Duru’nun elindeki kağıtlar titriyordu. Serdar Ateş’in ofisinde geçirdiği her dakika, ona saatler gibi gelmişti. Kendini savunmasız ve güçsüz hissediyordu ama hayatta kalabilmek için güçlü görünmek zorundaydı. Serdar, ona ilk görevini verdiğinde şaşkınlığını gizleyememişti. Serdar gibi acımasız bir adamın, böylesine basit bir işi ona emanet etmesi, Duru’nun beklentilerini tamamen altüst etmişti. Kulübün girişinde danışma masasında çalışmak, Duru için hem rahatlatıcı hem de tehdit edici bir görevdi. Serdar, onu bu dünyaya tamamen sokmadan önce belki de gücünü ve itaatkârlığını test etmek istiyordu. Bu işi başaramazsa, neyle karşılaşacağını az çok tahmin edebiliyordu. Serdar’ın gözleri, her zaman soğuk ve tehditkâr bir şekilde üzerinde geziniyordu. Bu bakışlar, Duru’nun tüm cesaretini kırıyo

