FİDAN: Elimde telefon, Mirza’nın öfkeden morarmış yüzüne bakakalmıştım. Mirza hızla içeri yöneldi. “Kapat Narin, şimdi mahvolduk!” dedim. Koridorda koşarak salona geçtim. Mirza eline silahını almış şarjöre kurşun yerleştiriyordu. Öfkeden soluk alış verişi değişmiş, göğsü körük gibi inip kalkıyordu. “Mirza ne yapıyorsun?” dedim cevap vermedi. Tezgaha yürüdü arabanın anahtarlarını aldı. Hesap sormaya gidiyordu. Şu anda hesap sormak her şeyi yerle bir ederdi. İki haftamız vardı, burada herkesten uzak iki hafta kalıp kararı bekleyecektik, sonra çıkıp alnımız açık herkese açıklayacaktık. Olmazdı şu anda olmazdı. Mirza kapıya yöneldiğinde kendimi kapıya attım, kapının önünde kollarımı açıp durdum: “Mirza hayır gidemezsin, yalvarırım dur! Kime gidiyorsun? Kime neyin hesabını soracaksın?”

