FİDAN: Yatakta oturmuş Mirza’nın suratına öylece bakıyordum. Üzerinde toprak tonlarda takım elbisesi, koltukta bacak bacak üstüne atmış oturuyordu. Elinde kahve fincanı vardı. Daha dün bana kızan, köpüren adam şimdi Kıbrıs’a gitmeyi teklif ediyordu. Ellerimi karışık saçlarımdan içeri geçirdim: “Gelemem ki Mirza, yakında açılacak karma sergiye bir tablo yetiştirmeye çalışıyorum.” dedim. Gerçekten de okulda yakında bir sanat etkinliği için karma bir sergi açılıyordu ve hocam son tablomu bu sergiye koymak istediğini söylemişti. Hiç acele etmeden fincanı sehpaya koydu. Yerinden kalkıp yatağın kenarına geldi, yüzüme düşmüş bir tutam saçı kulağımın arkasına yerleştirdi. “Gelmelisin Fidan, yoksa Fırat konusunda ne yaparım, kendime hakim olabilir miyim bilmiyorum. Beni ancak sen dizginleyebil

