Sabahın ilk ışıkları ormanın sık ağaçları arasından sızıp odama dolarken, kapıyı her zamanki sessizliğimle araladım. İçeride beni bekleyen manzaranın, sarsılmaz sandığım tüm savunma hatlarımı tek bir saniyede yerle bir edeceğinden habersizdim. Gözlerim yatağa kaydığında, donup kaldım. Dün gece odamda bıraktığım o hırçın, kaçış planları yapan "küçük dedektif" gitmiş yerine yatağın için gömülmüş, darmadağın saçları yüzüne gözüne karışmış bambaşka biri gelmişti. Ama beni asıl şoka sokan şey, üzerindeki kıyafetlerdi. Odamdaki dolabımı karıştırmış, en alt raftan benim siyah eşofman altımı ve rastgele bir tişörtümü çekip giymişti. Giymişti demek hafif kalırdı resmen kıyafetlerimin içinde kaybolmuştu. Benim için jilet gibi duran o eşofman, Bahar’ın narin bedeninde bir çuval gibi duruyordu. Bel

