4. BÖLÜM 🙂‍↕️

544 Words
/12 MART 2026 – ANKARA USTALIK BİRLİĞİ/ Üç gündür ustalık birliğindeydik ve ben hâlâ burada “rahat ol”un ne zaman gerçekten rahat ol demek olduğunu çözemedim. Çünkü biz “rahat ol” dediğimizde içgüdüsel olarak gevşiyoruz, ama burada o kelime tam tersi anlama geliyor: “rahat ol” = dimdik dur. Zuhal komutanın sabah sesi, kahveden daha etkiliydi. — Kızlar! Bugün disiplin eğitimi yapacağız. Disiplin, askerlikte karakter demektir! Elif kulağıma eğildi: — Benim karakterim hâlâ uyuyor galiba. Ben bastırarak fısıldadım: — Sus, duyar! Ama tabii duydu. Zuhal komutanın radarına girmek için özel bir çaba harcamana gerek yoktu. — Er Elif! Madem karakterin uyuyor, onu uyandırmak için yüz şınav iyi gelir! Elif’in yüzündeki ifadeyi anlatmam mümkün değil. O kadar karışıktı ki; biraz pişmanlık, biraz kahve isteği, biraz da “neden ben?” duygusu. Ben gülmemek için dudağımı ısırdım. Zuhal komutan göz ucuyla bana baktı: — Er Zeynep, siz de çok eğlenceli buluyorsunuz anlaşılan. O zaman siz de arkadaşınıza eşlik edin. İçimden “Fizik yasaları bana niye hep işlemiyor?” dedim. Elif’le yan yana şınav çekerken o fısıldadı: — En azından birlikte ölüyoruz. — Dayan Elif. Belki bu da bir çeşit kadın dayanışmasıdır. Kader yan tarafta sıraya girmiş, bize bakıp gülmemek için yüzünü ellerine kapatmıştı. Ona bağırdım: — Gülme Kader, seni de çekeriz buraya! O an Zuhal komutanın sesi yankılandı: — Güzel. Üçünüz de ekstra eğitim grubuna. O an içimden “Kadın dayanışması bazen fazla ileri gidiyor” dedim. --- Eğitimden sonra kantinde oturuyorduk. Elif’in elleri titriyordu, çayı dökmeden içmeye çalışıyordu. — Bu kaslar bana ait değil gibi hissediyorum. — Benimki hâlâ ağrıyor, dedim. “Fiziksel tepki” kavramı tamamen yeniden tanımlandı. Kader araya girdi: — Siz şınav çekiyordunuz, ben sessizce kahkaha atmaya çalışıyordum. O bile yakalandı. Komutan biyonik mi acaba? — Belki de radar taktı, dedim. “Zeynep Tespit Sistemi.” Tam o sırada Zuhal komutan içeri girdi. Üçümüz birden dikleştik. O da bunu fark etti. — Rahat olun kızlar. Kantin molasında asker değil, insan olabilirsiniz. Sonra bana dönüp hafifçe gülümsedi: — Yalnız siz, Er Zeynep… biraz fazla “insan” oluyorsunuz bazen. Ben durakladım. — Komutanım, ben sadece moral motivasyonu yüksek tutmaya çalışıyorum. — Güzel. Ama motivasyon da disiplin ister. Sesi yumuşaktı ama etkisi sertti. Zuhal komutanın yüzüne bakarken içimden “Bu kadın hiçbir duyguyu boşa göstermiyor” dedim. --- Akşam yemeğinde herkes sessizdi. Kaşık sesleri, çelik tabaklara çarpıyordu. Elif fısıldadı: — Komutan bence seni sevdi. — Ne? — Ciddi diyorum. Sana hep bakıyor. — Elif, o herkese bakıyor. Görevi o zaten. — Ama sana daha fazla. — Saçmalama, dedim ama yüzüm kızarmıştı bile. Kader hemen atladı: — Bence de aranızda bir elektrik var. — Arkadaşlar, bu ordu, Tinder değil! İkisi de kahkahayı bastı. Ben çorba kaşığımı bırakıp mırıldandım: — Allah’ım, beni sabırla sınıyor musun? --- Gece nöbeti bana denk geldi. Soğuk, sessizlik, hafif rüzgâr... Bir ara adım sesleri duydum. Döndüm. Zuhal komutan geliyordu. — Er Zeynep, uyumadınız mı? — Komutanım, nöbetçi asker uyumaz. — Güzel. Demek disiplin öğreniliyor. Sonra bana yaklaşıp alçak sesle ekledi: — Sizi izliyorum, Zeynep. Sizde potansiyel var ama dikkatiniz kolay dağılmamalı. O an kalbim hızlandı. — Emredersiniz komutanım, dedim. Yüzünde çok kısa bir tebessüm belirdi. Sonra uzaklaştı. Ben yalnız kaldım. Gökyüzüne baktım. “Komutanım, sizde de biraz fazla potansiyel var galiba,” dedim kendi kendime. /Şafak 134/
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD