirden gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Hem hızla yürüyor hemde sinirden ağlıyordum. Bu sırada telefonum çaldı. Fuat şef arıyordu. Telefonu açtım Fuat şef ‘ hemen oradan kaç peşine düşmeden kaçman gerekiyor bana bilgilerini göndermemi istedi ama yeni çalışan olduğun için hiç bir bilginin bende olmadığını söyledim. Hattını kapat ve şehirden kaç’ dedi. Ben o kadar şaşırdım ki neler olduğunu anlamaya çalışırcasına sorular sormakta başladım ‘ Ne? Neden? Ne biliyorsun?’ Dedim. Fuat şef ‘ bu başkasının başına daha geldi o zaman ne olduğunu anlamamıştım. Bu sefer seni kurtaracağım. O adam biraz takıntılı biri seni görünce yüzünde garip bir ifade gördüm sandım. Yanılmamışım. Keşke göndermeseydim seni. Her neyse hemen şehri terket et’ dedi ve telefonu kapattı. Koşmaya başladım. Neler oluyor bilmiyorum kafayı yemek üzereyim. Bacaklarım koşmaktan ve korkudan titriyor. Hemen caddeye vardım ve ilk bulduğum taksiye bindim. Takside Kübra’ya olanları anlattım. Kendi evine gelmem için en yakın saatteki otobüs biletini aldı bana. Telefon konuşmamızdan sonra Biletin fotoğrafını attı. Kendisinin adı yazıyordu. Beni bulmaması için bu yolu seçmiş olmadı diye düşündüm. Evime varınca taksiye beni beklemesini söyledim kiraladığım ufacık evde bana ait olan tek şey kıyafetlerimde onları valize koydum. Ve koşarak tekrar taksiye bindim. Bu sırada ev sahibi arayarak evi terk ettiğimi söyledim. Açıkçası biraz kızdı ama şuna bunu düşünecek halde değilim. Peşimde bir manyak var çünkü. Kübrayla konuştuğum gibi eski olan telefonumdan hattı çıkardım ve kırarak taksinin camından attım. Ağlamaya hala devam ediyordum. Yarım saat olmadan otobüs garına vardık valizimi alarak kübranın bana aldığı biletteki otobüse doğru yürüdüm. Numarasını kontrol ettikten sonra bindim. Otobüs 15 dakika içinde kalkışa hazır oldu. Çok fazla yolcu yoktu iki kişilik koltuğumun yan tarafı boştu yayılarak yattım ve hemen uykuya daldım. 2 saat sonra rüyamdan sıçrayarak uyandım. Gerçekten zor bir gece geçirmiştim ve rüyamda da o pislik herifi görmüştüm. Muavinden su istedim bir bardak suyu hemen bitirdim. Açıkçası çok yorgundum. Her şeyin üst üste gelmesi beni mahvetmişti. Yolu izlerken tekrar uykuya daldım. Kolum dürtülmesiyle uyandım. Sabah olmuştu. Muavin ‘ geldik’ dedi. Esnedim ve otobüsten indim. Bavulumu aldım. Otogardan çıkıp beni kübranın beni beklediği yere doğru ilerledim. Kübra ile telefonla konuştuğumuzda bana ‘ otogarın çıkışında mavi renk arabamla seni bekleyeceğim’ demişti. Arabasını görünce koşarak gittim ve camını tıklattım. Kübra beni görünce çöl sevindi. Bana sımsıkı sarıldı. Bu sarılma bana her şeyi unutturabilir.