Takım elbiseli bir adam elinde bir şişe rakıyla dikiliyordu kapımda.
“İyi geceler Nefes hanım” dedi ama hanım kelimesi çok eğreti duruyordu ağzında.
“Bunu Atahan ağam gönderdi size” dedi ve şişeyi bana uzattı.
Kibarlıkla kabalık arasında bir hareketti benim için. Tam olarak karar veremedim.
Adam şişeyi bana doğru biraz daha ittirince geri ittim elini.
“Sen o aslan parçasına söyle Nefes hanımın keyfi çoktan kaçmış”
“Aslan parçası mı?”
“Evet aslan parçası”
“Şimdi ben bunu ağama geri mi götüreyim?”
“Evet”
“Ee öldürür beni” dedi gayet doğal birşeymiş gibi.
“Elçiye zeval olmaz derler”
“Atahan ağamın bu sözden haberi yoktur bence”
“O zaman yazık oldu sana”
Bir şişeye bir bana baktı.
“Nefes hanım siz şimdi gerçekten bu şişeyi geri mi gönderiyorsunuz?”
“Evet”
“Ağam kimseye böyle şişe falan göndermez. Hem ne güzel buz gibi, alsanız ya” dediğinde gülmemek için ekstra çaba sarfettim.
“Kardeşim burası pavyon mu şişe açtırıyor bana! İstemiyorum gönder geri. Hatta senin rakını falan istemiyorum aslan parçası şeklinde cevap verdiğimi söyle”
“Aslan parçasını birde ona mı söyleyeceğim?”
“Evet”
“Ee kesin öldürür”
Paniği o kadar komikti ki tüm ciddiyetimi bozuyordu.
“Hadi hadi uyuyacağım ben, iyi geceler” dedim ve adamı komik çaresiz bakışlarıyla yalnız bırakıp kapadım kapıyı.
Dönüp banyoya girdim hemen. Kapı çaldığında daha yeni banyodan çıkmış iç çamaşırlarımı giyiyordum.
Üzerime aceleyle sabahlığı giyip kuşağını bağlarken kapı tekrar çaldı.
Komik adam tekrar birşey getirdi heralde diye düşündüm ve kapıyı açtım hemen.
Ama karşımda onun yerine Atahan’ı buldum.
İlk gördüğümde olduğu gibi ellerini arkasından bağlamış göğsünü gere gere dimdik duruyordu.
Baştan aşağı bir göz attı bana, bende ona.
Heybetli adamı bak bak bitiremedim, neyseki onun işi de uzun sürdü.
“Birde yüzüme de bakalım cevabını” dedi tok bir sesle.
Gülerek,
“Hay hay” dedim ve onun gibi dik durmaya çalışıp bir adım öne çıktım.
“Senin rakını falan istemiyorum aslan parçası” dedim gözlerine bakarak.
Kızmasını beklerken dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı.
“Aslan parçası?” dedi kaşlarını yukarı kaldırarak.
“Evet, aslan parçası” dedim cesur duruşumu bozmadan.
Sadece gülerek nasıl bir baskı kurabilmişti bende böyle!
“Sen pek usül erkan bilmezsin heralde?” dedi biraz dalga geçer gibi.
“Belli ki sende bilmiyorsun ağam” dediğimde gözlerini kısıp dikkat kesildi.
“Gecenin bir vakti kapıma dayandığına göre” dediğimde yine güldü.
“Pekte dilliymişsin”
Bir çocuğa söyler gibi tonlamıştı.
“Huyum kurusun” dedim ve ellerimi göğsümün altında birleştirdim.
Gözleri kaydı aşağı doğru. Sabahlığın kuşağı belimdeydi ve ön kısmı pekte kapalı değildi zaten.
Göğsümün altına bağladığım kollarım sayesinde sabahlık iyice açılmıştı ve göğüslerim ayan beyan ortadaydı.
Birkaç saniye takılı kaldı gözleri.
Hafifçe kıpırdandım yerimde ve kaldırdı başını. Aramızdaki mesafeyi kapatıp başını bana doğru eğdi. Kulağımın hizasına gelince durdu.
“Sabah mı gideceksin buralardan?”
Başımı salladım yakınlığının verdiği tatlı bir telaşla.
“Biran önce git buralardan ateş parçası, biran önce!” dedi ve geri çekildi.
Ateş parçası dediğinde benimde içime bir ateş düştü sanki.
Geri çekildi ve kusursuz yüzüne küstah bir gülümseme yerleştirdikten sonra bir adım daha geri çekildi.
Yorgun ve sarhoş beynimde hızlı bir fırtına çıktı.
Gördüğümden beri aklımdan çıkmıyordu Atahan ve bu belki de son görüşümdü.
Bir şansım daha olmayacaktı.
Hatta belki bu geceden sonra bir daha ömrüm boyunca görmeyecektim.
Kapıma gelişinde bir amaç vardı. Dile dökmediği ama anlamını bildiğim bir amaç…
Neden olmasın…
Aramızdaki mesafeyi ben kapattım, parmak uçlarımda ona doğru yükseldim.
“Ama bir gecem var aslan parçası, sadece bir gece!” dedim.
Uzun bir gece…
Aramızda onlarca anlamı olan bakışma geçti. Ben ona doğru yanaştım, o bana doğru.
Dudaklarım çekimine kapıldığında normal bir başlangıç beklemiştim. Ama Atahan sanki günlerdir bunu beklermiş gibi harekete geçti.
Dudakları dudaklarımın üzerine sertçe kapandı.
Zor zor aralayadığımda dili hızlıca fethetti dilimi.
Dudaklarında hala birkaç saat içtiği rakının tadı vardı.
Belime sarılıp geriye doğru itekledi beni.
Çarptığım kapı sertçe ardına kadar açıldı ve muhtemelen kulbu duvarda sağlam bir iz bıraktı.
Atahan önemsemeyerek kalçamdan sarıp kucakladı beni. Bacaklarımı bacaklarına sararken birkaç adımda yatağı bulduk.
Hızlıca beni üzerine attı ve kendiside üzerime uzandı. Dudaklarıma yapışırken pantolonunu çıkarıyordu bir yandan.
Sanki çok acelemiz varmış gibi hızlı hareket ediyordu.
Ki hız en nefret ettiklerimden biriydi!
Göz açıp kapayıncaya kadar pantolonunu ve boxerını çıkardı.
Dizlerimden başlayarak yukarı kaydırdı ellerini ve sabahlığı sıyırdı, bacakarama gelip çamaşırımı kenara kaydırdı ve yaslandı.
Sertliğini hissettiğim an,
“Dur, dur, dur. Sen sevişmek nedir bilmez misin?” dedim gülerek.
“Bilirim de sen sana dayanmak nedir bilir misin!” dedi ve baskısını tekrar bacak aramda hissettim.
Yukarı doğru kaydım hemen.
Dirseğimin üzerinden sıkıca tutup durdurdu beni.
“Yavaş aslan parçası, yavaş” dedim ve dudaklarına kibar bir öpücük bıraktım.
“Önce bu ateşi söndüreyim. Sonrakini istediğin kadar ağırdan alırız” dedi ve tekrar davrandı.
Yine yukarıya kayıp sıyrıldım kollarının arasından.
“Olmaz ağam. Ben seni iyice yakmadan söndürmem” dedim alt dudağını dudaklarımın arasına aldım.
Hiç memnun kalmadı bu fikrimden ama çaresizdi. Şuanda aklındaki tek şeyin anahtarı bendeydi…
Boyun eğdi ve dirseğimi bırakıp belimi kavradı.
Elleri öyle kocaydı ki belimin tamamını çevreleyebiliyordu.
Omuzlarına sarıldım önce, aklımı başımdan alan omuzlarına.
Tahmin ettiğimden çok daha sertti.
Sağ omuzunun içine doğru bastırıp Atahan’ı geriye doğru ittim.
Şaşkınca bana bakarken sağ dizimi de kaldırıp bacağını da itekledim.
Kontrolü bana bıraktı ve sırt üstü devirdim koca cüssesini.
Doğrulup üzerine geçecekken kasıklarına gitti gözlerim ve gerçek bir şok yaşadım.
“O bana çok fazla” dedim.
Hiçbir ön sevişme beni ona hazırlayamazdı.
Üzerine çıkarken Atahan’ı başka bir yolla boşaltma seçenekleri geçti aklımdan.
Kasıklarının üzerine oturduğumda Atahan bu şaşkınlığımdan zevk alır gibi gülüyordu.
Üzerine eğilip vücudumu yasladım Atahan’a. Yüzünün her bir detayını inceleyerek ağır ağır yaklaştım.
Dudaklarımız birbirine belli belirsiz değerken gözlerimi gözlerinden alamadım.
Sert sakallarına koydum ellerimi. Aralarına parmaklarımı daldırdım. Tırnaklarım sakallarını aralayıp yanaklarını buldu.
Biraz bastırıp aşağı doğru kayarken, alt dudağını aldım dudaklarımın arasına.
Tırnaklarımın sakalların aşağı inip boynunda da incecik kesikleri bırakarak gezindi.
Gömleğinin üst iki düğmesi açıktı zaten. Bir elimi arasına daldırdıp sert göğüs kaslarını okşadım.
Diğer elimle gömleğinden bir düğmeyi iliğinden kurtardım.
Atahan belimden kavrayıp kendine doğru sertçe bastırdı beni.
Bacaklarımızın arasında adeta bir bacak gibi bekliyordu beni erkekliği.
Bazen daha dikleşip bacağımın içini yalıyordu ucu.
Hafifçe sürtününce Atahan sıkıntıyla inledi.
Ona kalsa şuan çoktan içimdeydi ve ben muhtemelen bayılmak üzereydim.
Gömleğinin üç düğmesini daha açtım ve karın kaslarına ulaştın.
Bu adam bu kaslar için ciddi emek vermiş olmalıydı!
Her bir boğumunu ayrı okşadım.
Tırnaklarım aralarında çukurda gezinirken Atahan iyice gerilmeye başlamıştı.
Son düğmeyide iliğinden kurtardım ve gömleği iki yana doğru itekledim.
Doğrulup göz banyosu yaparken sabahlığımın kuşağını açtım.
Saten kumaşı omuzlarımdan biraz itekleyince kollarımın üzerinde kayıp gitti.
Yatağın dışına fırlatırken Atahan’ın eli önce belimi buldu sonra göğüslerime doğru çıkmaya başladı.
Ellerini tuttum, o iki elininde göğüslerimde tutmak isterken ben ikisinin de yolunu değiştirdim.
Birini aşağı kaydırdım, karnımı geçtikten sonra bacaklarımın arasına ulaştı.
Çevrelediğim parmaklarını vajinama sürttüğümde Atahan’ın göz bebekleri büyüdü.
Diğer elinide göğüslerimden yukarıya doğru taşıdım.
Aklı ve gözü hala bacaklarımın arasındaki elindeydi eminim.
İşaret parmağıyla orta parmağını birleştirip ağzıma aldığımda hızlıca kaldırdı başını.
Gözlerimi kapatıp parmaklarını emdiğimde
“Sen gerçekten ateş parçasısın!” dedi zorlanarak.
Gözlerimi açıp iştahla bakan gözlerine baktım.
Gergince yutkunuşunu izledim.
Bacağıma çarpan sertlik tekrar belli etti kendini.
“Oynadığın yeter Nefes!”
Ellerini vücudumdan çekip iki yanına doğru koydum ve bileklerine sarıldım.
“Yetmez aslan parçam, biraz daha yan ateşimle!”
Üzerine eğilirken kalçamı dizlerine doğru kaydırmaya başladım.
Heybetinden korktuğum erkekliğiyle karşılaşana kadar eğildim.
Gördüklerim arasında en büyük ve en kalınıydı.
İçime gerçekten alıp alamayacağımdan şüphe ettim.
Başı göbeğine çarparken boyundaki damarları açıkça görebiliyordum.
Ellerini bırakıp bacaklarının yanına koyup destek aldım.
Korku ve arzunun karışımıyla yaklaştım.
Başına dudaklarımı değdirdiğimde Atahan epey yüksek sesle inledi.
Dudaklarımı pürüzsüz başında gezdirip sürterken,
“Siktir!” diye sabırsız bir öfkeyle bağırdı.
Dilimi ucuna değdirip yaladım, Atahan saçlarımı geriye doğru toplayıp beni rahatlattı.
Uzun saçlarımı eline dolayıp hafifçe çekiştirdi.
Biraz eğildim ve göbeğiyle arasına girip başını tamamen ağzıma aldım.
“Nefes!”
Bir kez uzunca emdim ve ekşimsi tadına vardım.
Atahan inledikçe ben daha sert emdim.
Ben oyalandıkça Atahan’ı öfkeli bir gerginlik sarıyordu.
Bu şekilde boşalmasını istemediğimden dudaklarımı araladım ve ağzımdan çıkardım.
Ben başımı kaldırmaya çalıştıkça Atahan beni geri itiyordu, direnip doğruldum.
Aleti sertçe karnına çarptı tekrar.
Başımı kaldırdıp yukarı baktığımda Atahan dişlerini sıkmış korkutucu gözlerle bakıyordu bana.
Göğüslerimi dayadım aletine ve arasına yerleştirdim. Atahan’ın yanına dönmeden önce son kez okşamış oldum.
“Nefes yeter!” dedi ve belimden tutup yukarıya çekti hızlıca.
“Kavrul ağam, biraz daha kavrul” dedim.
Daha da yukarı çıkıp karnına oturdum. Sütyenimin kopçasını açtım ve onu da çıkarıp sabahlığın olduğu tarafa doğru fırlattım.
Atahan derin bir nefes aldı.
Biraz daha yukarı kayıp üzerine doğru eğildim ve göğüslerimden birini yasladım ağzına.
Öyle hırsla emiyordu ki kendimden geçtim.
Saçlarına daldırdım elimi ve başımı eğip dudaklarının göğsümü hırpalayışını izledim.
Diğer göğsümüde avucunun içine alıp sıkmaya başladı.
Acısıyla inlediğimde daha da sertleşti.
“Ahhh.. Atahan!” dedim uyarırcasına.
Dişlerinin arasındaki ucu kopacak sandım biran.
Öpücükleriyle kızarmış göğsümüde avucuna aldı. İkisini birbirinden uzaklaştırıp ortasını yalayarak yukarıya çıktı.
Aşağı doğru kaydım.
Boynumu fethedip kulağımın ardına geldi.
“Kavruldum ateş parçam, yeter. Söndür artık” dedi ve beni insafa getirdi.
Benimde dayanacak gücüm kalmamıştı artık.
Belimden tuttu ve hızlıca altına aldı beni. Bacaklarımı araladım ve Atahan arasına yerleşti.
Belimi ellerinin arasına sıkıca sarıp doğruldu. Bunun kaçmamı engellemek için olduğunu sonradan anladım.
Sırılsıklam olmuş bacak arama değdiğinde nabzım düzensizleşti. İç çamaşırımı kenara kayırdı.
Dudaklarını aralayan başı içeriye doğru ilerledikçe ikimizinde inlemeleri sardı odayı.
O ilerledikçe keyif alırken ben yavaş yavaş zorlanmaya başladım.
“Çok darsın” dedi büyük bir zevkle.
“Yavaşla, dur! ” dedim dişlerimi sıkarak.
“Sende kavrulana kadar durmak yok ateşparem” dedi beni taklit ederek ve devam etti.
O ilerledikçe ben yukarı kaymaya çalıştım.
İlerlerken zorlanıyordu. Hala dar olduğumu biliyordum ama Atahan’a dar gelmeyecek herhangi bir vajina da yoktu muhtemelen.
İnsafa gelip biraz geri çekildi, bir nefes aldıktan hemen sonra tekrar ilerlemeye devam etti.
“Bunun bir sonu yok mu!” dediğimde güldü.
Tekrar,
“Dur!” dedim nefes nefese.
Duraksayıp üzerime eğildi.
Atahan boynumu, dudaklarımı, yanaklarımı öperek oyalandı.
Gevşeyince tekrar ıslandım ve o da rahatça ilerlemeye devam etti.
Nihayet mideme dayandığını emin olduğum anda bitti.
Saçlarımın arasına sokuldu ve karşılıklı seslice inledik.
“Atahan! Tekrar kaybettim sanki bekaretimi” dedim nefes nefese.
Hızlıca geriye çekilip aniden sertçe girdi içime.
Acıyla bir çığlık attım.
“Altımdayken eskilerini mi düşünüyorsun!” dedi ve bir kez daha geriye çekilip hızlıca girdi içime.
Yine aynı çığlığı attım.
“Ben içindeyken başkası mı geçiyor aklından!” dedi ve tekrar sertçe çarpıştık.
Acısı zevk vermeye başladı.
Öfkesi şehvetini körükleyince sakinleştirmek istemedim.
“Ama en iyisi sensin ağam merak etme” dedim ve tekrar bir çarpışmayla nefesim kesildi.
Saçımı ellerinin arasına dolayıp sinirle bakmaya başladı.
Defalarca öfkeyle girip çıktı içime.
“Nefes!”
Kalçamı kaldırıp her çarpışmamızda onu karşıladım.
“Atahan!”
İçimde gerçekten birşeyler yırtılıyordu sanki. Öyle derinlerimdeydi ki…
Tüm vücudum kasılmaya başladı. Bacaklarımı sıkıca doladım beline.
Geniş omuzlarına sarılıp dişlerimin arasına aldım.
Bacak aramdaki sızının zirveye tırmandığı anda dudaklarım aralandı.
Saçlarımdan ter damlaları süzüldü.
Atahan’ın öfkeli inlemelerine orgazm çığlığım karıştı.
Tüm kaslarım var gücüyle kasıldıktan birkaç saniye sonra gevşeyerek beni rahatlattı.
Kısacık bir süre sonra da Atahan sıvısını en derinlerime akıtarak benim gibi boşaldı.