Korkuyorum" dediğimde kafasını kaldırıp yüzüme bakarak
" bu daha başlangıç " diyip tekrar yapıştı dudaklarıma beni her öptüğünde kendini geriye çekmeye çalışıyordum ama o her çekişimde daha sert öpüyordu gözlerimden akan yaşları umursamadan dudaklarımdan boynuma yöneldi...
Boynumda bir an duraksadığında beni bırakacak zannetmiştim ama o tekrar gözlerime bakıp
" ağlaman hicbirşeyi değiştirmeyecek boşuna ağlayıp benim canımı daha fazla sıkma istersen yoksa canını daha fazla yakarım " demesine rağmen gözyaşlarım benden bağımsız akıyorlardı oda ağlamamın
durmayacağını anlamış olucak ki artık gözyaşıyla beraber ağzımdan çıkan hıçkırıkları umursamadan boynumdan göğsüme doğru inmeye başladı..
O öptükçe ben kendimden nefret etmeye başladım...
Ne kadar zaman öpüşlerine devam etti
hiç bilmiyorum ama tek hissettiğim şey bacak aramda oluşan ağrıyla birlikte attığım çığlıktı...
Artık hersey bitmişti...
Ben artık babamın gül goncası değildim..
Bawer ağa beni dalımdan acımadan kopartmıştı...
Ben artık annemin cennet kokulu kızı değildim..
Ben artık Bawer ağanın kan geliniydim..
Kendini yanıma bıraktığında hemen ona sırtımı dönüp gözlerimi kapatmakla gözlerimden akan yaşlar durmadan devam ediyordu..
Ne arkama baktım ne hareket ettim öylece uyumaya çalıştım..
Yatağın hareketlerinden kalkıp gittiğini anlasamda dönüp bakmadım...
O odadan çıkıp gittiğinde bile kımıldamadan durdum karanlık beni içine çekmeye başlayınca kendimi karanlığa teslim ettim..
Gözlerimi açtığımda penceren iceriye sızan güneş ışıklarıyla aydınlanan odaya baktığımda kıyafetlerim odanın her bir yanına dağılmıştı...
Yataktan kalktığımda kasıklarımdaki sızıyı görmezden gelerek kıyafetlerimi toparlayıp banyoya girip suyu sıcağa ayarlayıp altına girdim..
Saçıma şampuan döküp yıkadıktan sonra lifi alıp vücudumun her yerini bastıra bastıra yıkamaya başladım..
Ne kadar süre suyun altında kaldım bilmiyorum ama çalan kapıyla hızla kendime gelip kapinin arkasındaki havluyu kendime sarıp beklemeye başladım kapı bir kere daha çalınca gelen ses Bawer'in di.
" Zişan " sesini duymama rağmen cevap vermeyip hızlı bir şekilde kıyafetlerimi giyip kapıyı açtım
Eli havada kalmış bir şekilde karşısında beni görünce hemen kenara çekilip
" sana seslendim duymadın mı" diye sormasiyla çıldırmak üzereydim hâlâ nasıl olurda benimle konuşmaya çalışırdı sanki hayatımı maf etmemiş gibi...
Cevap vermeyeceğimi anlamış olucak ki kolumdan tutup kendine çekti öfke ve nefret dolu gözlerimle gözlerine baktığımda dudağının kenarının kıvrıldığını görmemle nefretim daha çok arttı ama o kolumu sıkıp
" hadi hazırsan gidelim" nereye götürecekti ki beni sanki..
" nereye diye sormayacak mısın" ona cevap vermemem zoruna gitmiş olucak ki kolumu sıka bildiği kadar sıkıp
" bana cevap ver" diye gürledi resmen..
" merak etmiyorum oldu mu daha ne yapabilirsin sanki bana" diye tüm nefretimle konuştum..
dudağının kenarı kıvrılıp
" ben sana dün yatakta ne demiştim hatırlıyorsun dimi" aklıma o anlar geldiğinde gözlerimin dolmasına engel olamıyordum..
kulağıma yaklaşıp
" hatırlıyorsun dimi daha yeni başlıyoruz bu daha hiç birşey amcan gelip bana teslim olana kadar herkes neler yapabileceğimi görecek buna sende dahil" amcamın yaptığını neden ben ödüyorum benim bir suçum yoktu ki..
" Benim ne suçum var peki ben ne yaptım sanada bana bunu yaşatıyorsun ha söylesene ben sana ne yaptım"
ağlamamak için kendimi zor tutuyordum..
" belki senin bir suçun yok ama deden olucak adam kurban olarak seni seçti o çok değerli sözde seni çok seven babanda toplantıda ağzını açıp tek kelime etmedi senin kaçmana yardım ettiğinde benim seni bulabilecegimi en iyi baban biliyordu anlayacağın ailen seni bile isteye kurban seçti"
Dedem zaten beni hiç sevmezdi ki ama babam öyle birsey yapmazdı ben onun prensesiydim gül goncasıydım...
" babam bana kıymaz o.. o mecbur kalmıştır dedem onu zorlanmışımdır babam kurban etmez beni " yapmazdı babam oda mecbur kalmıştır dedem yüzünden...
" sizin aile ilişkilerinizle ilgilenmiyorum hadi hazırsan çıkalım da neler yapıyormuşum gör " Başka birşey demeden kolumdan tutup bağ evinde çıkarıp arabaya bindirip oda yan tarafıma geçip arabayı sürmeye başladı...
Araba taşlı yollardan geçip giderken bakışlarımı camdan bir an olsun ayırmadan öylece dışarıyı izliyordum..
Araba aşinası olduğum olduğum sokaklara girince sok olmis gözlerle ona döndüğümde o bana bakmayıp devam ediyordu..
Araba bizim evin önünde durunca inip kapimi açıp kolumdan tutup eve doğru sürüklemeye başladı..
Ne yapmaya çalıştığını anladığımda ise ona bakıp
" ne olur bunu bana yapma bu çok ağır lütfen" eğer beni eve bırakırsa dedem beni dinlemeden verir cezamı sıkar kafama sorgusuz sualsiz...
Beni dinlemiyor yada duymak istemiyordu..
Beni bir an bırakıp arabanın bagajından beyaz bir çarşaf aldığında aklıma gelenlerle olduğum yerde donup kaldım ..
Kolumdan tutup yürümeye başladığında kolumu geri çekerek ona engel olmaya çalıştım ama o beni umursamadan kolumda tutup sürükleyerek kendiyle beraber kapıya ulaştı..
Kapıya bir kaç kez daha sert vurunca kapıyı evimizin yardımcılarından Fatma abla açınca karşısında beni görmeyi hele birde yanımda Bawer ile görmeyi beklemediği yüzünden anlaşılıyordu..
Fatma abla bizi gördüğü gibi geri çekilmişti.
Bawer ağa kolumdan tutup benimle beraber avluya girip
" Yakup ağa " diye bağırınca dedem hemen aşağıya inip
" nolur böyle Bawer ağa ha ne işin var senin burda Zişan senin Bawer'in yanında ne işin vardır"
Dedem bize bakarak anlamaya çalışıyordu ne olduğunu babamda dedemin yanına gelince bana baktığında dolu gözlerimle ona baktığımda çaresiz gözlerle bana bakıyordu ..
Bawer elinde tuttuğu çarşafı dedemin ayaklari önüne atınca dedem,babam,annem, abim ve yengem bana anlamaz gözlerle bakarken Bawer dedeme dönüp
" toplantıda kana karşı torununu bana verirken eve döndüğünüzde gece kızı nasıl kaçırırım diye hep birlikte planmı yaptınız ha Yakup ağa orda torununu verirken keyfin yerindeydi de oğlun kızı kaçırırken neredeydin ha Yakup ağa Zişan artık benim Allah katında karım dır hazırlıklarınıza başlayın yarın düğün vardır bu seferde kaçmasına yardım ederseniz bu kızınızı son görüşünüz olur Yusuf ağa "
Ben ağlamaktan başka hiç bir şey yapmadan öylece durup olayları bir yabancı gibi disardan izliyordum.
Bawer yüzüme bile bakmadan son sözünü söyleyip arkasını dönüp çıkıp gitti beni nasıl bir durumda bıraktığını umursamadan...
Annem yanıma gelmek için hareketlendiğinde dedemin
" sakın Nergis yaklaşma ona " diyip annemin bana yaklaşmasına izin vermedi bir umut babama baktığımda o ise hiç bir şey yapmadan öylece yerimde duruyordu belki beni korur diye bekledim ama o sadece bakmakla yetindi...
Babam hayatında dedeme sadece bir kere karşı çıktı o da annemle evlenerek dedem bu yüzden çok çektirmiş onada annemede ondan sonra dedem ne derse onu yapıyor babam..
Dedem bana yalşârak kolumdan tutup ayağa kaldırıp yanağıma şiddetli bir tokat atıp yeniden yere düşmemi sağladı..
Tokadın etkisiyle dudağımın kanadığını hissediyordum..
" sem nasıl kaçarsın ha bir fahise gibi adamların altına yatmadığın kalmıştı onuda yaptın artık ölsende bu düğün olacak namusumuzu iki paralık ettin doğduğun güne de lanet olsun" Dedem konuşmama fırsat vermeden hakaretlerini sıralamaya devam edip nefretini kusuyordu bana ağzımdan çıkan tek cümle
" ben istemedim " olmuştu ama o bunu umursamadan hakaret edip gitmişti .
Annem yanıma gelip beni kolları arasına aldığın yüzümü avuçlayıp yanağımdan akan yaşları siliyordu..
" ağlama Zişan senin istemediğini bende biliyorum cennet kokulum ağlama artık" desede engel olamıyordum kendime abim dedemin arkasından koşarak onun yanına giderken babam ise öylece bana bakmakla yetinmişti yine...
Bir kolumdan annem diğer kolumdan da Azra yengem tutarak ben ayağa kaldırıp odama doğru götürdüler.
Odama girdiğim gibi yatağa uzandım annem yanıma oturup saçlarımı okşamaya başlayınca gözyaşlarım daha da şiddetli akmaya başladı bu sefer gözyaşımla beraber hıçkırarak ağlıyordum...
Ağzımdan ise yine sadece " ben istemedim" cümlesi çıkıyordu..
Annem bana sıkıca sarılarak
" ağla kızm ağla ki rahatla ama şunu unutma sana söz kızım umudunu hiçbir zaman kaybetme elbet kurtaracağım seni bu cehennemden" annem bana ilk defa söz veriyordu yirmi yıllık hayatımda ilk defa annemden bana karşı bir söz verdiğini duyuyordum..
Eğer annem söz vermişse tutardı..
Gözyaşlarımı silip annemin karşısında durdum
" kurtaracaksın dimi beni anne bırakmayacaksın beni o zalim adamın eline" Bunu annemden duymaya çok ihtiyacım vardı belki sözünü tutamazsa bile buna inanmam lazımdı yoksa yıkılırım...
" sana belki bu yaşına kadar istediğin gibi annelik yapamamış seni dedenden de koruyamamış olsam da senin umudunu kaybetmemen için elimden geleni yapacağım söz kızım her canın yandığında bir telefonla yanına koşacağımı bil her can sıkıntında bir telefon kadar uzağında olduğumu unutma cennet kokulum benim "
İçim az da olsa rahatlamıştı artık.
Çünkü benim artık bir umudum vardı..
Anneme sıkıca sarılıp
" seni çok seviyorum annem biliyorum dedem heo engeldi sana izin vermezdi bana olan sevgini göstermene ama sen her bukdgun fırsatta bana sevgini hissettirirdinya bu bile bana yeterliydi zaten ben seni babami abilerimi çok seviyorum biliyorsun zaten sende üzülme artık bende üzülmemeyi çalışacağım herkes benim kan karşılığı gittiğim için acı çekeceğimi biliyor ama bilmedikleri birşey var benim umudum var artık anne belki ordan hiç kutulamayacağım belki orda hep eziyet çekeceğim ama benim annem var arkamda umudum var bunu tüm Rıha'ya göstereceğim anne"
Annem yanaklarımı öperek
" işte benim kızım sanada bu yakışır zaten herkese umudunu kaybetmesinin göster kızım göster ki seni yıkamayacaklarını görsünler "
Annem anlımı öptükten sonra
" sana sindi yemek göndericem yemeğini ye güçlü ol ki herkesin karşısında sağlam durabilesin kızım unutma karşılarında dimdik durmak için önce sağlıklı ve güçlü olman lazım"
diyip odadan ayrıldı.
Ne kadar mutsuzsa olsam annem haklıydı kimsenin beni yılbaşına izin vermeyecektim.
Düğün mü istiyorlar yapsınlar ama onlara karşı boyun eğmeyeceğimi de onlara göstermem lazımdı.
Yarın tüm Rıha'ya umudumun olduğunu göstermem lazımdı buna dedem ve Bawer ağa da dahil..
Annem gittikten sonra Azra yengem elinde tepsiyle odama girdiğinde hemen kalkıp elinden tepsiyi aldım
" sen neden getiriyorsun hamilesin sen dinlenmen lazım senin" zaten zor bir hamileliği vardı bide benim yüzümden yeğenime birşey olsun istemiyordum.
Bana bakarken gözleri dolmuş ağlamaya başlamıştı...
Tepsiyi kenara bırakıp hemen ona sıkıca sarıldım
" şşt ağlama hamilesin sen sen üzülürsen yeğenim de üzülür " hemen benden ayrılıp yanaklarından akan yaşları silip
" bak tamam ağlamıyorum ama anlamıyorum Zişan neden böyle oldu herşey bir anda tepetaklak oldu hayatımız Ahmet amcadan hiç beklemezdim bunu nasıl öfkesinin kurbanı olupta bir cana kıyar o kadar mı çok seviyordu yani Buke'yi"
Amcam hayatımı alt üst etmişti giderken belki bilerek belki bilmeyerek ama olan bir bana bir de Bawer'in ölen amcasına olmuştu...
" demek ki seviyormuş yenge kimseyi düşünmeden bir insanı öldürecek kadar seviyormuş"
Daha fazla bu konuda konuşmak istemeden yengemin getirdiği yemeği yemeğe çalışıyordum ama sanki her biri boğazımda takılı kalıyordu lokmaların...
Yengem daha fazla konuşmak istediğimi anlamış olucak ki beni oda da yalnız bırakıp çıkmıştı...
Daha fazla yiyemeyeceğimi anlayıp yatağa uzandığımda kapının açılmasıyla gözlerimi açmadan bekledim gelen kişinin kim olduğunu tahmin etmem zor olmadı kapimi çalmadan açıp gelen tek kişi vardı bu evde oda yeğenim Mert Zanaydi..
Daha dört yaşında olmasına rağmen bilmiş bir çocuktu..
Her üzüldüğümde ve o bunu hissettiğinde ben yatarken odama gelip saçlarımı okşayıp öperdi...
Herhalde dedemin bağırışlarına uyanmıştı ve benim ağladığımı görmüştü saçlarımda dolaşan minik ellerle gözlerimden yaşlar akmaya başladı ben babamı beklerken yeğenim gelmişti yaralarımı sarmaya şuan onunla konuşamadım yoksa hıçkırarak ağlamaya başlardım sesimi çıkarmadan gitmesini bekledim..
Saçlarımı okşadıktan sonra küçük dudaklarıyla saçlarımı öpmeye başlayınca ağzımdan hıçkırık kaçmasın diye kendimi zor tutuyordum..
Bir süre sonra uyuduğuma inanmış olucak ki yavaşça yataktan inip odadan çıkıp gitti...
O gidince yastığa yüzümü kapatıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım..
Ben ne yapacaktım artık ne olacaktı bana hiçbir fikrim yoktu artık tek bildiğim o Bawer ağanın zalim bir adam olduğu amcama olan tüm nefretini ve öfkesini benden çıkaracağıydı...
Zaten ne demişti ' amcan gelene kadar'bende amcam gelene kadarudare emmeye çalışacaktım..
Amcam tek basina yaşayamaz elbet dönecektir buraya..
Umudumu kaybetmeden o evde kalmaya devam edecektim ama amcam geldiği gün ne olursa olsun orda durmayacaktım zaten Bawer ağa da öyle söylemişti...
Biraz uyumaya karar verip gözlerimi yumdum...
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama gözlerimi açtığımda etraf karanlıktı saate baktığımda gece yarısı beşti..
Ben o kadar saat nasıl uyumuştum..
Bugün bu evdeki son saatlerinde o zaman odamdan çıkıp evi dolaşmaya başladım..
Çocukluğumun geçtiği avluya çıktığımda köşede duran cardaga oturup hayatımı düşünmeye başladım.
Bu evde iyi kötü yaşayıp gitmiştim şimdi başka bir evde başka insanlarla ben ne yapacaktım..
Böyle düşünerek olmazdı yaşamadan bilemyecektim belki iyi insanlardır diye düşünürken aklıma Bawer ağanın bana yaptıkları gelince ya onlarda zalim insanlarsa ben ne yapacaktım orda..
Sabredecektim amcam gelene kadar sabretmem lazımdı umudumu kaybetmeden sabretmem lazımdı...
Elimden başka birsey gelmiyordu zaten..
Fatma ablanın mutfağa doğru gitmeye başladığını gormemle birazdan herkesin uyanacağını anlamam pek zor olmadı.
Hemen oturduğum yerden kalkıp odama doğru yürüdüm son saatlerimi güzel geçirmem lazımdı.
Odama girip üstümü değiştirdikten sonra mutfağa girip Fatma abla ile beraber kahvaltı hazırlamaya başladık benle konuşmaya çalıştığında onunla konuşunca oda mutlu olmuştu.
Bundan sonra böyleydi içim kan ağlasa da etrafımdaki insanlara belli etmeyecektim kendime bunun sözünü vermiştim ki en çok o Bawer denen adam bunu görecekti benim o kadar kolay yıkılmayacağımı anlayacaktı bana yaptıklarına onu pişman etmeden bana ölüm yoktu...
Herkes yavaş yavaş aşağıya inmeye başladığında beni gördüklerine şaşırsalarda birşey demeden oturdular dedeminde gelmesiyle herkes kahvaltıya başladı..
Normal de sürekli bana laf söyleyen dedem bile bugün birşey demeden kahvaltısını yapıyordu demek ki gitmem onu cok mutlu ediyordu da bana sesini çıkarmıyordu..
Kapının çalmasıyla tüm bakışlar oraya döndüğünde iceriye elinde siyah bir kutuyla adamlardan biri girip
" bu kutuyu baver ağam göndermiştir " diyip bırakıp gitti.
Dedemin bakışlarıyla kalkıp kutuyu alıp odama çıktım.
Kutuyu açtığımda içinde beyaz bir gelinlik vardı.
Gelinliğin kenarına tutuşturulan bir kağıt görmemle kağıdı elime aldım kağıdın uzerindekini okuyunca yüzümde ufak bir tebessüm oluştu..
" Bu gelinliğin senin için kefenden farksız olacağına sana söz veriyorum"
Bende Zişan Duman isem ona karsi yenilmeyeceğimi ona gösterilecektim..
Kahvaltıdan sonra gelen kuaför kızlarla beraber saçımı yapıp gitmelerini söyledikten sonra herkesten gizli gidip alıp dolabims yerleştirdiğim mavi elbisemi giydim..
Mavi umuttu...
Benim umudumdu..
Abim gelip yüzüme bile bakmadan belime kırmızı kuşağı bağlayıp gidecekken kolundan tutup ona sımsıkı sarıldım.
Oda bunu bekliyormuş gibi daha sıkı sardı kollarını bana
" özür dilerim kardeşim seni kurtaramadım inanki dedemle konuşup kurtarmak istedim ama sende biliyorsun dedem bir söz söyleyince üzerine konuşmamıza müsade etmez "
Abimi ilk kez üzüntüsünden ağlarken görüyordum.
Mert doğduğunda da ağlamıştı ama o mutluluktandı..
Malesef dedemin hükmününe kimse karşı çıkamazdı kimse buan cesaret edemezdi çok acımasızdı çok...
Elimi kaldırıp yanaklarından yaşı silip
" ağlama abi biliyorum karsi gelemezsin gelme de zaten sen beni merak etme nen başımın çaresine bakarım yengemle yeğenlerime iyi bak annem de saan emanet dikkat edin birbirinize"
diyip sonra kez sarılıp ayrıldık odadan
aşağıya geldiğimizde dedemin elini öpmeden babamın yanına gittim
" bir kere karşı çık diye bekledim ama sen beni şaşırtmadın yine dedemin dediklerini yaptın kacmama yardım ettiğinde beni yine kurtarırsın sandım ama sne hiç birşey yapmadın öyle olsun baba canın sağ olsun" diyip ondan uzaklaşıp anneme sarılıp ağladım biraz daha konağın kapısının açılmaması iyi birseydi.
Çünkü daha ailemden başka kimse görmemişti üzerimdeki elbiseyi..
Herkesle vedalaştıktan sonra kapı açıldı ve karşımda sok olmus gözlerle bana bakan Bawer ağayı görmek yüzümde ufak bir tebessüm oluşturmuştu ona boyun eğmeyecektim..
Arkasındaki ailesi de beni maviler içinde görünce sasirsalarda birsey demediler.
Kendime söz vermiştim tüm Rıha'ya gösterecektim umudumun olduğunu...
Abim beni Bawer'in koluna verirken
" emanetime iyi bak Bawer ağa kardeşimin bir telefonuna gelip onu senden ne olursa olsun alacağımı bil"
abimin beni sevdiğini bilmek içime bir nebze olsun iyi gelmişti..
Keşke Asrın abimde burda olsaydı o olsaydı ne yapar eder beni kurtarırdı...
" emanetin emanetimdir Welat merak etme ama o benim karım onu benden alabilecek bir insanoğlu tanımam haberin olsun" diyip abimin tekbir söz etmesine musade etmeden bwjiqip arabaya bindirip kendi de bindi.
Arabada sadece ikimiz vardı..
Nefes alış verişinden bile sinirlendiği belli oluyordu.
Konvoyda ayrılıp arabayı kenara çektikten sonra kolumu tutup kendine çekti.
" bu ne demek oluyor bu ne kıyafet millet içinde birsey demedim diye kurtuldun sanma bana verdiğin mesajı da anladım mavi ha umudun rengi bende Bawer isem senin tümumutlarını teker teker söndürmezmiyim' diyip arabayı sinirli bir şekilde sürmeye devam etti...
istediğini söylesin umudumu kaybetmeyecektim..
Arslan konağına geldiğimizde çok kalabalıktı bu kadarını beklemiyordum.
Kimi gözler bana acısa da kiki gözler elbiseyle verdiğim mesajı anlamı olucak ki bana gülümseyerek bakıyordu..
Masaya oturduğumuz da onun hemen yanımdan ayrılıp arkadaşlarının yanına doğru gittiğini görmemle yanıma adının Awşin ve Helin olduğunu öğrendiğim iki kız geldiğini görmem bir oldu. görümcem oluyorlardı..
İyi bir izlenim bırakmışlar üzerimde ki kaynanam olan Awzer hanım da öyle...
Onlar gittikten sonra eltim olan Zerda ve kayın biraderim Asaf abi gelmişti yanıma onların yanında da kızları Rojbin Beyza vardı.
Ama herkes ona Beyza diyordu bende öyle demeye karar verdim.
Demek oluyor ki Bawer dışında herkesle iyi anlaşabilirim bu içime su serpmişti...
Bawer'e baktığımda arkadaşları onu havaya götürmeye çalışıyorlardı ama o girmeyip yanıma oturdu..
Halaya baktığımda arkadaşları siyah takım elbise giyip hep beraber halay çekiyorlardı..
Halayın diğer ucunda ise Asaf abi ve Zerda kol kola halay çekiyorlardı.
Birbirlerine nasıl aşık olsmduklari gözlerinden bile okunuyordu..
Düğün bitimine yakın Awzer hanım beni alıp odaya çıkarmıştı...
Oda normal odalardan daha büyüktü yatak odası sadece siyah ve beyazdan oluşuyordu..
Beni bırakıp gerekli nasihatleri verdikten sonra çıkıp gitti sanki oğlu bana dokunmamış gibi..
Bir süre sonra kapının açılmasıyla gelenin o olduğunu önümde duran siyah ayakkabılardan anladım...
İstemiyordum tekrar bana dokunmasını istemiyordum..
Omuzlarımdan tutup beni kaldırıp duvağımı tek seferde başımdan çıkarıp odanın bir köşesine fırlatıp attı.
Arkamı döndürüp elimin fermuarını açıp onu da üstümden çıkarıp attıktan sonra ceketini çıkarıp onuda fırlattı aynı işlemi gömleğine ve pantolonunu yaptıktan sonra bana yaklaşmaya başladı..
" istemiyorum" deme rağmen bana yaklaşmaya devam ediyordu bende geri geri giderken yatağa çarpıp yatağın üzerine düştüğümde oda üzerime uzanıp
" sen benim karımsın istedigim zaman sana dokunacağım ve snede bqban zorluk çıkamayacaksın bunu aklına sok" diyip dudaklarımı öpmeye başladı geri çekilmeye başladığımda iki eliyle başımın iki yanını tutup öpüşünü derinlestidiğinde alt dudağım ısırıp
" karşılık ver" diye hırladı.
Ne kadar vermek istemem o kadar acıtıyordu canımı nemde ona karşılık vermeye başladım..
Karşılık verince önce elleri yanaklarımı bıraktı sonra dudağımı acıtmayı...
Öpüşleri boynumdan sutyenimin acıta bıraktığı göğüslerime geldikten sora elleri sırtıma gidip kopyayı açıp sutyenimide yerle bulusturduktan sonra göğüslerime yapıştı.
Sağ göğsüm ağzındayken sol göğsümü eliyle yoğuruyordu..
Üstümde kalan son parçayı da çıkarıp yerle bulusturduktan sonra o da kalkıp boxerını çıkarıp tekrar üzerime uzanıp dudaklarıma yapıştı...
Birden içime girmesiyle ağzımdan ufak bir çığlık kaçtığında çığlığım onun ağzının içinde kayboldu ..
Gel gitleri hızlanırken ben acı çekiyordum..
Bir süre daha devam edip içime boşaldıktan sonra kendini yanıma attı.
Ben ona sırtımı dönüp tekrar gözyaşlarımı akıtırken o sadece uzanıyordu..
Ne kadar süre ağladım bilmiyorum ama en son yanımdan kalkıp gittiğini ve kapının açılma sesini duyduktan sonra kulağıma gelen silah sesiyle nereye gittiğini anlamıştım ..
♤♤♤♤♤♤♤♤♤♤♤♤》