10. BÖLÜM ⌛

349 Words
/Zeynep - Geçmiş/ Ömer’le tanıştığımız günün hiçbir romantik tarafı yoktu. Hatta biraz rezaletti. Bir üniversite etkinliği değildi. Bir seminer de değildi. Bir deprem farkındalık çalışmasıydı. Ben gönüllüydüm. Öğretmen adayıyım ya, “topluma katkı” lafı bana hep ağır gelirdi. Bir şey yapıyorsam, gerçekten işe yarasın isterdim. Salon kalabalıktı. Sandalyeler yetmemişti, insanlar ayakta. Mikrofon sürekli cızırdıyor, sunum geç başlıyordu. Ben arka tarafta broşür dağıtıyordum. Aynı cümleyi otuzuncu kez söylüyordum: — “Acil durum çantası önemli, lütfen almayı unutmayın.” Kimse dinlemiyordu. Tam o sırada biri yanıma yaklaştı. Elinde kahve, yüzünde “beni buraya kim getirdi” ifadesi. — Bu çantayı gerçekten kullanan var mı? diye sordu. Sorudan çok sorgu gibiydi. — Var, dedim. — Kim? — Depremi yaşayanlar. Bir an durdu. Kahvesini yere koydu. — Mantıklı, dedi. O an ilk kez yüzüne baktım. Sakin ama alaycı olmayan bir ifade. İnsanları küçümsemeyen ama her şeye de inanmayan biri. — Ben Ömer, dedi. — Zeynep. — Sen öğretmen misin? — Aday. — Ben askerim. Şaşırmadım. Ama beklemiyordum. — Etkinliğe asker olarak mı geldin? dedim. — Hayır. Zorunlu görev. Güvenlik desteği. İlk defa gülümsedim. — Demek gönüllü değilsin. — Hiç değilim, dedi. Ama buradayım. Sonra bir şey oldu. Sunum sırasında elektrikler gitti. Salon karardı. Bir uğultu koptu. İnsanlar paniklemeye başladı. Biri bağırdı: — Deprem mi oluyor?! Ben olduğum yerde kaldım. Kalabalık üzerime doğru geliyordu. Ömer kolumdan tuttu. Sert değildi, aceleci de. — Sakin ol, dedi. — Elektrik. Geçecek. O an şunu fark ettim: Ses tonu bağırmıyordu ama netti. İnsan istemeden dinliyordu. Elektrikler geldi. Herkes dağıldı. O da kolumu bıraktı. — İyisin değil mi? — İyiyim. Bir an göz göze geldik. O bakışta ne aşk vardı ne beklenti. Sadece fark edilmek. Etkinlik bittiğinde herkes çıkıyordu. Ben broşürleri topluyordum. Ömer yanımdan geçerken durdu. — Sen iyi iş yapıyorsun, dedi. — Kimse dinlemese bile. — Teşekkür ederim. — Bir daha karşılaşırsak, dedi, — Bu sefer kaçmazsın umarım. Ne demek istediğini anlamadım. Ama gülümsedim. O gün numaramı almadı. Ben de vermedim. Ama giderken şunu düşündüm: Bazı insanlar hayatına girerken izinsiz girmez. Sadece kapının önünde bekler. Ve sen ne zaman hazır olursan… O zaman içeri alırsın.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD