TANITIM....
TANITIM
Karanlık gece sokak lambaları aydınlatırken bir, bir sönen evlerin ışıkları. Karanlığımda kaybolmak istercesine evin yolunda yürüdüm keşke yolumu kaybetmekle kalmayıp. Nasıl bir eve doğduğumu, kaderimin bana oynadığı oyunun içinde savaşımı hepsini tek kalemde hafızamdan silebilseydim. Doğduğum ev mutsuzluk üzerine kurulmuş yarınlara umutsuzluklar halka oluşturmuş. Göbek kordonu yerine iç içe geçen halkaların zincirleri ayağıma prangaları dolamış. Doğduğum gün belliymiş kadere terk edilişim hayatta kalma mücadelem buna yaşamak denilirse? Sitemkar değilim güneş benim için yüzünü göstereceği anı bekliyorum. Anahtarı girişine yerleştirdiğim gibi gün gelecek ardında saklanan hazine benim için kapısını aralayacak. Hayaller Paris işte gerçek soğuk rüzgarın esintisi gibi sert tokatın sillesi ayaklarımın geri gittiği evin eşiğinden el mahkum derin iç çekerek girdim. Her zaman ki gibi sessiz ve karanlık holde adımları atışımın sonunda varacağım yere varmış. Salonun girişinden içeriye başımı çevirdim sabah nasıl bıraktı isem masa başında kurulu oturuyor. İşten işe koşturuyorum ama o olduğu yerde sayıyor
“ sonunda evin yolunu bulabildin “
Beyazlığı belli olmayan göz bebeğin çevresi kızarmış sarkan göz altları torbalarının etrafı mor. Alacaklılar kapıya dayanmış olmalı yüzüne aldığı darbelerden belli sonunu göremiyorum. Başı ne zaman beladan kurtulacak? Kendini yaktığı gibi benide peşinden alevlerin arasında bırakacak diye ödüm kopmuyor desem yalan olur.
“ yalı kazığı gibi dikilecek misin? “
Sarhoş ağızıyla benden istediği nevalesi poşeti öne bıraktım ağızını açıp baktı öfkeli gözleri beni buldu.
“ bu kadar mı? “
Masanın üzerinde yer kalmamış halen sorguluyor
“ param anca bu kadarına yetti “
Sendeleyerek ayağa kalktı dikilmeye mecali yok öfkesiyle kolumu kavramayı ihmal etmiyor.
“ ne demek param anca yetti? “
“ sürekli avans almaktan içeri girdim patron önden avans vermeyi kesti “
“ başlatma patronuna “
Elimden çantayı kaptı
“ baba kendine gel artık lütfen... “
“ kess lannn… “
Çantanın içinde bir miktar maşımın son arta kalan parayı buldu
“ hani paran yoktu bunlarda ne? Anan olacak kadın gibi benden paramı saklıyorsun? “
Elinden parayı almak için direndim
“ baba yapma gözünü seveyim kira, evin ihtiyaçların için ayırdım. Kendini de beni de harcadığın yeter birbirimizden başka kimse kalmadı. Bir başıma yetişemiyorum ne olur eski yaşantına dön..“
Dinletemediğim gibi suratıma inen tokatı ne kadar sarhoş olsa da gücü yerindeydi. Cebine parayı iliştirdiği gibi kolumdan savurdu geriye doğru sendeleyerek yere kapaklandım.
“ odana “
Yüzüme, gözlerimin içine bakamıyor olması neyi değiştirir ki? Seçmediğim bu hayatı bana reva gördüğü yaşantının kırıntılarıyla besleniyorum. Kırıklarla dolu cam parçalarının arasından kalktım yere savrulan boş çantamı alıp odama döndüm. Çantamı yatağın üzerine fırlattım burnumda inceden sızıyla dudağımda hissettiğim sıcaklık. Aynanın karşısına geçtim akan kanın durması için çabalayışımla birlikte yüzleştiğim gerçek. Kendini kandırmaktan başka eline ne geçiyor? Hiçbir zaman güneş senin için doğmayacak. Hayalperest yalanlarını kendin yazıp aldanıyorsun boşa direniyorsun şimdi yada sonra ne fark edecek? Eninde sonunda geberip gideceksin bu dünyadan. Burnuma tampon yapıp pencerenin önüne yerimi aldım maziye dalabileceğim mutlu bir yuvam olmadığından yad edebileceğim anıları besleyemem. Babam yıllar öncesinde zengin iş adamı haliyle para mutluk getirmiyor. Annem denecek kadın Öznur kriterleri arasında zengin kesime dahil olmak listenin en başında yer almış. Mantığa dayalı aşk evliliği olmayan eş adayı seçimi babamdan yana kullanmış ki veli nimetiydi. Babam ise sevdiği kişi başkasıyla evlenmesinden inada bindirmiş ailesinin ön gördüğü yani annemle evlenmeyi kabul etmiş. Hikayeye bak baştan sonra hüsran annemin lükse tutkunluğu bitmek bilmeyen arzuları. Babam başlarda üstünde durmamış iş çığırından çıkmaya başladığında iş işten geçmiş. Dünyaya geleceğim haberi bir umur durulur sanmış nafile kavgaları büyüktü aralarında harcanan bendim. Kızıl kıyamet yer yerinden oynar babam çareyi evi terk etmekte bulurdu. Dönüp dolaşıp elbette çaresiz evine dönerdi. Bakıcının elinde şefkatli anne kolları ne de kokusunu bilirdim özentisinin en arka planda yer alırdım. Babam ise ilk göz ağrısı canıydım… Bir zamanlar şimdi gözü bile beni gördüğü yok. Aralarındaki sürtüşme yıllarca devam etti evi terk ederek geri dönen adam dönmez oldu. Liseyi bitirmek üzereydim evdeki mutsuzluğu canından bezdirmiş karısına yetiremediğini dışarıda aradı kumar sevdası sonunu getirdi. Neyi varsa yoksa kumar masasına yatırdığı bir gecede kaybettiği hayatımız. Bütün şaşalı yaşantı tepe taklak Öznur hanım kendine fakirliği yakıştıramadı garantiye aldığı ziynet eşyaları bir avuç toprakla beraber evi terk etti. Peşinden tek celsede boşanma tebligatını gönderdi beni arkasında bırakıp gitti. Ailesine kumar bağımlısı kocası, onu istemeyen evladı yani bir olup kapının önüne koymuşuz. Yalanlarını sıralayarak ailesine sığınmış bizimle tamamen ipleri kopardı. Boşanmanın ardından zengin avına çıkmış yeniden evlendiğini duyurdu bizi suçlayan ailesi dahil kimse ile bağım kalmadı. Babamın tarafında sular durulmadı borç batağında olmasından herkes yaka silkmiş babamdan başka kimse kalmadı. Seneler geçti 20 yaşına geldim büyüdüm ama bir tek o alışkanlıklarından vazgeçemedi. Kumara düşkünlüğü alkolik bir adam ortalıkta dolanıyor. Hal böyle olunca köşkten harabe eve göç etmemiz elde avuçta hiçbir şey kalmayınca eğitimim yarıda kaldı. Yardım eli uzatan olmayınca iş başa düştü alacaklılar her gün kapıya dayanıyor olmazsa olmazı alkolü bütün evin yükü benim omuzlarımda. Defalarca yalvardım tedavi olmayı normal hayata dönmeyi ret ediyor. Ne yapacağımı bilemiyorum parçalamış hayat elle tutulur yaşantımızdan eser kalmadı. Garson maaşı ile geçinmeye çalışıyorum tabi maaşım içeride yetiremiyorum. Gözümden süzülen bir damla yaş yastığa bulaşan çaresizliğim…..
Sabahtan akşama kadar tabanlarım patladı oradan oraya koşturmaktan geberiyorum. Son dakika akşam üstü rezervasyon yapıldığı haberi geldi. Kalabalık ekip toplantı bahanesi ile ağır abilerin teşvik edeceği yemek organizasyonu. Patron içlerinde önemli insanların yer aldığı tek bir kusur dahi olmasını istemedi. İnsanların akın ettiğinde filmlerde olur ya hizmetliler efendilerin karşısında ip gibi dizilir. İşte biz garsonlar olarak ip gibi dizilmiş akın eden misafirleri karşılayıp ayırılan masaya kadar eşlik ettik. Masanın etrafı çevrilmiş tehlike kokarcasına sinyaller veriyorlar her an çanlar çalacak. Taş üstünde taş kalmayacak gibi takımları çekmişler lüksün verdi o ayrıcalıklı iştihamlar masanın etrafında sipariş için dolandım. Biri vardı ki diğerlerinden ayrıcalıklı kokusu bile farklı ağır basan aurası sanki masada oturanların başı. Siparişini almak istedim tek kelime etmedi başını dahi kaldırıp bakmadı yanındaki adam onun yerine siparişi geçti. İlginç onun gibisini ilk defa rastlıyorum benim ki de laf işte siparişleri mutfağa iletip servisleri açıldı. Sonra yanlarından uzaklaşıp siparişleri beklerken istemeden gözüm ona kayıyor ondaki çekim gücünü kavrayamadım.
“ hayırdır iki de bir gözüne kestiriyorsun? “
“ o ne biçim laf? “
“ adamdan gözünü alamadın “
“ Sezer lafını bil de konuş sadece dikkatimi çekti “
“ para babası olması…. “
“ Sezer haddini aşma “
“ bana öyle bile bakmadın “
“ saçma sapan konuşacaksan hiç kendini yorma “
“ o zaman neden hala evlilik teklifimi yokuşa sürüyorsun? “
“ bilmiyormuş gibi sözler ediyorsun durum ortada “
“ babanın düzeleceği yok “
Haklı ama bilmediği öne sürdüğüm gerçeğim arasında ufak bir ayrıntıydı paylaşmıştım. Asıl teklifini kabul etmemin sebebi başımdaki dertlerin birden fazla olması hem evliliği düşünecek kapasitede değilim. Israrla direteceğinden babamın meselesini ortaya attım o kadar.
“ Ceylin, Sezer sallanmayın servise başlayın “
Müdürün araya girmesiyle yarım kalan sözler Sezer kızgınlığını alıp önden gitti…..
Servisler yapıldı köşeye geçip emirlerini beklemeye koyulduk. Sezer ile aramızdan soğuk rüzgarlar geçiyor iki senedir tanıyorum aşka dair duygu beslemiyorum. Sadece saygı çerçevesinde uyum sağlamaya birbirimizi tanımaya çalışan bir çift olarak ilişkimizi sürdürüyoruz. Biraz evlenme konusunda aceleci davranıyor babamın içler acısı halinden bir adım öteye götüremediğimi zannederken kalbimin ritmin değişmediğinde bir gerçek. Haddinden fazla dert yanacağına beni anlamasını beklemek kabahatti. Beynimin içinde süzülen düşünceler içinde lavabodan çıktım koridorda hızlı adımlar attım ki yokluğumdan müdürün gazabına yakalanmayım. Öyle hızlı yürüyordum biranda bedenimin sert çarpışma etkisi geriye doğru tökezledim. Başın eğik yere bakarak yürürsen olacağı buydu dengemi kaybedip düşeceğimi garantilemiştim. Belime dolanan bir çift kollar demek küfür sayılır pazıları kumaş parçasını açıp tenime işlemiş gibi net anlaşılıyor. Sıkıca yumduğum göz kapaklarımı araladım geceyi andıran mavi gözlerle karşılaştım onunla burun buruna gelme ihtimalini düşünmemiştim. Hızlıca toparlanıp kollarının arasından sıyrıldım bir mahcubiyetle.
“ çok.. çok özür dilerim “
Çatık kaşlarını düzeltmeden tek kelime dahi sarf etmeden yanımdan rüzgar gibi esip geçip giden kalas.
“ bu adamın zoru ne? “
Kendi kendime söylenerek yerime geçtim Sezer ne oldu gibisine baktı ona ne diyebilirim? Zaten aramız gergin anlatırsam durduk yere huzursuzluk yaratacak…..
Restoranı terk ettiklerinde mesaim sonunda bitmiş evin yolunu tuttum. İçimde anlam veremediğim benliğim huzursuzluk kaplamıştı derin nefesler soldum çantamdan anahtarı arıyordum. Anahtarı bulduğumda dış kapı aralıktı git gide içimi kemiren o duygu ile içeri girdim. Korkar adımlarla sessizce evin içine sızdım boğuk yalvaran ses babama ait
“ söz veriyorum borcumu ödeyeceğim “
“ kes lan bu kaçıncı söz? “
“ yalvarıyorum bana zaman tanıyın “
“ ne zamanında bahsediyorsun ihtiyar? Götüne giyecek donun yok çöplük içinde yaşıyorsun. Neyine güvenip bahse giriyorsun? “
Salonun eşiğinde duraksadım babamın yüzü kanlar içinde iri yarı adamlar tarafından etrafı işgal atında almış. Sessizliğimle birlikte gölgem ben buradayım diye bağırıyordu babamın bakışları beni bulduğunda yakasına yapışan adam bakışlarını çevirdi. Kalbim deli gibi çarptığını boğazımda atışını hissediyorum şerefsizin beni baştan aşağı süzüşe geçişi.
“ kimsin sen? “
“ kızım “
Demesiyle gözleri parladı sinsi gülüşü dudaklarında peydahlandı sanki aklında şimşekler çakıyor.
“ borcuna karşılık kızın ancak o zaman canını bağışlarım”
Buyur buradan yak babamın başıma bela açacağını biliyordum tereddütsüz beni borcuna karşılık sayacağı aklımın ucundan geçmiyordu…..