Uyandığımda saat öğlene gelmek üzereydi ve Atahan çoktan gitmişti. Aheste aheste kalktım ve üstümü değiştirip kahvaltı yaptım. Tüm gün evde sıkıldıktan sonra elbiselere tekrar göz atmak için dolabın başına geçtim. Dün çok pis bozguna uğraşmıştım. Acısını mutlaka çıkaramam gerekiyordu! Güzel bir elbise ve iç çamaşırı seçtim. Ama biraz daha teşvik etmek gerekli diye düşündüm. Salona dönüp dış kapıyı açtım. Hakan koşturarak geldi yanıma, “Birşey mi istedin yenge?” “Evet, siparişlerim var” “Hemen aldırayım” “Yaz sayıyorum” dedim ve Hakan telefonunu çıkardı. “Fındık, fıstık, çikolata, avokado, keçiboynuzu, bal, muz, cezerye, pekmez…” Bana kalsa gider eczaneden direk Atahan’ı delirtecek ilacı alırdım da… Ağanı azdırmak için hap al diyemeyeceğimden... Mecburen gıdalardan gide

