3.bölüm-TESADÜF

1511 Words
Kazanın üzerinden 10 gün geçmişti o adamı bir da görmedim ama aklım ona olan borcumdaydı tamam belki arabasında çok hasar olmadı ama yine de borçlanmıştım. Gireceğimiz ihalenin üzerinde de 10 gün geçmişti bile ben ve Evin gece gündüz bu işi almak için durmadan çalıyorduk. Bu arda da şirketti araştırmıştım gerçekten büyük bir şirket ve güvenilirdi. Babam ve amcam duyunca bu şirketi bunu alırsanız, bu işi yapabilirseniz önünüzde ki 5 sene rahat bir iş sistemi olur ve kalan bütün borçlarımızı da bitirirsiniz demişlerdi. Ben ve Evinde çok istiyorduk bu işi almayı. İstediğimiz hedefe gelebilmek için ama şuan artık çok yorulmuştum neredeyse 10 gündür eve doğru düzgün uğramamıştım benimle beraber Selma da aynı şekilde çalışmıştı. Zaten çoğu işi bitirmiştik. En iyisi biraz dinlenmek iyi bir uykuya gerçekten ihtiyacım vardı. Eşyaları mı toparlayıp Selma'nın odasına girdim. "Selma ben çıkıyorum sende çok yoruldun sende çık yarında geç gelirsin" diye konuşmuştum. "Peki efendim" "Görüşürüz Allah'a emanet ol" "Görüşürüz efendim sizde Allah'a emanet olun "Selam ya tebessüm edip araba binip yola çıktım eve gidecektim son anda biraz deniz havası almaya karar verince arabayı sahile doğru sürdüm. Arabayı güzel bir şekilde park edip yürümeye başladım hava hafif serindi rüzgar yüzüme vurunca kendime geldiği mi hissediyordum sanki içime işliyordu bu hava. Her zaman oturduğum banka oturup gözlerimi kapatıp denizin dalgaların sesini dinlemeye başladım. Huzur buydu bence o hafif serin rüzgarın yüzüne vurması kulağında dalgaların sesi hiç bir şeye değişmem. Biraz daha durup sonra ayağa kalkıp arabama doğru yürümeye başladım saat geç oluyordu ve bende eve gidip biran önce uyumak istiyordum. Bir anda bir bankta oturan adam dikkatimi çekti. Bu adam geçen arabasına çarptığım adamdı. Hemen yanına gidip karşısına geçtim. "Merhaba beni tanıdınız mı? Geçen arabanıza çarpmıştım" diye konuştum. Oda kafasını bana doğru kaldırıp kaşlarını çattı. "Ne istiyorsun" diye sert bir şekilde konuştu. Bu kadar sert yapacak bir şey yoktu aslında. "Ben sizin arabanıza çarpmıştım sizin burada oturduğunuzu görünce... Ben sadece size olan borcunu ödemek için rahatsız ettim..... Kusura bakmayın" dedim o kadar sinirli bakıyordu ki korkmamak elde değil korkudan zor konuşmuştum. "Karşımda dikilmeyi kes geç otur şuraya. Denizin dalgalarını izlememi engelliyorsun" diye resmen kükredi o öyle bir bağırdı ki hemen geçip oturdum. "Ne borcundan bahsediyorsun sen. Hem nasıl ödeyecekmişsin borcunun pek ödeyecek durumun olduğunu düşünmüyorum. Malum benim arabanın sadece aynasını ödeye bilmen için bütün hayatını satman lazım" dedi karşımdaki bay ukalâ bu ne ya ben güzellikle geldim borcumu ödemeye, onun hakkı benim üzerim de kalmasın diye. Hem ona ne ki ben nasıl ödersem öderim yaa. sabır ver sen bana Allah'ım sabır. "Benim nasıl ödeyeceğim sizi ilgilendirmez siz gerekli olan borcu söyleyin ben hallederim. Ayrıca bağırıp durmayın ne bu böyle" diye bende sesimi yükselterek konuştum çünkü hak etmişti. Bende bağırarak konuşunca Denize bakan adam birden bana bakıp bütün vücudunu da çevirip bana yaklaşıp konuşmaya başladı. Gözlerinden sanki ateş çıkıyordu. "Yüzüne bakan, başındaki örtüyü gören seni saf zanneder. Yatağıma girmek istediğini açık açık söyleye bilirdin arabayı, parayı bahane etmene gerek yoktu. Ayrıca benim nasıl konuştuğum seni ilgilendirmez" dediği anda duyduklarıyla bir anda şok geçirmiştim. Bu nasıl bir ukalalıktı? Ben öylece ona bakarken onu ise yüzünde pis bir sırıtış vardı. Sanki o sözleri duyduğum da beynimden aşağı kaynar sular döküldü resmen, yüzüm alev almıştı. Bu ne diyor ya yatağına girmem de nereden çıkmıştı bu beni ne sanıyor. O an kendimi tutamayıp yüzüne bir tokat indirdim ve hemen ayağa kalkıp konuştum. "Sen kendini ne zannediyorsun yada beni ne sanıyorsun. belli ki zenginsin ama zenginsin diye senin yatağına gireceğimi düşüne bilecek kadarda beyinsiz siniz. Ben sadece sana olan borcunu ödemek için geldim kul hakkı üzerim de kalmasın diye ama görüyordum ki senin gibi bir pisliğin zaten üzerim de bir hakkı kalmamıştır." diye konuştum konuşurken benden habersiz göz yaşlarım akmaya başlamıştı bile. Karşımdaki adam da gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. "Yalan mı kızım, sürekli karşıma sanki tesadüfmüş gibi çıkıyorsun? Bunu bilerek yaptığını ikimize de çok iyi biliyoruz!" diye bağırmıştı. Daha fazla burada kalmak istemeyip hemen arkamı dönüp arabama doğru yürürken arkamdan bağırdı. "Bu tokattın hesabını senden soracağım. Bu burada kalmadı" diye bağırarak konuşurken ben ise yürümeye devam ederek arkam ona dönük bir şekilde elimi havaya kaldırdım. "Bulursan sorarsın bay ukala" deyip hızlıca arabamın yanına gelip hemen bindim arabaya. Duyduklarımdan dolayı sinirlerim bozulmuştu. Nasıl bana böyle sözler söylerdi ya. Sinirden ağlarken birden nefes alamamaya başladım hemen çantamdan ilacımı alıp çektim içime. 2 dakika gözlerimi kapatıp nefes alıp verdim. Küçüklüğüm den beri astım hastasıydım. Üzüldüğüm zaman, bir şeye aşırı sevindiğim de yada parfüm, küf kokuları olduğunda hemen tıkanıyordum ve nefes almaktan zorlanıyordum. Derin derin nefes alıp verdikten sonra kendime gelmiştim. Yarım saat sonra eve gidip duş alıp direk yatağıma girdim ama o adamın o pis bakışları o sözleri aklımdan çıkmıyordu. Ne iğrenç insanlar vardı. Rabbime güzelce duamı edip yattım 5 gün sonra şu firmayla toplantı vardı biraz daha çalışmam gerekiyordu. Şuan o adamı düşünemezdim.   5 gün sonra Evet bu gün beklenen gün gelmişti. Toplantı saat 10.00' da ama ben halen yoldayım ve saat şuan 09.40 sabah geç kaldığım yetmiyor bide trafik var. Hepsi Evin yüzünden o dün gece gelip gece 3 kadar sohbet etmeseydik ben şuan geç kalkmazdı. "Ah Evin seni elime bir geçirsem geberteceğim....Allah'ım inşallah yetişirim lütfen rabbim bana yardım et" diye kendi kendime konuşuyordum. Biraz geç kalsam da sonunda gelebilmiştim. Hemen arabamı park edip arabadan indiğim de gözlerimi şirket binasından alamamıştım. O kadar güzel ve büyüleyici bir yerdi ki özenle tasarlandığı çok belliydi. Gold renklerin hakim olduğu bu bina resmen sahibinin ne kadara zengin olduğunu gösteriyordu. Daha fazla vakit kaybetmeden hemen şirketin içinde girdiğim de şirkettin içinde en az dışa kadar güzeldi beyaz renge en çok ağırlık verilmişti. Yeterince geç kalınca hemen koştura koştura toplantının olduğu yer gitmeye başladım. Toplantı salonunun olduğu kata gelince hemen kendimi direkt solana attığım da bir anda bütün bakışlar bana dönmüştü. Ben utanç içinde bakışlarımı salonda toplantı masasında oturan kişilerde gezdirirken bir anda gördüğüm kişiyle şok geçirmiştim. Gördüğüm kişi arabasına çarptığım ve bana ahlaksız sözleri söyleyen adamdı. Ben ona öylece bakarken oda bana bakıyordu. Sanki gözleriyle seni buldum der gibiydi. Sahi son gördüğüm de ben bu adama meydan okuyup bulursan sorarsın demiştim demi? Ah Vera ah Daha fazla böyle durmamak için zar zor bulduğum sesimle konuşmuştum. "Geç kaldım kusura bakmayın" diye mahcup bir şekilde söyledim. Ben öyle söyleyince herkesin bakışları önemli değil gibi duruyordu ama o adam sanki beni şuan burada öldürmek ister gibi bakıyordu. Kaşlarını çatmış ve sinirli bir şekilde bana bakıyordu. "Müjde hanım bu bayan kim?" diye sert bir şekilde sorduğun da ben bir kez daha şok geçirmiştim ne yani bu adam bu şirketin sahibi mi? Evet çok güzel aferin bana dünyada o kadar araba varken bula bula bu adamın arabasına mı çarptım ben. Helal valla bana. "Demir bey kendisi şen tekstilin sahibi Vera hanım" diye cevap verdi sekreteri olduğunu düşündüğüm müjde hanım. Bu buz kralı ve sinir küpünün adında Demir olduğunu öğrenmiştim. Harbiden de ismini hakkını veriyordu. Demir gibi sert kırılmaz duruyordu. "Peki siz toplantı saatini söylemediniz mi?" diye bir kez daha o sert sesiyle konuşmuştu Demir bey "Biz bildirmiştik efendim" diye çekingen bir şekilde konuştuğun da Müjde hanım onunda ondan baya bir korktuğunu anlamıştım. Benim yüzüm den daha fazla ona kızmaması için hemen araya girdim. "Evet saati bildirmişlerdi ama ben biraz geç kaldım özür dilerim isterseniz çıkabilirim" diye sert ve kararlı bir şekilde konuştum daha fazla bu adamın karşısında ezilip, büzülemezdim.  Bu işe çok ihtiyacımız vardı ama bir iş içinde kendimden ödün veremezdim. "Hangisi için özür diliyorsunuz?" diye konuştuğun da Demir bey bir süre yüzüne baktım. Bana imada bulunuyordu. Ona attığım tokat için özür dilememi bekliyordu ama yanılıyordu asla o konuda özür dilemezdim çünkü o tokattı hak etmişti. "Tabi ki de Geç kaldığım için DEMİR bey " diye ismine vurgu yaparak konuştum. Benden beklediği cevabı alamayınca o çatık olan kaşları mümkünmüş gibi daha fazla çatılmıştı. "Geçin oturun yerinize" dediğin de Demir bey bir an şaşırmıştım ama hemen kendimi toparlayıp bana ayrılmış olan yere geçip oturdum. Yerime oturduğum da benim gibi gelmiş olan tekstilciler den biri kalkıp yapmış olduğu tasarımı ve çizimleri anlatmaya başladım. Dikkatli bir şekilde karşımda konuşan adamı dinlemeye çalışıyordum ama beni dikkatle izleyen bir çift gözün olduğunu da biliyordum. Onu umursamamaya çalışıyordum. Sırayla herkes yapmış olduğu işin anlattıktan sonra sıra bana gelmişti. Oturduğum yerden kalkıp bende projeksiyon makinesinden açıp kumaşlarımı tanıtımını, çizimleri anlattım. Herkesin gözleri benim üzerimdeyken anlattığım şeyi dikkatli izlerken Demir bey bir an olsun dönüp bir kez bile bakmamıştı. Anlatmam bitirince hızlı bir şekilde eşyalarımı toplayıp tekrar yerime oturdum. Benim oturmamla Demir bey de hemen ayağa kalkıp konuştu. "Herkesin eline, emeğine sağlı en kısa zaman da sizleri bilgilendireceğiz" deyip toplantı odasında çıktı. Bende çantamı ve iş çantasını alıp çıkışa doğru yürüyordum ki birden birinin beni adımla seslenmesiyle yerimde durup arkama döndüğüm de çağıran kişinin Müjde hanım olduğunu gördüm. "Vera hanım Demir bey sizi odasın da bekliyor" dediğin de kaşlarımı hemen çattım. Neden çağırıyordu ki şimdi bu adam beni? "Neden?" diye sordum "Bilmiyorum kendisi sizinle görüşmek istediğini söyledi" dediğin de müjde hanım bir süre yüzüne baktım. Aslında ben biliyordum neden olduğunu attığım o tokattın hesabını soracak bana. Derin bir nefes alıp verdim ve Müjde hanımla birlikte Demir bey denen o ukala herifin odasının önüne geldim. "Buyurun efendim Demir bey sizi bekliyor " diye konuştu müjde hanım. O öyle söyleyince içimde bir koku oluşmuştu....
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD