Göğsüme oturan macunun etkisi geçmeden yemek saati geldi. Pek birşey yiyemeden kalktım masadan. Zaten tıka basa doymuş gibiydim otururken.
Daha Azap’ın gelişine çok vardı ki ben bunalıp odaya çekildim. Bu gece diğerlerinden daha sıcaktı kesinlikle. İçim yanıyor gibi hissediyordum. Elimi birkaç defa alnıma koyup ateşim var mı baktım, var gibi sıcaktı bedenim ama hasta gibi üşümek yerine yanıyordum.
Üzerimdeki fazlalıkları çıkarıp koydum kenara ama ferahlamaya yetmedi.
Camı açtım ama onunda yetmedi esintisi. Elbisenin göğüs kısmından bir düğme daha açtım ve içine doğru üfleyerek havalandırdım.
Bu macun mu yakmıştı acaba beni!
Zehirlenmiş olmayayım?
Ah Şeker ah yaktın beni!
Azap gelene dek bir duşa girip çıkarım heralde diye düşündüm ve hızlıca soyundum. Kıyafetleri rasgele fırlattım attım kendimi duşa. Serin suyun kollarına teslim ettim kendimi. Boynumdan aşağı nefesimi keserek indikçe yangınımı söndürdü sanki. Biraz daha iyiydim kesinlikle.
Çıkıp bornoza sarındım. Saçlarımı bornozun kollarına kurulayarak çıktım banyodan. Oda hala fazla sıcaktı. Pencereleri açıp ardına kadar itekledim.
Dolabın önüne geçip bakındım tüm raflara. Uzun ve her zaman kullandığım pijamalar bugün fazla bunaltıcı geldi gözüme. Dün aldığımız kısalara şöyle bir göz gezdirdim. İçinde en usturuplu olanı çekip aldım.
“Nasıl bir sıcak böyle!”
Geceliği giyip aynanın karşısına geçtim. Elbiseleri denemiştim ama geceliği ilk kez giyiyordum. Kumaşı çok ferah, efil efildi ama…
“Bundan daha uzun tuniklerim var benim!”
Diz kapağıma kadar uzanıyordu gecelik, minik bir yırtmaç tırmanıyordu yukarı. O aralandıkça daha çok hava sızıyordu bacaklarıma ve rahatlatıyordu.
Yatağa tekrar oturdum ve saçlarımı taramaya başladım ağır ağır. Dalgın dalgın kırık uçların bakarken kapı aniden çaldı. Refleksle kalktım ayağa.
Azap her zaman ki umursamazlığı ile girdi odaya. Kapıyı kapatıp birkaç adım attıktan sonra kaldırdı başını ve beni gördü. Kaşlarını şaşırıp baştan aşağı süzdü.
Rojda’nın aklına göre Azap’ın bundan hoşlanması gerekiyordu. Böylece denemiş oldum ve tepkisini bekledim.
Ayı kaşlarını daha da çatarak yaklaştı.
“Ne bu?” dedi geceliği kastederek.
“Gecelik”
Başını daha da eğip bacaklarıma baktı.
“Hava biraz sıcak geldi”
Öküz herif!
“Böyle şeylere gerek yok Eslem!” dediğinde de yerin dibine girdim sanki.
“Senin için değil” dedim ama çok oralı olmadan yatağın diğer yanına geçti.
“Soyun hadi” diyerek kendisi de soyunmaya başladı.
Az kibar olsan ölürsün sanki!
Öküz.
Üzerimdeki geceliği çıkarıp bıraktım bir kenara. Sütyeni ve çamaşırımı da aynı hızla çıkarıp yattım yatağa. Yangınıma bir de sinir yangını eklenmişti.
Ben de en az onun kadar umursamaz görünmek için rahat olmaya çalıştım. Sevişmek mi sevişmek! Tamam kardeşim! Hadi görevimiz neyse yapalım!
Yatağın içine girip put gibi uzandım.
Azap soyunduktan sonra oturdu yine yatağın kenarına. Başını eğip kısa bir süre oyalandıktan sonra döndü bana. Gözlerimi tavana dikip gelmesini bekledim.
Yatağa girip ağır ağır üzerime uzandı. Kasıklarıma kasıklarını yaslayıp bastırdı. Halimi garipser gibi baktı gözlerime.
Bacaklarımı daha da araladım ona kolaylık olsun diye ama Azap hala gözlerime bakıyordu.
“Hadi!” dedim yine umursamazca.
Öfkeli bir soluk verip daha da verdi ağırlığını. Başını eğip burnunu boynuma yasladı yine. Hafifçe kıpırdandığım anda dudakları çarptı boynuma.
Azap’ın bedenimi kaplayan bedeni vücut ısımı yükseltti ve sıcaklık daha da artmaya başladı.
Kalçasını hafifçe kaydırdı ve büyük erkekliği çarptı bacağımın içine. İşte şimdi de heyecanlı sinyaller yükseliyordu bedenimde!
Dudağı yine belli belirsiz değdikten sonra kasıklarını daha yukarı kaydırıp kadınlığıma dayadı. Kadınlığımın dudakları arasında pürüzsüz başı gelince kalbim hızla çarpmaya başladı.
Azap umarım boynumdan bunu hissedemiyordur!
Kendini hafifçe içeri itekledi, daha başının dahi yarısı gitmişti ki geri çekildi.
Ama ben içime girmişcesine panikle inledim. Kadınlığımın üstünde derin bir sızlama baş gösterdi. Sıcaklık git gide artıyor!
Kendini tekrar hafifçe itekledi ve bu kez başını tamamen soktu içime. Aynı benim gibi inleyerek daha da gömüldü boynuma.
Çok az geri çekilip tekrar ilerlediğinde artık kadınlığımın ıslanmış, ıslaklığım erkekliğine bulaşmıştı.
Ve bende… Farklıydım!
Sakinleşmek için derin nefesler almaya başladım. Yükselen göğsüm Azap’ın göğsüne yaslanıp geri geliyordu.
İçimde kayarak her defasında daha derine gidiyordu. Bu derinlik daha dün korkuturken şimdi tamamı için sabırsızlanır oldum. Vajinamın büyük erkekliği tamamen sardığını hissediyordum.
İki yana rasgele bıraktığım ellerimi ter bastı. Çarşafın küçük bir kısmını avucuma doldurup sıkmaya başladım. Biraz olsun iyi geldi.
Azap tamamını içime soktuğunda kapalı gözlerimi araladım ve nefesim kesildi.
Kesinlikle farklı birşeyler vardı!
Azap’ın varlığı keyif veriyordu. Tamamlanmış gibi hissediyordum. İçimdeki boşluk onun içindi sanki.
Halbuki daha iki gün önce oraya ait olmadığına emindim.
Yarısına dek geri çekip sonuna dek tekrar soktu.
“Ahhh…”
Öyle keyifle inledim ki ben bile şaşırdım. Kadınlığımın üzerindeki küçük nokta karıncalanıyordu ve bu his her saniye daha da artıyordu.
Azap sanırım şaşkınlıktan duraksadı. Ama ben artık bu işin biran önce başlamasını istiyordum! Durmasını değil.
Dizlerimi kırarak kaldırdım ve bacaklarımı kendime çektim. Kasıklarımı belli belirsiz sıkarak kendimi Azap’a doğru ittirdim.
Umarım bunu farketmemiştir… Garip bir utanç hissediyordum ama Azap’ın yokluğu daha kötüydü.
Nihayet hareketlendi ve içimde daha hızlı kaymaya başladı. Kendime ne kadar engel olsam da inlemeden yapamıyordum.
Hızlanmasını istediğim anda kalçamı kaldırıp kendimi ona daha itekledim.
Azap ağır ağır kaldırdı başını. Göz göze gelir gelmez kapattım gözlerimi ve gözlerini umursamayıp sadece erkekliğini hissetmeye çalıştım.
Kalbim daha önce olmadığı kadar hızlı çarpıyordu. Yerinden çıkmaya çalışıyor gibi!
Göğsümün üzerinde Azap’ın elini hissedince panikle açtım gözlerimi. Azap başını eğmiş göğüslerime bakıyordu, birini de avuçlarının arasına almış sıkıp bırakıyordu.
“Ahh…”
Bu his artık başa çıkılmaz olmaya başlıyor!
Azap daha da sertleşirken göğsümü daha da kuvvetli sıkıp bırakıyordu. Kurallarından biri olan dokunma banayı umursamayacak halde değildim.
Kadınlığımdaki uyuşma sızlama halini almış deli gibi sinyaller vererek vücudumu ele geçiriyordu. Her hücrem kasılıyordu sanki. Ellerim ayaklarım alev almıştı.
Bir elimi sırtına bir elimi de ensesine koydum. Kadınlığım kasılıp gevşedikçe nefes almak zor oldu. Kurumuş dudaklarımı olabildiğince araladım. Çene kasım dahi kasılıyordu sanki.
Kalçamı kaldırıp kendimi iteklemek yetmiyordu artık. Ensesinden ve sırtındaki elimden güç alıp daha da itekledim kendimi ona.
Azap artık girip çıkamayacak kadar yakındaydı. Çıkmasına asla izin vermeden sürtünmeye başladım. Kadınlığımdaki o sızının merkezi sürekli baskıyla daha da uyarıldı.
İşte keyif buydu!
Beni hem öldürüyor hem yaşatıyordu o uyuşma.
Daha yüksek sesle bağırmaya başladım. Azap gözlerini gözlerime dikse de umursamadım ve bağıra çağıra inledim.
Sonra o baskıya öyle birşey oldu ki…
O nokta sanki patlayarak yok oldu! Dev bir kasılmayla vücuduma dağıldı tüm elektiriği.
Soluğum kesilerek uyuştu bedenim.
Sadece birkaç saniyeydi ama tüm bedenim garip bir mutluluğun esir olmuştu. Her hücrem hissediyordu bunu!
İlk orgazmla tanışmam muhteşemdi…
İşte bunu insan her gün yapabilirdi!
Kasılmalar hafifledi ve o yorgunluğu hissettim. Kesik kesik nefeslerle düzelmeye çalışarak kendimi yatağa bıraktım. Başım yastığa gömüldüğünde yüzümde koca bir gülümseme vardı.
Bacaklarımın arası gerçekten sırılsıklamdı.
Azap içime girip çıkarken erkekliğinden sızıyordu bu sıvı ve her bedenlerimizin çarpışmasında bir senfoni yaratıyordu.
“Ohhh…”
Derin bir nefes aldım.
Bu gerçekten çok çok iyi!
Nihayet beynim çalışmaya başlayınca Azapla tekrar göz göze geldik.
•••
AZAP
•••
Yatağa dağılmış saçlarının dipleri terden ıslanmış, gözlerinde belirgin bir utanç ve kuru dudaklarıyla yatıyordu altımda Eslem.
Ezberlerimi bozmak üzere…
Beni sınamak ister gibi…
İlk orgazmını yaşamıştı saniyeler önce. Tepkisiz, soğuk ve sancılı iki gecenin ardından Eslem de ilk kez gerçekten var olmuştu yatakta. Benden daha çok istekli ve hevesliydi.
Boşalırken beni de neredeyse boşaltacaktı.
Dudaklarına kapanmak geldi içimden. Bu his gelir gelmez de geri çekildim. Eslem şaşkınca bakarken beline sarıldım.
Daracık ve sırılsıklam vajinasını kısa bir süreliğine terk ettim. Eslem’i yüz üstü çevirip gözlerinden ve dudaklarından kurtulmaktı niyetim.
Yüz üstü yatırıp kasıklarından tutup kaldırdım. Dizlerinin üzerine doğrularken elleriyle de yataktan destek aldı.
İstediğim pozisyona gelince ince beline sarıldım ve sıkıca tuttum. Poposunun arasına sızıp ıslak kadınlığını buldum tekrar. Ben içine girerken kalçasını kaldırıp bana yardımcı oldu. Bu istekli hali daha da sertleştirdi beni.
Öyle güzel inliyordu ki…
Az önceki hırsım tekrar sardı bedenimi ve içine hızlıca girip çıkmaya başladım. İçinde ilerlerken vajinası hala zorluyordu beni. Bu sıkılığı çok hızlı boşalmama sebep oluyordu maalesef.
Şimdi bir de arsız inlemeleri eklenmişti sabrımı tüketen!
Başımı biraz eğince ben sonuna kadar sokunca sallanan bedenin en güzel parçasını gördüm. Damla şeklinde dolgun göğüsleri her darbeyle savrulup titriyordu.
Üzerine doğru biraz eğildim ve göğüslerini avucumun içine aldım. Eslem hoşuna gitmiş gibi kalçasını daha da dikleştirdi.
Orgazmdaki ıslaklığı azalmıştı ama şimdi tekrar ıslanıyor gibiydi.
Dolgun göğüsleri kavradım ve canını yaka yaka inlete inlete sıktım. Onlar elimde ezildikçe ben Eslem’in derinliklerini zorladım.
Boşalmaya yaklaştığımı hissettiğimde Eslem’in beline bastırdım ve yatağa bastırıp pozisyonunu değiştirdim. Başını yastığa koyup yana çevirdi nefes nefese. Boynuna gömüldüm ve onun da hızlanan nefesiyle ritim tuttum.
Eslem yüksek sesle inlerken tekrar kasılmaya başladığını hissettim. Vajinası tekrar sıkışıp gevşiyordu.
Belki de bana öyle geliyordu diye düşündüm ama Eslem yine az önceki gibi inlemeye başlamıştı. Tiz ve kesik yakarışlarla.
Boşalacakmış gibi!
Ben de aynı hisse yakındım. Tüm akışım erkekliğime yüklenmiş başka birşey düşünemez olmuştum. Daha da sertleşip dikleştim sanki. Eslem’in en derinlerine çarpıp durdum defalarca.
Nefesim kesilmeye başladığında Eslem elini kaldırdı hafifçe,
“Biraz daha” dedi.
Başımı biraz kaldırdım baktım yüzüne.
“Bir daha! Lütfen” dedi yalvarır gibi.
Tekrar boşalacaktı!
İlkini yaşadığı gün ikinciyi yaşayacaktı yani?
İçinde kalmaya devam edersem sadece birkaç saniyede boşalacaktım. O yüzden aniden çıktım içinden. Eslem’in gözleri açıldı panikle. Yine belinden tutup çevirdim kendime ve böylece biraz da zaman kazanmış oldum.
Eslem sırtı üstü yatmaktan mutlu oldu ve hemen bacaklarını ayırıp beni bekledi. Öyle ıslaktı ki yaslanır yaslanmaz kaydım içine.
Sonuna varana dek sokup çıkardım. Eslem tekrar kasılmaya başladı. Gözleri kapandı ve yine bana sarıldı. Duraksayıp kendi kendine uğraşmasını bekledim.
Enseme tırnaklarını saplayıp kalçasını kaldırdı. Sonuna kadar içine aldıktan sonra küçük daireler çizmeye başladı. Dudaklarını araladı ve nefesini tuttuktan sonra erkekliğimi içinde son bir kez sıkıp tamamen gevşedi.
Yine o akla zarar orgazm…
O daha nefes nefese yatağa düşmeden ben beline sarıldım ve hızlandım. Öyle güzel sarmıştı ki beni sadece birkaç çarpışma yeterli olmuştu boşalmama.
“Ahhh…Ohhh…”
“Ahhh…”
Yüzünde yine o gülümseme vardı. Bunu tekrar görmek güzeldi…
Birkaç saniye içinde tamamen gevşedim ve üst bedenimi hafifçe yana doğru bırakıp içinden çıkmadan uzandım üzerinde.
Bu gün başkaydı…
Eslem çok başkaydı…
Soluğum ancak dakikalar sonra kendine geldi. Kalçamı hafifçe çektim ve çıktım içinden. Kendimi yana doğru atıp sırtüstü uzandım.
“Azap ben…”
Dönüp bakınca yüzünün de sesi gibi tedirgin olduğunu gördüm.
“Sanırım o macundan dolayı…”
“Ne macunu?”
“Şeker hanım hazırlamıştı. İçtiğimden beri böyle…”
Gözlerini kaçırıp gevelemeye başladı. Belli ki macun Eslem’i fena yakmıştı!
Haliyle beni de…
“Anladım”
“Söyleyeceğim bir daha olmaması için…”
“Gerek yok. Eğer hamile kalmana yardımcı olacaksa kullan”
“Ama biraz farklı oldu ya…”
“Kullanmaya devam et Eslem” dedim ve kestirip attım. Muhtemelen bu onun da işine gelmişti uzatmadan sustu.
Tabi en çok da benim…
•••
Sabah erken kalkıp hazırlandım ve çıktım odadan. Her zaman olduğu gibi hazır bekliyordu herkes salonda.
Halam ve Yasemin baş köşede, sessiz ve başı dik bir şekilde.
Zişan masanın etrafında birşeyler düzenleyip duruyordu.
Ömer, Ali ve Bekir hala esneyerek sohbet ediyorlardı.
Rojda Eslem’e doğru dönmüş hararetle birşeyler anlatıyordu.
Eslem hafif bir tebessümle dinliyordu. Başını hafifçe eğmiş saçları omuzuna doğru dökülmüştü. Ellerini koltuğa yaslamıştı yine, sanki her an kalkacak gibi destek alıyordu. Hala güvenli hissetmiyordu konakta.
Halam beni farketti ve,
“Günaydın” diye karşıladı. Bana dönen gözlere karşılık ben de masaya döndüm.
Masaya oturduk ve kahvaltıya başladık. Halam yine şükürler eşliğinde birçok ailenin ayıplarını, hatalarını anlatmaya başladı. Durdurmaya çalışsam da ruhunda vardı halamın bu karşılaştırmalar. Soyadımızı yüceltmek için diğer soyları ezmek adeta hobiydi onun için.
Yasemin de ona katılıyor, sık sık dönüp bana bakıyordu. Hala aramız pek iyi sayılmazdı. Son birkaç ayda kaçan hareketleri sabrımı tüketmişti. Sert bir uyarı olmadan da kendine gelemiyordu genelde. Şu sıralar Eslem’e attığı bakışlar çok hayra alamet değildi. Benden çok göz hapsine alıyordu Eslem’i. Yakın zamanda bekliyordum bir hamle.
Ben yokken ne kadar canını sıkıyordur bilmiyorum ama Eslem de kendini kolay kolay ezdirecek bir kadın değildi neyse ki. Beklediğim tam tersine…
Böyle dik başlı olmasından rahatsız olacağım sanırdım ama biraz hoşuma bile gidiyordu.
Yine siyah giymişti. Yeni kıyafetler olduğu belliydi, Eslem kendini içinde rahat hissetmiyordu. Sürekli çekiştirip duruyordu. Seçimlerinde Rojda’nın etkisi olduğuna da emindim. İlk geldiğinde giydiklerinin aksine daha cüretkar kıyafetlerdi. O desenli dökümlü kıyafetler gitmiş yerine tek renk ve vücudunu saran kıyafetler gelmişti. Yakışmıştı da. Bakmamak zor oluyordu çoğu kez.
Yine bir dilim ekmekle peynir almıştı tabağına. Hemen yanında duran yumurta tabağını küçük küçük itekleyerek uzaklaştırmaya çalışıyordu öncekinde olduğu gibi. Kokusu rahatsız ediyordu sanırım.
Tabağının bir eksiği salatalık uzağında kalmıştı bu kez. İstemeye de cesaret edememiş, bu sabahlık mahrum kalmıştı salatalıktan.
Çayını hepimizden erken bitirdi her zamanki gibi. Ya Gevher’in farketmesini bekliyordu ya da biri isterken araya sıkıştırıyordu kendi bardağını da. Ve şuan masada çayını bitirmeye yakın kimse de yoktu. Yarısı dolu bardağımı aldım elime ve bitirdim hepsini.
“Gevher!”
Eslem yine sızdı araya ve çayına kavuştu.
Geceki arsızlığı da bu çekingen hali de iyiydi…
Kahvaltı bitince kalktım ayağa. Herkes birden ayaklandı, halamla Aliler’in önünden çıktım dışarı.
Halam iyice yaklaşınca,
“Hala havalar epey sıcak şu yumurtaları kaldırın ağır kokuyor” dedim.
“Haklısın, kokusu çıkmıyor sabah sabah tüm salondan. Yarından kaldırtıyorum artık”
Uzattığı ceketi giyip çıktım konaktan.
Hata ediyorum hata…
Hata ediyorum da…
Arabaya binince Gökhan’a döndüm.
“Gökhan yukarı odaya bir klima taksınlar bugün”
“Klima?”
“Klima Gökhan”
“Sen istemezdin öyle şeyler ağam”
“Lazım geldi istiyorum Gökhan, üst kattaki odaya klima takılacak. Bugün”
“Tamam ağam”
Götü başı açık camı açık…
Olmaz…
Hem sesi de var…
Hata ediyorum!
Hayırlısı…