Kevok Düğün günü, güneş daha doğmadan odama doluşan kadınların kahkahaları ve telaşıyla başladı. Herkes heyecanlıydı. Bir bayram havası vardı odada; oysa benim içimde kopan fırtınalardan kimsenin haberi yoktu. Siyah giymek istedim, ama izin vermediler. “Bugün senin günün,” dediler. “Altın işlemeli kırmızı kaftan giyeceksin, Kevok. Bu, gelinliğe en yakışan renk!” Kırmızı… Ateşin, aşkın rengi. Oysa üzerimde taşıdığım bu renk, bana sadece bir savaşın sembolü gibi geliyordu. Bu düğün benim zaferim değildi. Bu düğün benim yenilgimdi. Kadınlar, yüzüme zorla gülücükler kondurmak için ellerinde pudralar ve rujlarla üzerime eğildi. Aynada yüzüme baktım. Bu, Kevok değildi. Bu, bir törende oynayacağı rolü öğrenmiş bir figürandı. “Güzelsin Kevok, maşallah!” dedi yaşlı bir kadın. Gözleri mutluydu.

